Son günlerde Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu ve ekibinin kısa adı KOP olan Kıbrıslı Rumların futbol federasyonları ile bir şekilde birleşerek veya işbirliği yaparak takımlarımızın ve futbolcularımızın yıllardır altında ezildiği ambargodan kurtarmak için bir takım görüşmeler yaptıklarını basından izlemekteyiz. Sayın Sertoğlu bunun “gençliğimizin dünyaya açılması amacı” ile yürütüldüğünü belirtti.

          Bu köşeden halkımıza insanlık dışı bir spor ambargosu uygulandığını ve bunu kınadığımı defalarca belirttim. Bu ambargonun esas sorumlusunun Kıbrıslı Rumlar olduğunu da belirttim çünkü gerçek budur. Rumlar cinayet işleniyormuş gibi yaygarayı basıp her kesi, her şeyi şikayet etmeseler UEFA veya FIFA Türkiye’deki takımların Kıbrıs Türk takımları ile resmi olmayan hazırlık maçlarına çıkmalarını neden umursasın ki? Ancak Rumların istemi doğrultusunda Türkiye takımları Kıbrıs Türk takımları ile resmi olmayan maç bile yapsalar ceza almaktadırlar.

            Bir diğer gerçek de Kıbrıs Türk takımlarının KOP’tan zorla atıldıklarıdır. Kıbrıslı Rumlar, aynen Kıbrıs Cumhuriyeti yönetiminde de yaptıkları gibi Kıbrıslı Türkleri Kıbrıs Futbol Federasyonu’ndan zorla atmışlardır. Bunları Rum düşmanlığı yapmak için yazmıyorum. Gerçek oldukları ve gerçekleri bilmeden bu tip anlaşmalara girmeye çalışmanın genelde hüsran doğuracağını bildiğimden dolayı yazıyorum. Deve kuşu gibi kafamızı kuma sokarak bir şey elde edemeyiz.

          Sayın Sertoğlu ve KTFF ekibi futbolumuzun önünü açmak için bu girişimleri yapmaktadırlar. Ancak beni endişelendiren noktalardan birisi “siyasetçileri karıştırmayacağız” söylemidir, diğeri de görüşmelerin tam bir gizlilik ve bilgi paylaşımından yoksun bir şekilde sürdürülmesidir. Bu, tam da az önce bahsettiğim devekuşu örneği gibidir.

          Kıbrıslı Türkler silah zoruyla ortağı oldukları devletin yönetiminden (buna futbol federasyonu da dahildir) atılmışlardır. O günden beridir de iki halk arasında Birleşmiş Milletler iyi niyet misyonu altında görüşmeler sürdürülmektedir. Görüşmelerin amacı kapsamlı ve kalıcı bir çözüm üretmektir. Bu olası çözüme futbol ve diğer spor dallarındaki federasyonlar da dahil olacaktır. Bugün KTFF’nun devletimizden soyutlanmış bir şekilde Rum tarafındaki federasyonla istediğini yapmaya kalkması, yarın başka federasyonların bu adımı atmasını getirebilir. Bu da KTFF’nun ne yapmaya çalıştığının önemini artırmaktadır. Yani görüşmelerin yapılması değil, ulaşılmaya çalışılan çözümün içeriği çok önemlidir. Yanlış bir adım tüm halkımız için bir felaket olabilir. Bu da bu görüşmelerin sadece KTFF olarak değil, Cumhurbaşkanlığımızın ve Dışişleri Bakanlığımızın da katkısı ile ve kesin bilgisi dahilinde, ve  koordineli olarak gerçekleşmesini gerekli kılar.

          Türk düşmanı eski Rum lider Papadopulos Kıbrıs’ta çözüme “ozmosis”le ulaşılacağını söylemişti. Aslında bu güne kadar tüm Rum liderlerin planı bu idi ama bunu açıkça ifade etme cesaretini gösteren sadece Papadopulos oldu. Kastettiği ne idi biliyor musunuz? Rum tarafı olarak önlerine gelen her BM sürecini yavaştan alacaklar, sunulan planları geciktirecekler veya reddedecekler ki günler aylara, aylar yıllara, yıllar on-yıllara dönüşsün. Bu arada Kıbrıslı Türkler ambargolardan dolayı ezilecekler ve arada sırada “fire verecekler”. Yavaş yavaş önce bir-iki dernek, sonra daha büyük şeyler (spor federasyonları?) mecbur olup Rum yönetiminin altına girecekler. Bir gün gelecek ve baktığınızda Kıbrıs’ta Rum yönetiminin altında azınlık olarak yaşayan bir Kıbrıs Türk halkı olacak. Bu da ilerleyen yıllarda eriyip yok olacak. Ozmosis yoluyla çözüm de tamamlanacak. 

          Eğer KTFF KOP’un altına girecekse, bu tam da ozmosisin başlangıcı olacaktır. “Dışarda tek, içeride iki ayrı otorite” söylemi de pek inandırıcı değildir çünkü unutmayalım ki Rumlar 1960’da iki Cemaat Meclisi ve bir Temsilciler Meclisi yapısını önce kabul ettiler, sonra bizler Cemaat Meclisimizi kurunca onlar “bizim buna gereksinimiz yoktur” diyerek hayata bile geçirmediler. Temsilciler Meclisini de gasbettiler. Yani tarih tekerrür etmesin diyorum…

          Sayın Sertoğlu’nun çok iyi bir niyetle bu adımları atmaya çalıştığından eminim. Ancak kendilerinin gizliliği bizleri de endişeye düşürmektedir. “Siyasileri karıştırmayacağız” demesi daha da fazla endişeye yol açmaktadır çünkü hayata geçirmeye çalıştığı anlaşma siyasi bir anlaşmadır. KTFF ve KOP arasında tam olarak neler görüşüldüğünü bilmediğimiz için de Sayın Sertoğlu’nun ve KTFF’nun Papadopulos’un açıkladığı “Kıbrıs’ta ozmosis yoluyla çözüm” planının önünü açan kişi ve kurum olmayacaklarını temenni ederim. Cumhurbaşkanlığımızı da bu konuda göreve davet edip koordineyi başlatmalarını ve bu gelişmeleri Kıbrıs sorununa çözüm tezlerimize uyarlamalarını diliyorum.

NOT: Halen Yenicami kulübünün Yönetim Kurulu üyesi olduğumu ancak bu yazıda belirttiğim görüşlerin kesinlikle Yenicami Yönetim Kurulu’nun veya camiasının görüşlerini temsil etmediğini, sadece bir gazeteci-yazar olarak kendi görüşlerim olduğunu belirtmek isterim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31