Türkiye kan ağlıyor… 

PKK’nın sınır birliklerine yaptığı saldırıların açıklanan resmi kayıpları, 28 şehit, 18 yaralı… 

Sosyal medya’da, zayiatın çok daha ağır olduğu söyleniyor… 

Memleketin her tarafında, PKK karşıtı gösteriler, mitingler, toplantılar, tv programları gündemi işgal ediyor. 

Devleti yönetenler, bütün programlarını iptal ediyorlar. 

Cumhurbaşkanı, “intikam”dan bahsediyor… 

TSK’nin Irak içlerinde harekâta giriştiği haberleri geliyor…

Bu çok acı ve çok hassas meseleye bigâne kalmak, mümkün değil…  

Bu konuya değinirken, mesele, sorunu mu çözmektir? 

Yoksa, silahı mücadele yöntemi olarak seçen bir örgütün, yapmak istediği silahlı propagandanın oyununa gelmek mi? 

Kaybedilen 5 bin Türk çocuğu ve 35 bin Kürt çocuğu için, kalbimin kanadığını söylemeliyim! Ancak:

Doğu ve güneydoğu Anadolu’daki Kürt aşiretleri, ta Persler zamanından beri, o coğrafyanın dağlarında yaşamaktan gelen bazı özellikler taşırlar! 

Yunanistan’a yürüyen büyük Xerkes’in Pers ordusuna bile, bugünkü yöntemlerle saldırmışlardır!  Vurup, dağlardaki mağaralarına kaçıyorlar ve düzenli bir ordu tarafından bulunmaları çok zor! 

Osmanlı döneminde, bölgeyi kontrol altına alan Yavuz Sultan Selim’in bu bölgedeki politikaları çok yakından incelenmelidir! 

1515’ten 1922’ye kadar bu insanların nasıl yaşadıklarını incelemek, sanırım bugün uygulanacak politikalara da yön verebilir!

Bugün artık açıkça konuşulmalıdır ki kuruluşundan bu yana yirmi küsur Kürt isyanına tanık olan cumhuriyetin kurucu paradigması, bu sorunu çözme yeteneğinde değildir. 

O yetenekte olsaydı, şimdiye yüz defa çözerdi. 

Sadece “Ulus devlet” değil, ulus kavramının kendisi de bir “inşa” meselesidir. 

Çünkü ulus ile etnos, aynı şeyler değildir. 

Ulus, özgür bireylerin, “gönüllü” politik birliğidir! 

Ve yürürlükteki paradigma, bu insanları kapsayamamıştır!  

O inşa sürecinde, bu insanlar, o kapsama dahil edilememişlerdir… 

Niçin?

Oysa,  modern anlamda ayrı bir Kürt ulusal varlığından da bahsetmek mümkün değildir! 

Yukarıda da belirttik, etnos başka bir şeydir, ulus başka bir şey! 

Ama korkunç hatalar, işte bugünkü ortama sebep olmuştur… 

Mesele fakr-ü zaruret değildir! Kürtler, Osmanlı döneminde çok daha fakirdiler ama bu türden bir sorun nedeni olmamışlardır. 

Ve üstelik, Türkiye’nin önemli zenginlerinin, ciddi bir kısmı, Kürt asıllıdır. 

Sorun, insanların kimliğinin yok farzedilmesidir… 

Çare ülkeyi bölüp, bir Kürt Ulus Devleti mi yaratmaktır? 

Bin yıldır birlikte yaşayan bu iki halkı ayırabilmek, bugün büyük insanlık dramları yaşamadan mümkün olabilecek bir şey değildir. 

Bırakın ortak aileleri, MHP’nin bile Kürt üyeleri vardır… 

Geçen gün şehit olan askerlerin bir kısmı, Kürt! 

Kimi nasıl böleceksiniz?

Bu kan, durmalıdır… 

Ama nasıl?

Türkiye’nin, yeni bir zihniyete ihtiyacı var. 

Egemen zihniyetle daha çok insan ölür, ama ne bu sorun biter; ne de ülke bölünebilir…  

Bu anlamsız pis savaş ülke insanının arasına nifak sokmaya devam eder sadece…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31