Ağacın altından geçerken başımızı eğdiğimiz için, ne ağacı olduğunu fark edemedim…

Annem “aman” dedi…

Ne olduğunu sorduğumda, sokağın kirliliğine rağmen kokuyu içine çektiğini gördüm ve şaşırdım…

“Kıbrıs kokusu” dedi…

Anlamaya çalışırken, limon ağacının altından geçtiğimizi fark ettim.

Çiçekleri henüz açmış…

Eskiyi anımsatan koku oymuş meğer.

Etrafın kirliliğini görmezden gelerek muhteşem açan Erguvan ağacına baktı…

Kim bilir neler hatırladı diye düşünürken, gerçekten eski Kıbrıs’ı ne kadar özlediğini hissettim.

Eskiyi görmediğim için şanslı mı, yoksa şanssız mıyım acaba diye düşündüm.

***

Geçtiğimiz hafta fırtına yıktı geçti…

Ama güneyi çok önceden vurdu…

Avrupa ülkeleri arasında refah düzeyi çok iyi olan Kıbrıs Cumhuriyeti iflasın eşiğine geldi.

Hayat altüst oldu…

Paskalya öncesi kabus gibi çöken ekonomi ülkeyi hızla dibe çekti.

Çıkış yolu için çiçeği burnunda deneyimsiz başkan ve ekibini yalnız bırakmadı muhalefet…

Bir yandan protesto gerçekleştiren halka kulak verirken, bir yandan da iktidara omuz vererek yardım ve işbirliği teklif etti.

Durumdan vazife çıkarmanın zamanı değil.

Ya batacak ya da çıkacak, başka yolu yok…

Anavatanlarına yaranma gibi bir gaileleri de yok…

Oysa durumdan vazife çıkaranlar çoktan atıp tutmaya başladı…

Maliye Bakanı Ersin Tatar meclisteki konuşmasında, Rum tarafının Rusya’yı Kıbrıs’a çekmek için ne gibi yetkisi olduğunu sordu...

Tatar Rumlar’ın ne Kıbrıs adasındaki siyaseti başka yönlere çekmeye ne de doğalgazı peşkeş çekmeye hakları olduğunu söyledi...

Bende şunları sormak isterim Sayın Tatar’a...

Kıbrıslı Türklerin haklarını 1960’tan kaynaklanan Kıbrıs Cumhuriyeti çerçevesinde mi arıyorsunuz yoksa “KKTC” olarak mı?

Üstelik “peşkeş çekme” konusunda sizi kim geçebilir ki!

Ersin Bey uçuş pozisyonundaki söylemlerine devam ediyor…

“KKTC’de bir sistem var, kurallara bağlı olarak KKTC’ye para gelebilir” diyor...

Banka müdürünün bavulla paraları alıp kaybolduğunu sonra da yakalandığını ne çabuk unutuyor.

Günlerdir Egemen Bağış’ın bilindik söylemlerinin ardından, iş ciddiye varınca bu kez TC Dışişleri’nden geldi açıklama…

“Kıbrıs Türk tarafının 24 Eylül 2011 ve 29 Eylül 2012'de iki kez ortak doğal kaynakların hakça paylaşımı için işbirliği çağrısı yaptık ancak olumlu yanıt alamadık” dediler…

Rum tarafının, bugün karşı karşıya bulunduğu ekonomik krizi yeni oldubittiler yaratmak için bir vesile olarak kullanmasının kabul edilemez olduğu da belirtildi açıklama da…

Tüm bu açıklamalar nedense Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınmışlık ve uluslararası yasal bir devlet gerçeği göz ardı edilerek yapılıyor…

Ayrıca yıllardır çözüm istemekten canımızı yemişçesine, adada müzakere edilmiş bir çözüm istendiği ifade ediliyor…

Şimdi “Annan Planı” neydi derseniz, yüzde yüzün üzerinde “hayır “çıkacağı kesin olan bir planı desteklemek müthiş bir akıl ve taktikti derim ben de…

Açıklamaya şöyle devam edildi:

"Adadaki iki kurucu halk nasıl bir gelecek istediklerine birlikte karar vermeli ve anavatanların da iştirakiyle yeni bir düzen inşa etmelidir. Bunun için artık kaybedecek vakit yoktur. Türk tarafı bir an önce ortak refah ve güvenlik anlayışıyla derhal müzakerelere başlanmasını beklemektedir.”

Yine de iyi niyetli olacağım, buna hepimizin ihtiyacı var…

Üstelik mevcut durumdan başka türlü çıkış yolumuz da yok…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31