Lefke Spor Kulübü’nün Rum Futbol Federasyonu üyeliği için yaptığı girişimler ciddi boyutlara ulaştı.

Elbette istenmeyen ve kabul edilemez bir durumdur bu…

Ama zaten yıllardır Başkent’in çok uzağında olduğu için itilmiş ve kakılmış bir bölge haline gelen, devlet kaynaklarından eşit pay alamayan Lefke ve yöre halkının vermek istedikleri mesaj demek ki ciddiye alınmamış olsa gerek ki, şimdi de bu kulübün ligden ihraç edileceği yönündeki haberler, hem büyük bir tahriktir hem de Kıbrıs Türkünün kırılma noktasının başlangıcını teşkil edecektir.

Bunun arkasının geleceğinden, isyan ateşinin büyüyüp sadece KKTC’yi değil, Türkiye’yi de dış siyasette zor durumda bırakacağından kimsenin kuşkusu olmasın.

Kıbrıs Türkü artık ihtiyaçlarının büyük kısmını Güney’den sağlamıyor, orada iş imkanı aramıyor, kendi yurdundan ümidini kesince, yavaş yavaş komşuya doğru da kaymaya başlıyor.

Kapılar açıldıktan sonra geleceğini orada gören inlerce insanımız var…

Daha da kötüsü Rum’a muhtaç olmayı gururuna yediremeyen çok sayıda insanımız, işsizlik ve bir takım sıkıntılarından dolayı Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığının kendilerine verdiği hak sayesinde, Güney’i mesken tutuyor, en kötüsü Rum hükümetinin verdiği işsizlik maaşı ile geçinmeye çalışıyor.

Kendisine haksızlık yapıldığına inanan Leke halkı önce sporda güneye iltihak edecek, bu bir kırılma noktası olacağından sonra başka sektörlerle çorap söküğü gibi arkası gelecektir.

Ve sonuçta haksızlığa uğrayan ve ülkesinde gelecek göremeyip, umudu Güney’de arayanların sayısı çığ gibi büyüyecektir.

Şimdi sormak farz olmuştur;

Ülkenin en önemli bölgelerinde bir isyan ateşi yakılmışken, bunun üstüne benzin dökmenin sonuçlarına katlanabilecek misiniz?

Bir bölgeyi ülkeden dışlamak, bunun için tahrik edici açıklamalara devam edilirken, bu ülkeyi yönettiğini sananların bu derin sessizliğinin ardında neler vardır?

Çeyrek asırdan fazla hem meslekte hem de dolayısıyla siyasetin göbeğindeyiz.

Hatırlayanlar bilir, hangi parti olursa olsun hükümete gelmeden, Güzelyurt, Lefke ve Karpaz gibi geri kalmış bölgelere öncelik verileceğini söyler.

Söyler ama bu hiçbir zaman olmaz!

Gelen de, giden de bu bölgelerin kalkınmada öncelikli bölge olduğunu söyler, bu konuda bölgede projelerle toplantılar yapılır bölge insanına umut dağıtılır ve sonuçta bunlardan hiç biri gerçekleşmez.

Eğer bu bölgenin genci üniversite bitirip, hala koyun otlatıyorsa, burada büyük bir yönetim yanlışlığı var demektir.

Başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere, tüm bakanları, halkın vekillerini ve bürokratlarını uyarmakta yarar görüyoruz.

Lefke’de, yönetimin vurdumduymazlığı nedeniyle kırılma gerçekleşirse bu tüm ülkeye yayılacak ve ülkede verilen bunca mücadele başarısızlıkla sonuçlanacak, dışa karşı da Rum’a muhtaç bir toplum resmi oluşacaktır.

Koltukları birkaç saat bırakıp bölge halkını ziyaret etmeyi, onların dertlerini dinlemeyi, yaşadıkları sıkıntıları öğrenmeyi nasıl olur da akıl edemezsiniz ki?

