İşler iyi değil, her geçen gün daha da kötüye gidiyor…

Eskiden daha az kazanırdım ama sanki daha iyi geçiniyordum…”

Biraz durur gibi yaptı… Sözünü unutmuştu belli…

Sordu, “Nerde kalmıştık?”

-Geçim meselesinde, dedim…

-Evet, eskiden daha iyiydik.

O zamanlar evimizde her şey yeteri kadardı, şimdi ise abartılı.”

Bu tür konuşmalara sık rastlarsınız…

Arkadaşımdan ayrıldıktan sonra eve yöneldim…

Beş dakika geçmeden telefon çaldı…

-Unuttum söylemeye, akşama maç var, bizde izleyelim…

-Olur, dedim.

***

İlk 1974’te gelmiştim İstanbul’a.

Otobüsle Mersin 16 saatti.

Ya Kasım sonları ya Aralık başıydı.

Hava soğuktu.

Üstümde bir sako bir fanella vardı.

Atkı, palto, eldiven, bere, bot, kulaklık, kalın çorap, yoktu.

Yola çıkmadan önce mektupla bildirmiştim saati…

Topkapı’da karşılayacaklardı beni.

Nitekim oraya vardığımda salonunda oturuyorlardı.

Otobüsle gittik, eve yakın son durakta indik.

Valizler sırtımda yürüdük.

Evde kalorifer, soba, asansör, yoktu.

İdare ederdik.

***

Ertesi gün…

Sabah yine buluştum işlerin iyiye gitmediğini söyleyen arkadaşımla.

Sordum,”Eskiden sende var mıydı?”

Onda da yokmuş yukarıda saydıklarım.

-Şimdi nelerin var? Diye sordum.

Saydı.

Cep telefonu, araba, iki televizyon, iki buzdolabı, klima, bilgisayar, cep telefonu…

Bazı firmalardan maç, film, İnternet aboneliği…

Arabanın kaskosu, trafik sigortası, otoyolun aylık gideri, park parası ve her gün zamlanan benzin parası.

Eve gelen hizmetlinin ücreti.

-Başka?

-Her şey tamammış gibi şimdi de spor salonu ile anlaşmış.

O saydıkça, içimden önceyle bugünü kıyaslamaya başladım.

Az kazanıyorduk ama bugünkü gibi göbeğimizden bağlı değildik bir şeye.

Mesela evde herkesin cebinde telefon var; giderlerini bir hesaplayın.

Bir de sabit telefonları var.

Artan teknolojilerle kullandığımız cihazlardan ötürü fazladan ödediğimiz elektrik…

İşin özü…

50 yıl öncesi daha az kazancımız vardı ama kapitalizm bu kadar çöreklenmemişti sırtımıza…

Ve bu kadar soymuyordu bizleri.

Şimdi siz de oturup bir hesap yapın…

Şart mı, kapitalizmin ceplerimiz boşaltmak için kurduğu tüm tuzaklara düşmek?

Varsın, son çıkan cep telefonlarınız olmasın…

Varsın, her an, her hangi biri ile telefonda konuşmayın.

Zırt pırt araba ile bir yerlerden bir yerlere gitmeyin.

Hem benzin zamlarından etkilenmeyin hem de zam yapanların havasını söndürün.

Daha yazılacak çok örnekler var günümüzdeki tuzaklara dair.

Biz harcamadıkça, bir sürü gereksizleri kullanmadıkça hem daha çok çalışmak zorunda kalmayız hem de ekonomik krizlerle uğraşmayız.

Kısacası kullanma da kafan rahat olsun.

Değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31