Günler kısa, geceler uzun artık…

Bu yüzden Mağusa’ya gece erken düştü.

Sokaklar ufak ufak boşaldı.

Pencereler kapandı.

Perdeler çekildi.

Çalışanlar evlerine girdiler.

Ve gece başlayınca sessizlik iyice hâkim oldu.

Serçeler sustu, gece kuşları başladı ötmeye.

Şimdi sabahı bekleme vakti.

Derken telefon çaldı.

-Alaniçi Köyünde işim var, gidelim mi?

-Gidelim…

Bu Alaniçi Köyü, nedir, necidir, kimler yaşar, nerededir?

Mağusa’ya yakın.

Tam Dörtyol’u geç, oradan Geçitkale’ye doğru dön, Mesarya Ovası’nın orta yerinde.

Google’ı açtım.

Alaniçi Köyü yazdım.

İki Alaniçi Köyü çıktı.

Biri Muş, diğeri İzmir Menemen’de.

Bizdeki Alaniçi yok…

Alaniçi yok ama Geçitkale var…

Orada havaalanı da var.

Bir zamanlar oraya da indiğimiz oluyordu.

Babam Omorfo’dan kalkıp, gelip, alırdı bizleri.

Siz vardı bazı günler.

Git, git bitmezdi o yol.

Google’da Dörtyol’u bulamadım…

Ancak bir Dörtyol Omorfo’da da var, onu bilirim…

Atıf’ın bakkaliyesinin orada.

Dörtyol’un  bir yönü bandabuliaya gider, diğer yönü Zodya’ya…

Orada bir kahve var.

Tam köşede…

O kahvenin adı Köşe kahvesi olmalı.

Sanırım 1976 yılıydı.

Savaşın hemen ertesinde.

Duvarlarda hala “tutulmuştur” yazıları doluydu.

Ve yeni gelenler ev tutmaya devam ediyordu.

Türkiye’de de burada da Rumca şarkılar yasaklanmıştı.

Buzukiye hasrettik.

Gizli gizli dinliyorduk kapalı pencerelerin arkasında iken evlerde..

Stelio Kazancidis’i, Mikis Theodorakis’i o günlerde daha çok sevmiştim.

Hele bir şarkıcı vardı ki adını unuttum.

Şimdiki Kapalı Maraş’ı dolaşmıştım o dönem.

Evlerde kapı, pencereden başka alınacak bir şey kalmamıştı.

Yerlerde atılmış plaklar görmüştüm.

Yunanca diye almamış olmalılar.

Ben almıştım ama.

Pikap da vardı.

Çaldım, çaldım dinledim.

Duygulandım.

O plaklar kim bilir hangi evde, hangi duygularla dinlenmişti.

Ve kim bilir o şarkıları dinleyen kulaklar şimdi neredeydiler…

O dönem Omorfo’nun Dörtyolundaki Köşe kahvesinde yasağa inat bol buzukili Rumca şarkılar çalınıyordu ve sahibi de “sıkarsa gelsinler, kapatsınlar” diyordu.

Neyse…

Asıl isimleri Lefkonuk ve Prastyo olan Geçitkale ile Dörtyol’un oralardan Piperisterona yani Alaniçi’ne vardık.

Kocaman köy meydanında durduk…

Meydanda dört kahve…

Bir tanesi meydanın ortasında…

Televizyonu dış duvara monte etmişler.

Köyün erkekleri yol içine konulan masalarda oturuyorlardı.

Sohbet ediyorlarken bulduk köylüleri.

Ne mi oldu?

Daha ne olsun…

Ovanın ortasında köylüler oturuyorlardı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31