Eskiden yani 1974 öncesi adadaki en büyük Türklerin yaşadığı köydü Lurucina.

Yanında da en büyük Rum köyü vardı Lisi…

Savaştan sonra iki köyün de büyüklüğü bitti.

Çünkü bir tarafta kaçan Rumların yerini doldurmayan Türkler yaşar…

Diğer tarafta yerlerinden edilmeyen ama askerin ortasında kaldığı için mağdur olan ve zamanla yurtdışına göç veren eksilen Lurucina’lılar…

Ne tuhaf bir durum…

Gelelim Lurucina’ya…

Tek katlı köy evinin duvarında “Akıncılar Belediyesi” yazıyordu…

Köy bildiğimiz köy…

Duvarında çeşme…

Mütevazı bir yer.

Biraz aşağısında köy meydanı…

Meydanında Atatürk heykeli…

Heykelin arkasında eski benzin istasyonları gibi tek pompalı ama sadece lambasuyu satan istasyon.

1960’lı yılların simgesiydi onlar.

İstasyonun çardağı var.

Çardağın altında iki insan oturuyordu…

Yaklaştım.

Elimle selam verdim.

Otur, dediler.

Oturdum.

Doğdu doğalı oralıymış oranın sahibi Coşkun Dayı…

Lurucina’yı sordum…

“Ma neden öyle den” dedi.

“Ne deycem ya” dedim…

“Dabellasında görmen ama ki yazar Akıncılar?

Burası 1950’li yıllardan beridir Akıncılar.”

Anlamıştım.

Coşkun Dayı Lurucina demeyi sevmeyenlerden.

Yanında bir kadın vardı.

Akrabasıymış.

Onunla Rumca konuşuyordu.

“Rumca bilir misin” dedi.

“Yok” dedim.

Üzülmüş.

“Neden” diye sordu.

“Neden olacak, Denktaş tam da öğrenecek yaşa geldiğim o yıl Rumca konuşmayı da ticaret yapmamızı gibi yasaklamıştı.

Öğrenememiştik yani.”

Tarihten sordu beni test etti…

Sonra yaşadığı olumsuzluklardan bahsetti.

Bir de şiir okudu…

“Şiir okuyorum,” dedi.

O arada bir traktör geldi.

Coşkun Dayı, “sen doldur da gel, parayı ver” anlamında eliyle işaret etti…

Kısaca söyledikleri bunlar değildi Coşkun Dayı’nın…

Konuşmasının bir bölümünü ağzından çıktığı gibi yazıyorum…

Siz bu konuşmaya bakın…

Neler kaybettiğimizi bir daha yaşayın.

“Soracayım ben sana, ongarttın makinayı da alasın sesimi?

Yanlış gonuşursam düzelt beni da, ba yannış gonuştun be amca deme.

Ben hayatımı ah uhuyla geçirttim.

Bu gavgaları kaç sene var yaşarık?

Gençliğimin eyi bir gününü sevinmedim.

Giderdim ya davarıma, ya traktörümü alırdım gideyim tarlaya da çocuklara veda ederdim…

Bilmezdim ya geleceysam geri…”

Kıbrıslı konuşmasını okurken ne hissettiniz?

Duygularınız, kaybettiklerimiz…

Bir daha geri gelir mi?

Sorgulayın.

Eğer kaybettik, derseniz paçaları sıvayın ve bugünden başlayın.

Makarayı geri saralım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5