‘Bu başlığı okuyan her vatandaşım diyecek ki çüş. Bence kimsenin kızmasına gerek yok. Çünkü ülkemizi yönetenleri biz seçiyoruz, başkası değil. Ülkemizi bu hale getirenlerinde seçilmişlerin olduğu gayet açıktır ama o seçilmişlerin arkasında da halkımız var. Her seçim dönemlerinde inanılmamız vaatleri söyleyerek halkın kandırılması ve tabii ki halkımızın bu boş vaatlere kanması. Sonuç ise şuan ki mevcut durumdur.

Şimdi bir oturup düşünelim Allah aşkına mesela seçim dönemi yaklaşıyor, yılsonuna doğru seçim olacağı herkesçe bilinir. 30 yıldır tek düzen vaatlerle çalışmış kişiler yine vaatlerde bulunacak ekonominin anahtarı benim elimde diyecek ve seçilecek, sonra üç- beş kişiyi işe alıp, seçim dönemine kadar idare edecek, yeni bir seçim döneminde de vatandaşlarım ben bunları, bunları yapmak istedim Türkiye hükümeti izin vermedi. Bu kötü gidişattan Türk büyükelçiliği yetkilileri sorumlu diyerek işin içinden sıyrılıverecektir.

Tabi halkımızda bu söylemlere kanarak ne yazık ki 30 yıldır yaptığı gibi aynı zihniyetlere oy verecektir. Hâlbuki bu vaat veren hiçbir gerçekçi dayanakları yokken biz şimdi halkın oylarını kandırarak alalım, onları tekrar uyutmak kolaydır düşüncesindeler. Zaten 30 yıllık vaatlere baktığınız da hep aynıdır. Halkımıza allayıp pullayıp aynı şeyleri söylemişlerdir. Bu düzenin artık değişmesi gerekli dostlarım.

Çuvaldızı kendimize iğneyi başkasına batıralım kardeşlerim. Artık yalan yanlış ve alınmışlık söylemlerden vazgeçelim. Ve hatamızdan dönelim. Hepimiz suçluyuz. O bunu dedi, şu şunu dedi söylemlerinden de artık bıktık. Konuşmanın zamanı geçti, yapıcı adımlarla ülkemizi yeniden imar etmenin zamanı da geçmek üzere. Birbirimizle vuruşurken, bakanları zevklendirmeyelim.

Bu arada grev yapan Öğretmenleri de kınıyorum. Yaptıkları çocuklarımızın geleceklerini karartmaktan başka hiçbir şey değil. İdealist ve vatansever öğretmenlerimiz, ne zaman bu kalitesiz ve boş eylemlere karşı gelecekler…’
(Mustafa Tıngır-PAŞAKÖY)

‘Talihsiz ülke!..’

‘Tüm KKTC halkının ihtiyaçlarına cevap verecek, önemli bir iştigal alanı olan tarımı da kapsayacak şekilde, tüm ekonomik ve sosyal hayatı kapsamak yerine, “En iyisini biz biliriz ve yaparız” ve “ kalkınma, küreselleşme, özelleştirme…vs. gibi sözcüklerle, güncelleşmemiş akademik bilgi ve gerekli deneyim olamadan, imzalanacak protokollerin uzun devredeki hedefler ve sonuçları üzerinde analiz ve düşünme disiplini olmadan, hazırlanan protokollere gerekli katkıyı koymadan sunulan protokolleri imzalamak, gün geçtikçe daha normal bir süreç haline geldiği artık inkar edilmez bir gerçektir.

En acı gerçek de, sadece kalkınma için büyük başarılar elde edildiğini basına alışılmış cümlelerle kamuya yapılan açıklamalar, yetkililerimizin vaz geçilmez siyasi kültürü haline geldiği gözlenmektedir.

