Hâlâ rüştünü ispat edemeyen bir halk mıyız biz?.. Çözümü mümkün olan sorunlar denizinin ortasında boyuna yalpalayıp durduğumuz bir yana, bize emanet edilen işleri ve kurumları da berbat edip öylece bırakıyoruz. 
Bu savımın, yüz kızartıcı yığınla örneği var… Ki, her gün gazete sayfalarında ve köşelerinde bunları irdelemekteyiz… Haberlerle, fotoğraflarla ve yorumlarla… Ve de televizyon ekranlarıyla…
   Ama bugün bu rezilliklerin tümünü bir yana bırakıp, şu limanlarla ilgili skandallarımıza değinmek ihtiyacındayım…    
   Akdeniz çanağının arkeolojik açıdan göz bebeği olan tarihi Girne Limanı’nı ne durumlara getirdiğimiz malûm… Bu limanla ilgili rezillikleri “yetki karmaşası”na bağlayıp kendimizi mazur göstermeye çalışıyoruz… Kolaycılık!.. 
   Kısa adı GÜÇ – SEN olan Gümrük Çalışanları Sendikası’nın girişimiyle geçen haftanın sonunda Mağusa Limanı’nın içler acısı durumu da kamuoyumuzun gözleri önüne serildi… Adı “Gazi”lik unvanıyla onurlandırılan Mağusa’nın limanına bakmak bile, o emsalsiz kentimizin malul halini apaçık görebilmemize yeterlidir... Duyarsızlıklar ve yönetim beceriksizlikleri yüzünden, o liman şu anda tam bir çevre felaketinin sarmalındadır. Bir Akdeniz limanı ki, kente hastalık, ölüm ve utanç kusmakta…
   Mağusa limanının tarihi, turistik ve stratejik önemi çok büyük. AB de, AB’nin üyesi Kıbrıs Rum Yönetimi de bu gerçeğin farkında. Ve limana egemen olabilme adına ellerinden geleni yapıyorlar. Peki biz ne yapıyoruz?.. Ona bakalım şimdi:
    *       *       *
   Mağusa surlarının gölgesindeki, Lüzinyanların, Venediklilerin, Osmanlının, İngiliz koloni yönetiminin ve hatta ölümsüz Othello’nun soluğunu üzerinde hisseden bu mekânı, sırf o muhteşem turistik potansiyeliyle dünyaya tanıtıp pazarlayabilsek, devlet bütçesini bile kalkındırabiliriz. Biz ise, bu durumun bile ayırtına varamayacak kadar bilinçsiziz, ne yazık… 
   Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, bir büyük hayalinden söz eder hep...  Onun o büyük hayali, Mağusa Limanı’na Cruise gemilerinin haşmetle yanaştığını görebilmektir!… 
   Acı gerçek şu ki, bu gidişle o limana değil Cruise’lar, olağan tekneler bile yanaşmaktan çekinecekler… Aslında hayalini gerçekleştirebilme adına Başkan Oktay Kayalp’in da malul Mağusa Limanı için kollarını sıvaması ve elini taşın altına koyması gerekir. Devletin ve ülkenin diğer tüm yetkililerine o bağlamda örnek olabilmesi adına…
   Yıllardır süren altyapı, teknik donanım ve teknoloji eksikliği ile duruma seyirci kalan iktidarlardan kaynaklanan çözümsüzlükler ve insan sağlığını hiçe sayan uygulamalar, bu tarihi ve stratejik limanı batakhaneye dönüştürdü. İşte bu yüzdendir ki, liman çalışanlarının, müdavimlerinin ve limana yakın olanların sağlıkları her geçen gün kötüye gitmekte ve hatta çoğu kişi bunun bedelini yaşamıyla ödemektedir. 
   Çevre rezilliklerinin ve düzensizliklerin ortasında, geçen cuma ilgili bakanın da hazır bulunduğu bir açık hava basın toplantısı yapıldı. Dikkate getirilen görseller dehşet vericiydi… Toplantıda solunan, Akdeniz’in iyot kokusu değil, limanın çirkef kokusu ve ölümcül toz dumanıydı… 
   GÜÇ-SEN, 2006’dan bu yana duyarsızlıklara karşı, limanda örgütlü olan diğer sendikalar ve Mağusa’da faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri ile birlikte savaşım vermektedir. Ne ki, bundan hiçbir sonuç alınamadı… Duyarsızlıkların sürmesi halinde daha etkin eylemlere başvurulacağının sinyali de verildi. Çünkü bıçak kemiği de delip geçmiştir… 
   Limana gemilerle gelen ve “dökme yük” olarak tanımlanan hayvan yemlerinin; arpa, buğday, mısır, küspe ve çimentonun tahliyesi tümüyle ilkel yöntemlerle, dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan tekniklerle yapılmaktadır. Medya mensupları bu duruma gözleriyle tanıklık ettiler. Tahliyeler sırasında ise Mağusa Limanı göz gözü görmez, nefes alınmaz noktaya gelerek yaşanmaz bir yere dönüşüyor. Gidin o atmosferde felaket ve korku filmi çekin!.. Serbest Liman Bölgesi’nde bulunan çimento fabrikalarında yapılan yüklemelerde ise etrafa savrulan toz, başta limanın yanı başında yer alan Karakol İlkokulu’ndaki çocuklarımızı, çalışanları ve tüm Mağusa halkını zehirlemektedir.
    *       *       *
   Mağusa Limanı’nda gemi azıya alan çevre felaketi, tabii ki bunlarla sınırlı değildir. Felaketin ayrıntıları cuma ve cumartesi günleri medyamızda görsel ve yazılı olarak net biçimde yansıtıldı. Benim burada yaptığım yorum o haberlerle birlikte değerlendirilmeli…
   Son olarak şunu söylemeliyim: Mağusa Limanı’nın AB yönetiminde çalıştırılmasına siyasi nedenlerimizden dolayı şiddetle itiraz etmekteyiz. Bu çirkin ve utanç verici manzara karşısında acaba bu itirazlarımızda ne kadar haklıyız?.. Lütfen soğukkanlılıkla bunu da bir düşünelim. Çünkü hükümet etmeyi ve yönetmeyi bir türlü beceremediğimizin en acı göstergelerinden biri de, işte Mağusa Limanı’nın bu felaket halidir!...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31