Bir konsolosun sigortasız işçi çalıştırılmasına ön ayak olduğu, aynı konsolosun çalışan kadınları taciz ettiği,konsolosluk çalışanlarına mobbing uyguladığını hatırlamayanlarınız varsa arşivlerden 3 Ağustos 2009 tarihli yazımı açıp okuyabilirler. Ogün demiştim ki:

“KKTC İzmir Konsolosluğu'nda, geçen yıldan bu yana süren ve konsolos tarafından yapıldığı iddia edilen sözlü ve fiziksel tacizlerden bahsediliyor. Mağdur olduğunu iddia eden konsolosluk çalışanı kadın, Türkiye Dışişleri Bakanlığı'na ve KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu'na şikâyette bulunmuş. Üstelik ardından yalnızca bir kişinin değil, dört kişinin buna benzer şikâyetleri olduğunu öğrendik.

Hem sözlü, hem fiziksel, hem de psikolojik tacizlerden bahsediliyor. Şikâyetlerin ardından konsolos KKTC'ye çağırılmış. Dışişleri Bakanımız, konuyla ilgili raporu beklediğini, gerekirse konsolosun görevden alınacağını söylemiş.”

Ne konsolos görevden alındı, ne de o şikâyetçi çalışanların şikâyetleri hakkında bir arpa boyu yol kat edildi.

Üstüne üstlük Eski İzmir Konsolosu, şimdilerde Pakistan’da, İslamabat’ta KKTC temsilcisi olarak görevini sürdürüyor.

Besbelli unutulacak sandılar. Belliki konsolosu uzaklaştırınca, bir süre içinde artık konu kapanacak zannettiler: Yanıldılar.

Hiç kimse unutmamış. Dünkü yazımdan sonra telefonlarım susmadı. Elektronik posta yolu ile duygularını, düşüncelerini paylaşmak isteyen ne çok insan varmış.Kimisi dış işleri çalışanı, kimisi sıradan vatandaş, kimisi o günlerde İzmir Konsolosluğumuz’da görev almış kişiler. Bazısı da o günlerde konsolosluğa işi düşenler. Kıbrıs’tan, İzmir’den, Ankara’dan pek çok ulaşan oldu bana.

Unutmamışlar!

Bekliyorlarmış!

Konsolosun da, ona el ayak olanların da akıbetini merak ediyorlarmış.

En çok da tacize uğrayan kadın çalışanın sessiz kalışı merak ediliyor.Nasıl korkutuldu, neyle susturuldu diye sorup durdu insanlar.

 Şanssızlık eseri bahsi geçen dönemde, İzmir KKTC konsolosluğunda staj yapmak durumunda kalan kızın yaşadığı travmanın haddi hesabı yoktur mutlaka. Meslek yaşamının başında, iş yaşamındaki eşitsizliği ve ataerkil zihniyetin en etik dışı yöntemlerinin yaşamına ilke edinmiş kişilerin stajında çalışması büyük şanssızlık olmuş. Hem de KKC Devletinin kurumlarından birinde…

Kimbilir, şimdi, İzmir 3. İş mahkemesinden çıkan sonuçtan cesaret alıp da hakkını savunmayı isteyebilir belki de… Hem kendisine hem de kamunun yararına önemli bir adım olur bunu yapması.

Başka enteresan bir şey daha var İzmir Konsolsosluk skandalında: Ülkemiz siyasetinin bir döneminin ileri gelenlerinden birisi olan ve meslek yaşamını İzmir’de sürdüren bir doktorun kızının da İzmir Konsolosluğu skandalının içinde yer almasına karşın kendisinin ve babasının sessizliği şaşırtıcı. Belki de devlet işlerinin ilerleyişi hakkında epey tecrübesi ve derin bilgisi olduğundan sessiz kalmıştır sorumlu doktorkişi ve ailesi; özellikle de kızı.

Kime sormaya kalksam korkuyor!Neyi sorsam kaçıyorlar.İnsanlar konuşmaktan çekiniyorlar bu konuyla ilgili olarak. Mesela Dış İşlerinde çalışan bir arkadaşımı aradım; sordum. Beni karıştırma Çiğdem’cim dedi.

Düşünebiliyor musunuz? Belli konularda haksızlığı ispatlanmış bir dış işleri çalışanı için bile kimse ağzını açmak istemiyor.

Bu bir dedikodu değil ki artık! Hukuk yolu ile olayın içerisinde yer alan ahlaksız, kural dışı, yolsuz işlemlerin varlığı gün gibi ortada. Ama bütün bu işlerin patlak vermesinden sorumlu, tüm suçlamaları kendi üzerinde toplamış bir dış temsilci, İslamabad’da görevine alnı açık(!) devam ediyor.

KKTC’nin imajı, Kıbrıslı Türklerin yüzü, KKTC devlet işleyişinin örneğini Pakistan’da yaşatıyor bahsi geçen kişi. Hem de hakkında süregiden söylentilerin gerçekliği konusunda hukuki hakkını arayan kişilerin ispat ettiği bir dizi kuraldışılık varken.

Bu durumda Dış İşleri Bakanlığımız ne yaptı ve ne yapacak çok merak ediyorum. Bilmem farkında mı, ancak tüm görev bakana düşüyor bu noktadan sonra. Elbette ne yapacağını ben söyleyemem kendisine.Ancak ben olsaydım bir dakika görevinde kalamazdı o dış temsilci. Çünkü hem Dış İşler Bakanlığı’nın, hem devletin, hem de tüm Dış İşleri çalışanlarının onuru söz konusu.

Mağdurların uğradığı haksızlıklar ve iki yıla yakın bir süre devletin en üst makamlarının bilgisinde devam eden olan bitenler ödüle mi, cezaya mı layık bulunmalı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31