Ancak, belki de kendilerinin de inanmadığı gibi, Anavatan yetkililerinin belli amaçlara yönelik dikkatle hazırladıkları protokollerin, değiştirilmek için yapılmadığı, uygulanmak için imzalanmış olduğunu, iyimser KKTC yetkililerinin anlamış olduğunu ve gelecekte sadece kuramsal bilgiye ek olarak, deneyimli KKTC içinde veya dışında belki de gönüllü dahi çalışacak vatandaşların da var olabileceğini düşünerek, bilgi ve tecrübesine başvurmak gereğini duyacakları ümit edilmektedir.

Çok önemli, başka bir dilekte, gelecek ilişkilerin, başta Rumları daha fazla sevindirecek, sorumluluk duygusu olan tüm yetkilileri, daha fazla isteklerini kabul ettirmek yerine, sonucu belli olmayan tahrik edici olabilecek söylem ve gösterileri, soğuk kanlılıkla analiz ederek beyanat ve davranışlardan kaçınmaktır. Yaşananlarla hepimize iyi bir ders olduğu düşüncesiyle. Saygılarımla…’

‘Beceriksiz politikacılarımız!’

‘Para aldığını, Ankara’dan dilendiğini, Ankara yardım elini uzatmazsa halkını yönetemeyeceğini, kontrol edemeyeceğini, koltuklarını yitireceklerini kapılarında itiraf eden liderleri ve yöneticileri kim ciddiye alır ki!!

İşte varılan noktada Ankara hükümet yetkilileri, başta Tayip Erdoğan, Kıbrıs Türklerini nasıl gördüklerini net biçimde ortaya koydular. Söylenenlere bakınız, Şehitler vermişler, kan dökmüşler, Kıbrıs’ta stratejik çıkarları varmış. Kıbrıs Türkünün döktüğü, verdiği ne idi? Onların söz hakları yok mudur bu topraklar üzerinde?

Hey Allahım, ne günlere geldik?

Kıbrıs Türklerini Ankara’daki Erdoğan hükümeti ile, medyası ile karşı karşıya getiren , gerginliklere ve güvensizliklere neden olan, bence, beceriksiz politikacılarımız, lider diye geçinen çıkarcılarımızdır. Lütfen, daha kırıcı olmadan, anlayışla, hoşgörü ile kucaklaşmaya bakılsın. Aksi takdirde sonuç felakettir..’
(Olgun – LEFKOŞA)

‘Mısırlıları örnek alın’

‘Kalp kalbe karşıdır.
En kısa zamanda Kıbrıs’tan Türk askeri çekilir.
Size verilen paralar verilmez..
İnsanda biraz gurur olur.
Mısırlıları örnek alın kendinize
Ne haliniz varsa görün…’
(Ahmet YILMAZ-MERSİN)

‘Kimse aramızı açamaz’

‘Merak etme Levent Bey çok dalkavuklar gördük, rantçılar gördük; Bir baltaya sap olamayanlar milli değerleri lütfen ağızlarına almasınlar..

Mücahit Kıbrıs Türkü ile Anavatanımızın arasını hiçbir provokatif güç açamaz...1980'de bu oyunu bizzat yaşadık, şimdi sıra KKTC'de mi deneniyor? Ne dersin? Sizin kulağınız delik, lütfen bizleri de biraz aydınlatıverir misiniz? İyi çalışmalar...’
(Selçuk Örtülü-LEFKOŞA)

‘Kardeşlik bu kadar kolay bitmemeli’


‘Levent bey, Türk halkının o pankartlar karşısında ne hissedebileceği ile ilgili bir yazı yazabilir mısınız?yaşanan bir sorunda hemen ayrılık kelimesini kullandığınız için ayrılığa hevesli olduğunuzu sezdim.Eğer kardeşlik bu kadar kolay bitiyorsa en azından zatıalinizle hiç kardeş olmayı başaramamışız demektir…’
(Doğan-İZMİR)

‘Eroğlu’nun imzalı resmi ile baskı’


‘Levent Bey, Mağusa limanındaki gerek çevre kirliliğine gerekse Mağusa gümrük dairesindeki çarpıklıkları aktardığınız için size teşekkür ederim.

