Bir süreci başarıya götüren en önemeli faktörlerden biridir süreklilik.

Suya taşı deldiren güç, su damlasının kuvveti değil sürekliliğidir derler bu yüzden.

Hatta bu o kadar önemlidir ki sürekliliğin sağlanmadığı anlık, yani belli bir zaman aralığı içine sıkışmış çabalar başarısızlıkla sonuçlandığı durumlarda bir sonraki çaba için demoralizasyon kaynağı olur.

Siyaset böyle örneklerle dolu bir alandır.

Bilhassa Kıbrıslı Türk solu böyle örneklerin üreme alanı gibidir.

Her köşe başında bir şeyler yapılması gerektiğini söyleyerek heyecanlanan bir gence, “hiçbir şey olmaz abim, biz çok yaptık hiçbir şey değişmez!” diyen eski bir solcuya rastlarsınız.  

Merkez solun dışında kalan sol yapıların(ki merkez solun halkın ihtiyaçlarını karşılamak yerine git gide sağcılaştığı bir süreklilik ortaya koyduğunu belirtmeliyiz) tarihsel süreç içerisinde bir türlü beceremediği bir konu oldu süreklilik.

Girişilen her çaba bir şekilde kesintiye uğradı ve 70’lerden bugüne sürekli yeni girişimler ve yeni hayal kırıklıklarına sahne olan bir siyasi pratik yaşadı sosyalist sol.

Kimileri bitmiş süreçleri bitmemiş gibi tasvir ederek kendini kandırdı, kimileri terk ettiği siyasi çizgisin mazisiyle avuttu kendini.

Bazıları ise daha fazla ileri gitmek istemedi başkalarının da gitmemesi için elinden geleni yaptı ve yapıyor.

“Bu daha çok yengeç sendromuna benzer bir durum.

Yengeçler içine kondukları kovadan çıkmak için sürekli uğraşırlar.

Ne zaman bir tanesi çıkmak için kıskacını kovanın ucunu takabilse diğerleri onu aşağı çeker.”

İşte sol statükonun yaratıcıları da böyledir.

Çünkü onlar sol içi yaratılan statükodan beslendiler.

Ve hala daha bu şekilde kendini kandıranlar var.

Ancak doğa da boşluk kabul etmemeye devam ediyor.

Boş bıraktığınız her alanın başkaları tarafından doldurulduğu bir ortamda siz süreklilikten bahsedemezsiniz.

Yapmaya girişmediğiniz “sorumluluklarınız” yerinizde durmak için yarattığınız nedenlerle meşrulaşmıyor.

Çünkü süreklilik durarak var olmak değil sürekli hareket halinde geri gidişleri de barındıran bir ileriye gidiş sürecidir.

Bizim solcularımız ise sürekli bir bahane üretme süreci yaşıyorlar.

Dolayısıyla bugün önüne hedefler koyarak ilerlemek niyetinde olan sol, sadece sistemin statükosunu yıkmakmecburiyetinde değil, aynı zamanda sol içi statükoyla da mücadele etmek zorunda.

Daha doğrusu sol içi statükoyu aşamayan bir sol sistemin sınırlarına zorlayamayacaktır.

Bu yüzden bu statükoyu aşmalıyız.

Bunu başarabilmemiz sürekliliği sağlamaya bağlı.

Yerinde saymanın bahanelerini bulmak, kovada bir birini aşağıya çekmek yerine  beraber kovadan çıkabilmenin yollarını aramak.

Statükoyu yıkacak olan süreklilik budur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31