Kıbrıs Türk halkının sosyal kültürü ciltler dolusu kitaba konu oluşturacak kadar zengin ve yoğun. Yaz yaz bitmez, anlat anlat tükenmez…

“Naftalin Kokulu Kıbrıs” adlı son kitabım üzerine beni arayanların verdikleri yeni bilgilerden kısa sürede öylesine yüklü notlar oluştu ki, bunların izini sürerek yeni kitaplar yazabileceğim sonucuna vardım.

Dokusunda bu kadar zengin ve soylu bir tarihi barındırmakta olan halkımız geçmişi ve kimliğiyle ne kadar övünse azdır. Kıbrıs Türk halkının bu topraklarda bıraktığı izlerden silinmez bir bellek oluşturabilmek adına benzeri kitapları yeni nesillerle buluşturma yükümlülüğü omuzlarımızdadır. Eli kalem tutanlar olarak bu yükümlülükten kendimizi soyutlayamayız. Bizi bekleyen görevin her zaman bilincinde olmalı, silinmez toplumsal belleği oluşturma misyonumuzu gücümüz yettiğince yerine getirmeliyiz…

Lefkoşa’nın ünlü simalarından sevgili Tuncay Apakgün’ün tek başına bana anlattıkları bile “Naftalin Kokulu Kıbrıs” tarzında yeni bir kitabın geniş bölümünü oluşturacak nitelikte. Apakgün çok yönlü Lefkoşalı bir aydınımız. Lefkoşa’yı ve toplumsal nostaljiyi ondan dinlemek başlı başına bir keyif… “Naftalin Kokulu Kıbrıs”ı kitapçı raflarından ilk alanlardan ve imzalamam için bana getirenlerden biri.

Tuncay Apakgün, ülkemizdeki izcilik örgütünün kurucularından ve duayenlerinden. Sadece Kıbrıs Türk izcilik tarihine dair anıları bile yoğun ve müthiş bir albeniyi içeriyor. İzcilik örgütünü oluşturup yaygınlaştırırken, ta 1950’lerden beri neler yaşamamışlar ki… Onun futbolumuza dair anılarının bambaşka bir zenginliği var… O, efsane kulüplerimizden YAK (Yenicami Ağdelen Kulübü) tarihine adını altın harflerle geçirmiş bir duayen yönetici. Futbolumuzun eski parlak günlerini de tüm gerçekçiliğiyle ondan dinleyebiliriz. Belediyecilik hareketimizin de iz bırakmış isimlerinden. Lefkoşa’nın unutulmaz Belediye Başkanı Mustafa Akıncı’nın Belediye Meclisi’nin muhalif üyelerinden. “UBP listesinden belediye meclis üyeliğine seçildiğime bakmayın. Lefkoşa’nın yararına olacak işlerde TKP’li Akıncı ile çok uyumlu çalışmalarımız vardı..” diye o günleri anlatmaya başladığında, belediyeciliğimize ilişkin ondan çok şeyler öğreniyoruz. Bugün ekonomik değerlerimizden biri olan süt endüstrimizin tarihine dair ayrıntıları da ondan dinlemeliyiz. Şimdi yurt dışına açılan ender firmalarımızdan biri olan “Reha Süt Ürünleri Fabrikası”nın ilk kurucuları arasında Apakgün Ailesi var. Tuncay Apakgün bürokratlık günlerinde, 1963 toplumlararası çatışmalarından sonra, Lefkoşa Türk bölgesi Su İşleri Dairesi’ni örgütleyen bir avuç görevlimiz arasındadır. O nedenle Lefkoşa’yı da adım adım, ev ev bilen birisi…

O konuşurken sanki karşımda Lefkoşa dile gelmiş kendini anlatıyor tüm ayrıntıları ve bilinmeyenleriyle. Ve ben sevgili Tuncay Apakgün’ü kışkırtıyorum boyuna: “Konuş Lefkoşa’m, konuş…”

“Naftalin Kokulu Kıbrıs”taki Kuruçeşme sokağını dair bölüme şu katkı geliyor örneğin bu konuşmadan:

“Vakıflara ait Karakaş Apartmanı’nın bulunduğu yer geniş bir bahçelikti. Bahçeliğin ortasında da büyükçe bir havuz vardı. Lefkoşa’nın gençleri sıcak yaz günlerinde o havuza girip serinlerlerdi. Hamamcı Aşık Hüseyin havuzun kiracısıydı. Havuza giren her gençten birkaç kuruş ücret alırdı. Havuzun kenarında dolanır ve havuzda süresini dolduranlara elindeki uzun kamışla dokunup ‘hadi sen çık, zamanın doldu’ diye uyarıda bulunurdu.”

Hikmet Afif Mapolar’ın Mecidiye Sokağı’ndaki ünlü Kitap Sarayı’nı çeşitli yönleriyle irdeledim ya, o mekanın geçmişine dair de şu anısı var Apakgün’ün: “Mapolar’ın Kitap Sarayı’ndan çok önce orası şehrin hovardalarının devam ettiği bir gazinoydu. Çok da işleyen bir gazino. İçinde güzel kadınlar vardı. Ben çok genç bir Lefkoşalıyken dayım taksi işletmecisi Kambillili’nin Sarayönü’ndeki yazıhanesine gitmek için bu gazinonun önünden geçerdim. İçeriden gelen eğlenceli sesler hala kulağımda. Belki de sırf bu yüzden Mecidiye Sokağı’ndan geçer ve gazinonun aralık kapısından içeriye kaçamak, korkak bakışlar atardım.”

Altında Çağlayan Çocuk Parkı bulunan Flatro Burcu’nun İkinci Dünya Savaşı dönemindeki manzarasına da Apakgün’ün anılarından bakıyoruz: “Tüm evlere yayılan dokuma tezgahlarında harıl harıl üretim yapılmaktadır. Bu tezgahlarda kullanılan ipliklerin boyandığı yer de Flatro Burcu’ydu. Daha sonra ekonomimizde büyük söz sahibi olacak olan ünlü Boyacı Ailesi’nin adı oradan gelmektedir. Çünkü dokuma tezgahlarına ulaştırılan ipliklerin boyanmasındaki uzman aile Boyacı’lardı…” 

 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31