Bir gün fırsatınız olursa başımıza Mağusa Gümrük şube amiri olarak getirdikleri Ali Nazif'in tam baş ucunda duran Derviş Eroğlu tarafından Ali beye özel imzalanan resmi görünce olayları daha iyi anlayacaksınız. O çerçeve ile odasına gelen her memura baskı yaptığını sanıyor. Yani yaptığı yolsuzlukların arkasındaki destekçi çerçevede saklı. Ayağınızı denk alın demenin yeri... Böyle bir dairede çalıştığım için amirlerimden UTANIYORUM..’
(İsmi mahfuz)

‘Daha çok kişi kaçacak!’

‘Denize düşen Güney'e kaçıyor, daha çok gidecek olan var. Yapılan haksızlıklar, partizanlıklar, verilip de tutulamayan sözler. Yazık çok insan kan ağlıyor. Diğer taraftan da niteliksiz insanlara para dağıtılıyor. Yeter artık. Ekonomi ve Enerji Bakanımıza soruyorum, neye dayanarak Erhan Kaya ile böyle bir protokol imzaladı.

Aldığım duyumlara bir çok kesimden eleştiri alıyor. Sayın Sunat Atun, yaptığınız bu partizanlık yerinde olmuş olsaydı o kadar göze batmayacaktı. Paraları dağıtırken ya da birine iş verirken daha dikkatli olun bu sizin sonunuz olabilir…’
(Hüseyin-LEFKOŞA)

‘UBP’nin prensibi seçmene yatırımdır’

‘Hangi prensiplerden bahsediyorsunuz Levent hocam.

UBP’de hakim olan tek prensip seçmene yatırım yapmaktır, ama kendi seçmenine.
Ülke çıkar ve menfaatleri için çivi çakmayanlar bunlar değiller mi?

30 yılı aşkın süredir, ama bize müstahaktır. Karpaz insanının dini ve milli duygularını istismar edip ellerindeki birer oyuncak gibi kullanmalarını izin verdiğimiz için bize her şey müstahaktır. Bizler yaradılanı yaratandan ötürü sevenlere gönül verenler olarak bu zihniyete sahip olan kimselerin olmamasından dolayı ezilmeye hor görülmeye mahkumuz.
Elbet hesap günü gelecek . Ha burada olur ya da öbür dünyada  olur.
Çaldıkları sömürdükleri her şeyin hesabını yaratana vereceklerdir…’
(Tuğrul-KAPLICA)

‘Beni de tutuklasınlar’


‘TC Yargısına etki etmek istemeyiz ama, halen Ergenekon ve Balyoz davaları nedeniyle tutuklu bulunan, komutanlarımız, ya bizim öğretmenliğimizi, ya da görev hayatımızda komutanlığımızı ve çalışma arkadaşlığımızı yapmış milli değerlerimizdir. Ricamız dava sürecini hızlandırın ve bitirsinler, birde unutmasınlar ''Kır atın yanında yatan ya huyundan ya suyundan alır.''

O zaman bizimde TC hudutlarına elimizi kolumuzu sallayarak girmememiz gerekir. Bu insanların elinde yetişmiş bir KKTC Güv. K. K.lığı emekli Kurmay albayı olarak ricam gereğini yapmaları, gerekirse TC’ne girmem halinde tutuklanma kararımın alınmasıdır…’
(M.K.TÜMKAN)

Günün Fıkrası

 

Erkek milleti


Adamın birine sayısaldan büyük ikramiye çıkıyor.
Karısına bile söylemiyor.
Sabaha karşı ikramiyeyi almak için yola çıkıyor.
Tam yarı yola gelmişken bir telefon.
Arayan kayınbiraderi...
- Nerdesin enişte ?
- Dışarıdayım hayırdır?
- Çabuk eve gel
- Ne oldu ? Çok mu acil?
- Hemen gel !... Ablam !...
- Yoksa hasta mı ?
- Yok sizlere ömür!... Başımız sağ olsun....
Telefonu kapattıktan sonra adam bulunduğu yere çöküyor....
Ve gülmekten kendini alamıyor,
'Ey güzel Allah'ım, verdikçe veriyor, verdikçe veriyor '

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31