1955’lerde,, bizim toplum liderliğinin büyük kavgalarından biri de belediyeler kavgası idi! Şimdi okuduklarımızdan öğrendiğimiz ve hatırladıklarımız, karma kasabalardaki belediyelerde, Rum Meclis üyelerinin, bir türlü bir Türk’ün başkan yardımcısı olmasına izin vermemeleri, belediyeleri kendi çoğunluklarına dayanarak ENOSİS amacı ile kullandıkları ve Türk mahallelerine yeterli yatırımı yapmadıkları iddiaları toplumun bütün ileri gelenlerinin, dilindeydi.

İngiliz Yönetimi 1957’de Lefkoşa’da ayrı bir Türk Belediyesi kurulmasına izin verdiği akşam; Dr. İhsan Ali anılarında anlatır ki vali’nin siyasi danışmanı, Reddeway, bizzat kendisine belediyelerin ayrılmasını “ekonomik anlamda bir yıkımdır ama siyasi yönden harikadır” diye açıklamış, Dr.İhsan Ali’nin “Sizin siyasetiniz açısından harikadır…” deyince de kahkahalarla gülmeye başlamış. Lefkoşa Türk Belediyesi İngilizler tarafından “ekonomik bir yıkım” olduğu bilinerek kuruldu. Bütün dünya belediyeleri tarafından da tanındı…

1960 Anlaşmaları ve anayasasına, Mağusa, Limasol, Lârnaka ve Baf’ta da ayrı Türk Belediyeleri kurulması şartı konuldu. Ama Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yaşadığı kısacık üç yıl içerisinde, merkezi hükümetin karşı olması yüzünden, onlar da kurulup, tanınamadılar. Makarios’un ayrı belediyeleri Taksim’e giden yolda bir atlama tahtası olarak görüp, karşı çıktığı doğruydu. Ne var ki ortada bir doğru daha vardı: Raddewey’in peşinen söylediği, ekonomik yıkım!  1961 yılında gerçekleşmiş rakamlarla kendi cemaat işlerine harcamaları için, Türkler’in 400 bin, Rumlar’ın ise 1.3 milyon pound devlet desteğine ihtiyaçları vardı. Oysa Kıbrıslı Türkler’in ödediği toplam vergi, sadece 80bin pound idi! 1962 yılına gelindiğinde, ortaya çıkmıştı ki Lefkoşa Türk Belediyesi dahil, sadece Kıbrıslı Türkler’in ödediği vergilerle, bir belediyeyi idame ettirmek mümkün değildir. Makarios da elbette ayrılmak için bunca hahişkâr olan Türklere, ayrı belediye yaşatmaları için, Rumlardan topladığı vergilerden katkıda bulunacak değildi.

Madem ki Türkler’in kendi belediyelerini yönetecek paraları yoktu, ayrı belediyeler politikası, terk edilmeliydi. Kliridis anılarında, kendisinin bu paranın Türkler’e verilmesini savunduğunu, çünkü eğer bu yardımı Türkiye’den alırlarsa, oraya daha da çok bağlanacaklarını anlattığını söyler. Sonuçta ne oldu? Bu koşullarda, Makarios bilinen 13 maddelik değişiklik önerilerini sundu! Madem ki ödeyecek paranız yok, gelin ayrı belediye politikasından vaz geçelim!”

Parayı alıp, Lefkoşa Türk Belediyesi’nden vaz geçmedik! Savaştık… Belediyemiz de dünyada tanınan bir iki kurumumuzdan biri olarak, bugüne geldi…

E peki ama be insannar, elli yıl sonra o belediye, battı… İflas etti.

Şimdi, yeni bir görüşmede, biz gene ayrı belediyeler meselesini “olmazsa olmazımızdır”, “kırmızı çizgimizdir”, “bilmem ne haltımızdır”, asla ve kat’a vazgeçmeyiz diye öne sürdüğümüzde, herifin biri kalkar da derse ki:

“Yüz senedir bunu söylersiniz… Bu uğurda, savaş bile çıktı! 1962’de batırdınız, biz de birleştirelim, açığını biz ödeyelim dedik, savaş çıktı… Hiç sizi elleyemedik, 2012’de bir daha batırdınız! Yani ayrı kalın ama gene batırıp, parayı bizim ödememizi isterseniz ve biz de ödemezsek, tekrar mı  savaşacağız?”

Ne diyeceğiz?

Bunu duyan bir yabancı, düşünecek?

Yarın da başka bir açıdan bakacağım… Beni takip edin…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31