UBP’nin Kurultay çalışmaları yahut  “kavgası” neden medya ile pek çok insanın bu kadar yoğun ilgisini çekiyor? Sonucunda memlekette çok büyük  “değişimler”  olacağı için mi  yoksa yine her zamanki gibi insanların insanların üzerinden  ahkâm kesecekleri fırsat verildiği için mi? 

Unutmayın.  Bu memlekette böylesi kurultaylar benzeri siyasi partiler hareketlenmelerinde, hiçbir devrede ilkelerle büyük davalar tartışılmadı.   Ne de meydana atılan adaylarda böylesi hasletler arandı!  

Seferberlik dönemlerinin ulusal nitelikli  dava birlikteliklerini saymazsak,  ötesi tüm toplumsal olaylar  “politikacıların  sen-ben  çekişmelerinden öte gitmedi! 

Bu nedenle İrsen Küçük ile Ahmet Kaşif arasında süregelen “başkanlık”  çekişmelerine aldırmıyoruz.  Ne de    Küçük’ün bir adım öne çıkarak  Dürüst’le Kaşif’i Bakanlıklarından azletmesine varan,  adı   “kurultay  çalışmaları”  konmuş  arbedeye şaşırıyoruz!  

Dahası bayılıyoruz bu  çekişme kakışmalara!  Çünkü millete  eğlence  gerekmektedir!

UBP’NİN MAŞALLAHI VARDIR:  Ne zaman ki   Allah rahmet etsin,  lider Denktaş şemsiyesini açıp  “benden yana olanlar altında toplansınlar”  dediydi,   UBP de doğduydu.  Ana başlığı da   “kitle partisi”  olarak yazıldıydı ki kimse dışında kalmadan işçisi köylüsü,  öğretmeni memuru,  solcusu sağcısı falan hepten altında toplansınlardı. 

Hatırlatalım:  Kaldı mı Denktaş gibisi  politikacı kurdu?   En kurtları aha gözler önünde.  Birbirlerinin başlarını yarıp gözlerini çıkartıyorlar!  

Derken şunu söyleyecektik.  Bu UBP’yi  “yavrumdur”  dediği  kurucusu olan Denktaş’a bile yar etmedilerdi!  Eroğlu  bir çalımla Rahmetlik  Çağatay’ı ekarte edip UBP’nin başına geçeli beridir partinin sahib’i mutlakadır  ki  gözünün incisi gönlünün sultanıdır.

Bakın durum vaziyetler öyle olunca da bu Kurultay Küçük ile Kaşif’in değil,  Eroğlu ile Küçük’ün hesaplaşması olmaktadır…

Ve kurulduğu günden beridir maşallah Hollanda ineği gibi verimli olan UBP,  Eroğlu’nun Başkanlığı dönemlerinde doğurduğu dört siyasi partiye nazire,  Allah isterse  Kurultay sonrasında “beşinciyi”  de doğurarak  memlekete ve devlete  nur topu gibi bir siyasi parti daha hediye edecektir…

İŞTE İLGİNİN NEDENİ DE BUDUR:   Kurultay’lar sonrasında evet  “değişim”  olur ama bu sizin bizim anladığımız “değişim”  değildir. 

Çünkü  UBP’nin Eroğlu’undan miras kalan ve bugüne kadar bir türlü İrsen Küçük’ün eline  kucağına sığamadıkları için açıklarda dolanan  “Bakanlar”  gerçeği vardır.  Küçük daha şimdiden Eroğlu-Kaşif yanlılarının yerlerini değiştirmeye başlarken,  Kurultay sonrasında daha yoğun harekât başlayacaktır ki,  adına  “giden gider kalan sağlar bizimdir” denecektir. 

