Dünden önceydi…

Sarayda faaliyetteydi yine…

Her zaman olduğu gibi kalabalıktı…

Başrolde her zaman olduğu gibi koltuktu…

Bir koltuk daha vardı, etti iki koltuk…

Esas koltuk ekranın sağındakiydi…

Koltukların arkasında kadife perdeler.

Kadife perdelerle koltukların arasında saksı çiçeği…

Esas koltukta her zamanki gibi Eroğlu oturuyordu…

Soldakinde ise TC’li konuk…

Eroğlu cumhurbaşkanlığı görevi sonlanıncaya kadar oranın değişmezi olacak… Ama konuklar değişebilirler.

Bu seferki konuklar telekomünikasyon piyasasından…

KKTC’ye yeni bir teknoloji getirecekler.

“G” bilmem ne…

Bizde de uygulayacakları sistemi cumhurbaşkanına anlatmaya gelmişler.

“Son moda, son teknoloji” dediler.

Eroğlu geri kalmaz, “Çok iyi, çok iyi, bizim nesil de iyi kullanır bu telefonları” dedi, baş salladı…

Telekomünikasyoncular, bacakları bitişik, elleri saygılı, ağızları hafif büzülmüş halde konuşuyorlardı.

Konuları belliydi.

İş yapmak.

Kıbrıs’ı bir daha kendilerine hortumla bağlamak.

Bu hortum başka hortum…

Sadece geri emişi var…

Üflemesi yok.

Hüüüp diye emer.

Ne toz bırakır ne de kül.

Ne varsa götürür.

Nefesedir giden paralar.

Konuşmaya.

“Son teknoloji” dediler.

“İş yapmaya geldik” dediler.

Eroğlu, “Çok iyi, çok iyi” dedi, baş salladı…

Onlar  “Hizmet getirdik” dediler.

Ve sözlerine,  ”KKTC için her zaman yardıma hazırız” diyerek devam ettiler

Eroğlu, “Çok iyi, çok iyi” dedi, baş salladı…

Başrolde koltuk vardı.

Baş koltuğun karşısında başka bir koltuk vardı.

Onların arasında saksıdaki çiçek…

Baş koltukta görev süresi boyunca değişmeyecek Eroğlu, diğer koltukta TC’li telekomünikasyoncu konuklar…

Bir konuklara baktım bir Eroğlu’na.

Sonra koltuğu düşündüm.

Tahtadan yapılanlar var.

Sağlam olsun diye cevizden, bazen metalden imal edilenler.

Ama oturulan kısım kumaş, kumaşın altında da ille sünger bulunur.

Ki rahatsızlık vermesin.

Oturan kalkmak istemesin.

“KKTC’ye yardıma her an hazırız” diyordu esas koltuğun karşısındaki koltukta oturan telekomünikasyoncu.

Esas koltukta oturan ise “Çok iyi” diyordu gülümseyerek ve baş sallıyordu…

KKTC’yi düşündüm.

“Hey” KKTC dedim…

Dağların bayraklarla dolduruldu ama denize bat diye dağlarını erittiler…

Şimdi de dört bir yanını koltuklarla döşediler…

Koltukları süngerli yumuşak, sağlam yaptılar…

Çünkü koltuklardır bu ülkede tek görev yapan…

Görevleri ise belli…

Makamdakiler rahat otursunlar, gelene gidene baş salasınlar diye…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31