Antik Salâmis şehri Arap akınları ve depremler yüzünden harap olunca, birkaç kilometre güneyinde, yeni bir şehir kurulur!

Bataklık bir alanın yanı başında, yekpare bir kayanın üzerine kurulan bu sahil kenti, kara tarafından yanına gelene kadar görülemediği için, Amoğostos yâni “kumda gömülü”  diye adlandırılır.

Kutsal topraklardaki Haçlılar’ın önce Kudüs, sonra da Akkâ’yı kaybetmeleri üzerine zamanın Lüzinyan Kralı buraya yerleşmelerine izin verince, Doğu-Batı ticaretinin merkezi haline gelen bu kent, o dönemde, dünyanın en zengin kenti haline gelir.

Burada Orta Doğu ve Levant’ın bütün halklarını bulmak mümkündür!

Lüzinyan Kralları Kudüs Krallığı tacını burada giymektedirler… Her Hristiyan mezhebi ve tarikatinin, burada bir kilisesi vardır… Nasturiler’den Templer Şövalyeleri’ne kadar…

Bütün orta çağ şehirleri gibi bu şehir de surlarla çevrilidir. Eski Lüzinyan Efsaneleri’ne göre, kenti asıl koruyan, surlar içinde bulunan bir ejderhadır!

Bu öyle bir ejderhadır ki surlar içindeki yuvasında, başı ile kuyruğu birbirine temas etmektedir.

Yâni boyu, şehrin çevresi kadardır.

Efsaneye göre, bir gün şehir “kâfirler” eline geçerse, ejderha yuvasından çıkacak ve müstevlileri, yiyecektir! 

Kent, bir ara Cenevizliler’in eline geçer…

Yetmiş yıl kadar, onların yönetiminde kalır…

Sonra geri alınır…

Daha sonra, ada Venedikliler’in eline geçer…

Venedikliler, Lüzinyan surlarının, değişen çağa ayak uydurup, top ateşine dayanamayacağını düşünürler ve tahkimata girişirler.

Şehir, etrafı arası toprakla doldurulmuş, iki kat taş duvardan oluşmuş, 2 mil çapında bir sur ile sarılmış, bir kale haline gelir…

Rumlar’ın Amoğostos, Frenkler’in Famagusta, Türkler’in Mağusa dedikleri bu şehir, bu gün dünyada Orta Çağ mimarisinin ayakta olduğu iki kentten biridir!

Osmanlılar, Kıbrıs’ı fethetmeye karar verdiklerinde, aslında Venedikliler’in fiilen adanın başkenti olarak kullandıkları Mağusa Surları’nın, dünyanın en kuvvetli kalesi olduğuna inanılmaktaydı.

9 Eylül 1570 günü Lefkoşa’nın düşmesinden sonra, Osmanlı ordusu karadan, donanması da denizden şehri kuşatmaya alırlar ama Mağusa Kalesi, ününe yakışır bir biçimde, sefer mevsimi geçene yâni kış gelene kadar, direnmeyi başarır.

Kış girişinde, bazı birlikler ve birkaç Osmanlı kalyonu gözcü olarak adada bırakılıp, gerisi Anadolu ve İstanbul’a döner.

1571 yılı baharında, bu birlikler geri dönerler… 

Bu esnada Kıbrıs'taki kuvvetler arasında kalıp, olup biteni kaleme dökmekte olan Piri Efendi'nin Fethiye-i Cezire-i Kıbrıs'ına göre, baharda donanma İstanbul'dan geri dönüp, Mağusa limanına demirlediği gün, karadaki ve denizdeki gemilerde bulunan asker sevinçten etrafa öyle bir ateş açar ki kaledekiler buna şaşırır.

"...tarafeynden azim tob-ı tüfenk şenliklerine küffar-ı hak-sarı derun-u kal'ada agrar-ı kahru damar eylediler. Ol gün sefineler ile gelen asakir-i encümşümar cümle taşra çıkıp, orduyu hümayuna nasb-ı hıyama karar esnasında,ümera-yı Ekrad'dan Canbulat Bey,kandi aşireti askeri ile gelüp, ordu-yu hümayun'a dahil oldu." Tarihin, 1571 Nisan ortaları olduğu düşünülür… Karargâh bugünkü Derinya’da,  ordu da surların karşısında bugün yılkılmış olan Mağusa Hastanesi dolaylarındadır.

Daha doğrusu bugünkü anıttan, denize doğru yayılmıştır…

Asıl taarruzlar, Akkule ile bugün Canbulat Burcu dediğimiz, Arsenal Burcu’na yapılmaktadır. Taarruz, 19 Mayıs’ta başlar…

İddia edildiğine göre, 19 mayıs, 30 ağustos arasında şehre 200 bin top mermisi atılmıştır! Mağusa’nın en eski Latin kilisesi, St. George of Latins, bu bombardımanda yıkıldı! St. George of Greeks’in duvarları henüz ayakta…

Üzerinde donanmadan gelen top ateşinin izleri bugün ile görülüyor!

Ama Mağusa Kapısı’nın batısına düşen bir yerde, sur üzerinde 400 yılı aşkın bir süredir duran Osmanlı güllesinden haberiniz var mıydı?

Biz elimizdeki hangi turistik ögeyi doğru dürüst tanıyıp, tanıtıyoruz ki bize yetmedi?

Anlayabilmiş değilim…

Mağusa orada yatıyor…

Biz ona bakıyoruz, o da bize…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31