Vatan millet nutukları atıp, kendi ülke insanını ‘düşman’ diye bilinenlerin kucağına atmak, ittirmek ve dışlamak hiç mi yüzünüzü kızartmıyor?

 

 

Börülce korkusu!

 

Bir üreticinin yetiştirdiği börülceler sağlığa uygun bulunmadı, bunların zehirli olduğu açıklandı.

Üretici, ‘biz yıllardır aynı yöntemle börülce yetiştiriyoruz, demek ki, hem ailemizi hem de vatandaşı zehirliyoruz’ dedi…

Peki dedi de ne oldu?

Hangi bir yetkili çıkıp da açıklama yaptı?

Şimdi, kimse börülce yemiyor, ürünler de çöpe gidiyor.

Ama duyarsızlık, ve halkın sağlığını hiçe sayma devam ediyor!

Üretici batmış, insanımızın sağlığı Allah’a kalmış, kime ne?

 

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın Halil İbrahim AKÇA, Çatalköy’deki TC Dışişleri Bakanlığı’na ait Villa Fırtına’nın çok yakında yeni bir proje ile şekil değiştireceği söyleniyor doğru mu? Bu konuda talimatın da Ankara’dan yüksek yerden geldiği iddiaları var…

Sayın Sunat ATUN, DAK ve DAİ’ye talip olan Mağusalı iş adamlarının arkasında sizin olduğu ve kurumların onlara devri için yoğun mesai harcadığınız haberini aldık. Bu proje konusunda rektörü geçebilirseniz ne ala…

Sayın Talip ATALAY, hafta sonunda Yeşilköy’den bol miktarda şikayetler geldi. Buradaki köy camisinin hoparlörü bozulmuş ve günü çeşitli saatlerinde rahatsız edici sesler köy halkını çileden çıkarmış. Konuya el atmanız bekleniyor.

Sayın Mehmet ÇAKICI, İskele bölgesindeki Karadeniz kökenli insanlarımız kendilerine daha fazla zaman ayırmanızı isteyen mesajlar gönderiyorlar. Ayrıca buradaki etkinliklere katılmanızın partiniz adına yarar sağlayacağı söyleniyor.

Sayın Ünal ÜSTEL, halka yaptığınız KKTC’de tatil konusundaki açıklamanıza sektörden teşekkür mesajları gelmeye başladı. Bu konuda bakanlık olarak öncü olursanız ve indirim kampanyası başlatabilirseniz çok sayıda insanımız ülke dışına gitmeyecek.

Sayın Günay ÇERKEZ, direktörü olduğunuz bazı büyük kurumlarda düğmeye basıldığı ve buradaki görevlerinizden alınmanız için operasyon başlatıldığını duyduk. Çok yakınınızdaki birileri fena halde altınızı oyuyor bizden uyarması.

Sayın Şerife ÜNVERDİ, Sosyal Sigortalar yasasının değiştirilmesi için Türkiye’den uzmanlar gönderildiğini öğrendik. Haberi duyanlar soruyor, bizim ülkede bu konuda uzman kimse yok muydu da dışarıdan getirtiliyor diye…

Sayın Gencay EROĞLU, Folklor Festivali için Türkiye’den gelen bazı ekiplerin gün boyu aç kaldığı ve bu konudaki organizasyonun çok kötü olduğu yönünde şikayetler aldık. Bazı belediye başkanlarının da içinde bulunduğu ekip fena içerlemiş bilesiniz.

Sayın Ahmet ZENGİN, İskele Trabzonspor’un gecesine katılmadığınız için bazı uşaklar fena halde bozulmuşlar. Desteğinize ihtiyaçları oldukları yönünde mesajlar gönderiyorlar, bizden iletmesi…

Sayın Şükran KORAHAN, çoğu bakanlığın aksine sizin biraz disiplin konularında çok sert olduğunuz yönünde personelden şikayet mesajları geldi. Aslında görünüşünüzde öyle çok sert biri imajı vermiyorsunuz ama, biraz daha ılımlı olmakta yarar var sanırız.

