Son günlerde siyasetin geldiği noktaya dair türlü anektodlar anlatılıyor. Hem siyasetin hem de ülkenin geldiği son noktadan bir kare de benden...

Malum, UBP hükümetinin casinoların yıllık imtiyaz bedelini 250 bin Euro’dan 1 milyon Euro’ya yükseltme kararı bazı kasinocuları çileden çıkardı. Özellikle de küçük ölçekli, bazıları da yerli işletme sahiplerini.

Görünüşe göre, büyük 5 yıldızlı otel kasinoları bu karardan fazla rahatsız değil. Aksine bunun sektörü disipline edeceği görüşü hakim. En azından mahalle arasında küçük kasinolar bu miktarı ödeyemeyeceği için kapanacak veya haklarını devrederek pastadan temelli uzaklaşacak. Böylece buradaki müşteri de büyük kasinolara transfer olup, aslında sekötrde birkaç büyük işletme temelli bir disiplin yaratılacak.

Özellikle yerli turizm işletmeleri, kasinolarının işletmelerini kiralayarak buradan kazandıkları paralarla ayakta durmaya çalışıyorlar. Ve bu kasinolar olmazsa, sadece otel gelirleriyle ayakta kalmalarının mümkün olmadığını söylüyorlar.

Birçoğunun zaten kalkınma bankasına olan borçları nedeniyle kapanma noktasında olduğu açık!

Öncelikle şunun altını çizelim. Turizmin temel gelirinin kasinoya odaklanmasına, bunun için teşvikler verilmesine kesinlikle sıcak bakmam. Aksine kasinoların imtiyaz ücretleri dahil yasalarında caydırıcı tedbirlerle disipline edilmesi gerektiğine inanırım.

Zira bugüne kadar son derece kötü örnekler yaşandı. Sosyal olarak da bu ortamda başı boş mafyalaşmayı besleyen özelliklerini korudukça, ciddi yaralara neden olabilecek konumda değerlendiririm, sektörü.

Ama bu değerlendirmeyi yaparken, sorumluluk adresi şüphesiz ki işletme sahipleri değil, bu sekötürü de şekillendirecek konumda olan yönetimlerdir.

İşte anektod da tam da bu ortama ilişkin son derece öğretici bir foroğraf çıkarıyor karşımıza.

İmtiyaz üceretlerinin yükseltilmesiyle bir anda gündemleri değişen kasinocular bir toplantı gerçekleştirir.  Ve konu tartışmaya açılır;

“Napsak acaba kime gitsek? Şimdi muhalefete de gidilmez... Zamanında biz bunlar göndermek için milyonlarca dolar topladık, bunları geri getirdik!”

Ateşli geçen tartışma sonrasında yerli işletme sahiplerinden ikisi seslerini yükselterek, UBP hükümetinden hesap sorulması gerektİğini haykırır;

Gerekçe ise....

“....’nın borçlarını da kapatan transfer parasını biz ödedik. Şimdi bu hükümet bizim dediğimizi yapmak zorunda!”

Burada acı olan siyasetin ne kadar kirlendiğidir. Hükümetler kurup, hükümetler deviren, Cumhurbaşkanlığı seçimleri dahil ülke seçimlerinde bizzat varlıklarıyla, paralarıyla tercih yapanlar, yönetiyor aslında siyaseti.

Ama bu yönetimde de parası ve gücü olan söylüyor, son sözü.

Kasino tartışmalarında şimdilik son sözü, büyükler söylüyor gibi görünüyor. Yoksa hükümet arkasında belli bir güç hissetmese, bir gecede kimseyle tartışmadan, 4 katlık bir artış kararı alamaz.

Burada temel anafikirlerden biri de bu ülke turizmini, eğitim sekötrünü teker teker yitirirken, yerli sermayesini daraltırken, artık yerli mafyasını da kaybettiğidir!

Seçimlerde para dağıtan, milletvekili transfer edip parasını da ödeyenler şimdi daha fazlasını yapanlar karşısında çok söz söyleyemiyor.

Şimdi bunu yapanlar, daha da fazlasına muktedir olacak büyüklerin altında eziliyor.

Yani büyük balık her zaman küçükleri yutuyor!

Ve biz hiç büyük balık olamıyoruz!


Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31