Tuncer Bağışkan, bir haftadır sosyal medyada tozu dumana katıyor. Bu memlekette okuma yazma bilen herkes, Bağışkan’ı tanır… Kendisi, önemli bir arkeolog olmanın dışında, bu ülkenin tarihi ile ilgilenebilecek herkesin okuduğu önemli kitapların da yazarıdır. Gazete yazıları da ayrı…

Sayın Bağışkan, Lefkoşa Belediyesi ve bir takım yabancı organizasyonların, 1932 tarihinde yapılan ve 1958’e kadar, bütün Lefkoşalılar’ın kullandığı Lefkoşa Bandabuliyası’nı, restore etmek iddiası ile yıkıp, restore etmediklerini, kafalarına göre yeniden yaptıklarını, arkeoloji bilgisi ve önceden/sonradan kendi çektiği fotoğraflarla, sosyal medyada bağıra bağıra anlatıyor. Bu işi yapan mimar ve mühendisleri, diplomalarını kaynatıp suyunu içerek, bu mesleği bırakmaya çağırıyor.  Facebook’taki  mesajlara duyarsız kalmak, mümkün değil.

Tuncer Bağışkan’dan öğrendiğimize göre, özellikle “Domuzcular Bölümü”, yıkılıp, yeniden yapılmış! Dayanamadım, aşağıdaki mesajları yazdım: 

“ Yahu arkadaşlar, bu kafa bütün eski mezarlıkları yıkıp, mezar taşlarını da kırıp, tarihimiz ile bütün bağları kopardıktan sonra, tarihe dayalı bir politik tez olarak ortada duran, kendine has bir kafa yapısıdır... Ne beklerdiniz? Tuncer Hoca da tutmuş, Domuzcular Bölümü'nden bahseder... Dua et ki yıkıp, dozerle düzeltip, üstünü de izi bulunmasın diye asfaltlamadılar... Yani "bizim" Bandabuliya'da Domuzcular da varıdı? Ne kadar ayıp, günah ve dahi şirk! Bir zamanlar birileriyle beraber yaşadığımızı hatırlasın sonra çoluk çocuk? Yan yana dükkânlarda? Vallahi susun da AKP duyarsa, bizi afaroz eder ha! Sen da be hoca, daktın ama domuzculara ha? Zındıksın bir şey? Beytambal galsın... Yıkalım, tarihimizin bu ayıp sayfasını silelim be hoca... Olur be gâvvole bandabuliyada domuzcular bölümü? Bunların aklı kesmez ya şu 1932'de hep beraber yaşanırdı da Lefkoşa'nın bir tek bandabuliyası vardı... Yaz hocam hiç değilsa da havsalaları almaz...”

Tuncer Hoca’nın kayınpederi, Bandabuliya’da manavmış… Kendisinin de o dükkânda ter dökmüşlüğü var. Geçen sabah, atlamış velespitine; gidip resim çekecek. Kapıdaki Belediye görevlisi, “Yasak” demiş, “bisikletle girmezsiniz…” Eh! Emir demiri keser… Bağışkan da velespiti kapıda bırakıp içeri girince, ne görsün? Binanın içinde park etmiş bir araba! Hemen resmini çekip, bize de attı… Aşağıdaki not bana ait…

“Ha görün? Velesbit da yasak! Oysa ben bütün batı başkentlerinde, belediyenin velesbit kiraladığını gördüm. Alın giden, gittiğin yerdeki bir istasyona teslim eden... Ayıp olan, orada park etmiş olan o otomobildir... Dumanından bilmem nesinden, tarihi dokuya zarar verir... Ama galiba bizde mesele tarihi yok etmek... Velesbit da yasak! Neden? E tarihidir da onun için...” Üstelik bu rezalet, UNDP ve USAID bilgisinde, onların onayladığı projelerle yapılmış!

Bu USAID, UNDP ne işe yarar? Sektörün hayranı entellektüellerimiz ne diyorlar acaba?

Bu memlekette "İngiliz Sektörü"nü, Tuncer de ben de hatırlayacak yaştayız! Hani 1960 gelince, toparlanıp Londra'ya göçtülerdi... Cumhuriyet uzun sürmedi, yetiştiremediler, Makarios-Yorgacis Sektörümüz, olamadı, ne yazık! 1963'ten 2000'e kadar, "Anavatan'a Şükran Sektörü" yaşadı... 2000'den beri de UNDP Sektörümüz vardır, nur topu gibi...  Onların verdiği para ile bizden birileri, kendi tarihimizi yok ediyor…

Buysa yapacakları, ben AB'ne de karşı çıkacağım…

Bu millet şerbetlidir, yılan soksa geberir… Bırakın bu dolapları…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31