Bu da şu demektir:    Sırada yeni Bakanlar Kurulu oluşumundan erken seçimlere kadar siyasi oluşumlar vardır. İnsanlar işte bunu bekliyorlar.  Böylesi her yeni “değişim”  şu bildik  “aş,  iş,  para,  kredilendirme,  istihdam,  yandaşlara tanınacak ehven fırsatlar falan demektir…” Bilirsiniz kurtlar dumanlı havaları sever!  İşte şimdilerdeki hava,  tam istedikleri bu havadır…

KISACA:  UBP hızla ve ilk defa  Eroğlu sonrası sahiplikler konusunda sancılanıyor.  Kurucusu Denktaş’a bile kapılarını kapatan bu parti tutun ki  gün gelir Eroğlu’na da yar olmaz…  Kavga zaten bunun  kavgasıdır… 

**********         

KISACA TAKILDIKLARIMIZ

ASİL NADİR:  Sadece bir hafta.  Ki bu memleketten niceleri gelip geçtiler adları sanları iki günlük kadar bile kalmadıydı gündemde.  Asil Nadir de son olayla  bir fırtına gibi gelip geçecekti.  Öyle oldu! 

Oysa ne olmalıydı?  Adaletine güvenilir denilen İngiliz mahkemeleri eğer Asil’i siyasi sorunlara kurban ettiyse,  Kıbrıs Türk halkının yetkili ve sorumlularının,  her çekildiğinde sıkışıp canını çıkartacak boynuna sarılı ilmik gibi  taşıdığı bu sorunu bertaraf etmek fırsatını yaratması gerekirdi…  Bu hukuk davasını sistemli şekilde Avrupa’ya taşıyıp tartışılmasını sağlamalıydı.   Çünkü Nadir’in mahkûmiyetini salt Polly Peck olayına bağlamak mümkün değildir,  zaten bu konudaki kanıtlar da açık seçiktir..

Daha önce de yazdıktı:  Eğer benzer olay Güney’de bir işadamının başına gelseydi,  Rum liderliği ile hukukçuları AB’yi baş aşağı ederlerdi.. Bizse Asil Nadir’in göz göre göre mahkûm olmasına seyirci kaldık! 

**********

ZEHİRLİ  SEBZELER SORUNU:  Sorun eskidir. Çünkü bu memlekette ziraatla uğraşan kesim kendi yalnızlığına terkedilmiştir.  Ziraat mühendisleri  artık bağlarda bahçelerde değillerdir. Dairelerdedirler! Polisi bile asker gibi kışlalarına kapatırcasına Merkezi binalara  kapatan yönetim anlayışı, arazide olması gereken görevlilerle uzmanlarını da   dört duvar arası  devlet dairelerine hapsetmiştir..

Tutun ki sebzecilik meyvecilikle uğraşanların   bağ bahçelerinde,  seralarında ilaç kullanımından ötesi tüm sorunlarına kadar ısrarlı denetimlerle,  anlatımlarla,  kampanyalarla bilgilendirilmeleri gerekmektedir…    Fakat yapılmıyor.  Yapılmadığı için de herkes kendine göre uyduruk üretimle ilaçlamalar yapmaktadır. Sonuç ortadadır!  Rum, “ürünlerinizde ilaç kalıntıları vardır” diyerek fena fena bağırıyor, bizse  “siyasidir”  diyoruz!   Bahaneyi iyi bulduk.    “Siyasi”  kelimesini her bir şeye maydanoz gibi kıyıp sorumluluklardan kurtulduğumuzu zannediyoruz!           

 **********    

ARSALAR SORUNU:  Popülizmin bir parçası da “gençlere dağıtılan arsalar”  olayıdır.  Hemen her hükümet gençleri dolayısıyle ailelerini ve daha bir dolayısıyle söz konusu yerleşim bölgelerindeki insanların oylarını kaparozlamak için ya  “arsa dağıtırlar,  yahut işyeri açmaları için düşük faizli krediler verirler.”  Her iki olay da harçlıklarını bile kazanmaktan aciz yüzlerce gencin kendilerine yeni hayat kurmaları için tanınan bu olanakların altında kalıp ya  borç harç içinde mahkemelere,  yahut son çarede göç yollarına düşmelerini getirmektedir!    Nitekim şimdilerde   bu kaçınılmaz sona bir de   “kendilerine ev yapmaları için verilen arsaları  iki üç bin liraya satmaları olayı eklenmiştir…” 

Kısaca ve her halde diyoruz,  böyle rehabilite  olmaz.  Gençlere yönelik doğru ve insancıl gibi görünen bu tip sosyal yardımların  felâket haline gelmemeleri için yeniden reorganize  edilmeleri gerekmektedir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31