Sayın Hüseyin ÇOBANOĞLU, yeni göreviniz hayırlı ve uğurlu olsun. Umarız basın camiası izin deneyiminizden yararlanacaktır. En kısa zamanda kahvenizi içmeye geleceğiz.

Sayın Tamer DAYIOĞLU, düğün dernek işleri de bittiğine, genç çiftler balayına çıktığına göre artık tatili siz de hak ettiniz. Genç çiftlere biz de mutluluklar dileriz. Umarız en kosa zamanda sizi torun sahibi yaparlar.

Sayın Bünyamin MERHAMETSİZ, yazılarımızı dikkate alıp gerekli tedbirlerin alınması için girişimde bulunacağınız için teşekkür ederiz. Gençlerimize ne kadar iş imkanı sağlarsak, bu ülke topraklarına o kadar sahip çıkacaklardır.

Sayın Can KANER, gazinosu olmayan bir otelin işletmesini alarak büyük bir cesaret örneği gösterdiniz. Her ne kadar bu bir risk teşkil etse de umarız turizm sezonundan en büyük payı alır ülke istihdamına katkı koyarsınız.

Sayın Koral BOZKURT, medya sektöründen sonra da şimdi de eğitim sektörüne girdiğinize göre bunun sonunda acaba siyaset mi var? Popüler olduğunuz bu dönemde bizce denemekte yarar var.

Sayın Polat ALPER, yaz gribine yakalandığınızı öğrendik, büyük geçmiş olsun. İlaç ve vitaminlerin yanı sıra kısa da olsa bir tatil yaparsanız daha sağlıklı ve zinde olabilirsiniz. Bu kadar parayı mezara götürmeyeceksiniz ya…

Sayın Mustafa ŞEYTAN, bir zamanlar ülkenin önde gelen esnafından birinin bu günleri görmesi gerçekten üzücü ve düşündürücü. Ha keşke yine şeytana uymayıp ticareti legal yollardan yapmaya devam etseydiniz.

Sayın Mustafa GÖKMEN, uşaklardan sizin için de şikayetler gelmeye başladı. Yaz dönemine girince yine kabuğunuza çekildiğiniz diye sitem ediyorlar. Ara sıra kente inmenizde de yarar var…

Sayın Çetin UĞURAL, başbakanın açıkladıkları gerçek olursa artık Kamu Hizmeti’nin istihdamlarda fazla bir ağırlığı kalmayacak. Bir anlamda artık kendinizi başkan müşavir olarak görebilirsiniz.

Sayın Turgay HİLMİ, bir siyasi partimizden milletvekili adaylığı teklifi aldığınızı öğrendik. Tebrik ederiz ancak, siyasetin orkestra şefliğine benzemediğini bilirsiniz değil mi?

 

 

Günün Fıkrası

 

Padişah ve Vezir

 

Padişah ile Vezir tartışmaya başlamış. Padişah Vezire, "En büyük ve en güçlü olan benim. Sen benim emrimdesin!" demiş.

Vezir, "Hayır ben büyüğüm. Ordunun başında ben savaşıyorum, sen sadece mühür basıyorsun" diye itiraz etmiş. Tartışma uzayınca Padişahla vezir, bir çobanın yanına gitmişler ve konuya hemen girmemek için çobana sormuşlar:

-"Senin koyunun mu büyük, ineğin mi?"

Çoban şaşırmış şaşırmasına da, soranlar da Padişahla vezir.
-"İneğim" demiş.

-"Keçin mi büyük, öküzün mü?"

Çoban "Öküzüm tabii" deyince, asıl soruyu yöneltmişler çobana:
-"Söyle bakalım, Padişahın mı büyük, Vezirin mi?"

Çoban hiç düşünmeden yanıt vermiş:
"Vallahi ben bu hayvanları tanımıyorum!"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31