Glafkos Kliridis, Niyazi Kızılyürek ile yaptığı uzun söyleşide, Kıbrıs Tarihi ile ilgili kimi ezberleri bozacak önemli açıklamalar yapar. 

(Bkz. Niyazi Kızılyürek. Glafkos Klirides. İletişim Yay.) 

Bence bunlardan en önemlisi, Kliridis’in bütün Kıbrıslılar’ın ayakları taşa vursa, birbirlerini ve anavatanlarını suçlama alışkanlıklarının, doğru bir tespit olmadığına ilişkin sözleridir. 

Eski Rum Cumhurbaşkanı, Ankara’nın, 1960’tan 73’e; Atina’nın ise Karamanlis’ten Albay Papadopulos’a kadar, adada bir çözüm aradıklarını ve çözüm girişimlerini desteklediğini söyler! 

Ona göre kusur, Kıbrıslılar’dadır. 

Çünkü Kıbrıslılar her iki tarafta da uluslar arası politikacılar değil; “ulusal önderlere” sahiptiler. 

Ve “kendi köyleri”nde oynamak, onlara yetiyordu! Bunun sonucunda, Makarios Atina ile Denktaş da Ankara ile “oynamaktaydılar”! 

Ona göre kusur, anavatanlarda değil; Kıbrıslılar’dadır!

Buna karşın, kaç defa anlaşmanın eşiğinden dönüldüğünü de anlatır Kliridis! 

Örneğin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin asıl dağılma nedeni olan Vergi Yasası meselesinde, 1962 yılında kendisinin getirdiği iki tarafın da çıkarlarını gözeten ara çözüm tam kabul edilmişken, Yüksek Mahkeme’nin Rauf Denktaş’ın uygulanmakta olan eski İngiliz Yasası’na karşı davayı haklı bulmasıyla, Kıbrıs Türk liderliğinin elinin kolunun bağlandığını anlatır! 

Ona göre, 1963 krizinden kaçınmak mümkünken, bu fırsat kaçırılmıştır! Makarios bunun üzerine, Karamanlis’in karşı olduğu anayasanın 13 maddesinin değiştirilmesi önerisini sunmuş ve olan olmuştur! 

Tamamıyla, yerel politikacıların kendi pozisyonlarını koruma gayreti olarak yorumlar bunu…

1967 sonlarında Rauf Denktaş’ın ünlü Kıbrıs’a Çıkma girişiminden sonra yaptıkları görüşmede de karşısında “başka” bir adam bulduğunu ileri sürer. 

Ona göre Denktaş’a Ankara’da yaşamak, yaramıştır. 

1968’de, ikisi arasında başlayan Toplumlararası Görüşmeler, aslında başarı ile sonuçlanmış; Rauf Bey nerdeyse bütün önerileri kabul etmiş ama Makarios bir defa daha ENOSİS’i yasaklayan bir anlaşmanın altına imza atmak istemediği ve illâ ki Türkiye ile Yunanistan arasında, Taksim ve ENOSİS’i yasaklayan ayrı bir anlaşma için tutturduğu için, varılan anlaşma, imzalanamamıştır.

Galli Fikirler Dizisi’nde, kendisinin yaklaşan seçimler dolayısıyla, Vasiliu’dan desteğini çekmesinin hata olduğunu da kabul eden Kliridis, Perez de Cuellar Belgesi, KKTC meclisinde oy birliği ile kabul edilirken, Kiprianu’nun önce kabul ve sonra da reddetmesi manevrasının kendisi karşısında, seçimi kaybetme çekincesi sonucu uygulandığını ileri sürmektedir. 

Annan Planı karşısında, AKEL’in “kıvırtması”nın da ayni mantığın bir ürünü olduğunu iddia etmesi gibi… 

“Kliridis karşısında iki seçim yitirmişleridi, üçüncüyü de kaybetmeye, tahammülleri yoktu. 

Hükümete gelmeyi, çözüme tercih ederek, Papadopulos’u destekleme yoluna gittiler…” 

Kendileriyle çözüm çok daha kolay bulunacak sanıp, şimdi de gene yeterli cesareti gösteremiyorlar…

Bugün, “düğümler tarakta”dır…

Her iki tarafta da “köyünün tribünlerine” oynamayı marifet bilenler de gene sahnede… 

Bana kalırsa, bu defa Kliridis’e kulak verelim! Topu habire taca atmaktan, şunu bunu suçlamaktan önce, Kıbrıslılar, biz kendimize bakmalıyız!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5