05 Eylül 2014 Cuma 12:28
15 hasta acil kan bekliyor

EN FAZLA 6 GÜN: Her üç haftada 2 ünite kan alması gereken thalassaemia hastaları, kan bankasında 1 ünite kanı bile bulmakta zorlanıyor. Eskisi kadar kan bağışı yapılmıyor, 15 hasta acil kan bekliyor. Kan alma günü geçmiş bir hastanın ise vücut dengesi alt üst olmaya başlıyor

BAĞIŞÇILARA MESAİ BASKISI: Kan bağışı konusunda toplum duyarlılığı henüz arzu edilen düzeyde değil. Kan bankasının mesai saatlerinde bağış kabul etmesi ise zaten az olan bağışı daha da aşağıya çekiyor. Kan bağışında bulunmak isteyen biri hafta içi saat 15.00, hafta sonu 13.30’dan önce Kan Bankası’na başvurmak zorunda

BİNA DÖKÜLÜYOR: Lefkoşa’da 2010 yılında meydana gelen sel felaketinden nasibini alan Thalassaemia Merkezi, halen daha tadil edilmedi. Kan Bankası’nı da bünyesinde barındıran merkezin sıvaları dökülüyor, tavanı akıtıyor, duvarlarında ise derin çatlaklar var. Personel zor şartlarda hizmet veriyor

Engelliye saygı yok

PARK SORUNU: Thalassaemia Merkezi önünde engelliler için ayrılan park yeri ise engelli olmayan sürücüler tarafından işgal ediliyor. Kan Bankası veya Thalassaemia Merkezi’nden hizmet almaya giden engelliler bir de park sorunuyla uğraşmak zorunda kalıyor


Duygu ALAN
Thalassaemia Derneği Başkanı Ahmet Varoğlu, KKTC’de toplamda 150 Thalassaemia hastası olduğunu söyledi. Sağlıklı şekilde hayatlarını idame ettirebilmeleri için her hastanın üç haftada bir 2 ünite kana ihtiyacı olduğunu belirten Varoğlu, kan bankasına yapılan bağışların ihtiyacı karşılamaya yetmediğini kaydetti.
Ahmet Varoğlu, hastaların özellikle son iki haftadır, kan bulmakta ciddi sıkıntı yaşadığını dile getirdi.  Varoğlu, hali hazırda 15 Thalassaemia hastasının acil kana ihtiyacı olduğunu ifade etti.
Ahmet Varoğlu, bir Thalassaemia hastasının kan alma günü geçtikten sonra en fazla 6 gün sağlıklı kalabileceğine vurgu yaparak, 6 günden sonra hastada kalp çarpıntısı, iştahsızlık, hemoglobin düşüklüğü gibi yeni rahatsızlıkların baş göstereceğini ve kişinin sağlığının oldukça ciddi etkilenebileceğini söyledi.

“Sağlık Bakanlığı’na büyük görev düşüyor”
Ahmet Varoğlu, bağışların artması için Sağlık Bakanlığı’na önemli görevler düştüğünü ifade etti.
Yeterli kanın bulunamamasının birçok etkisi olduğunu belirten Varoğlu şunları söyledi:
“Kan bağışı hususunda toplumda yeterli duyarlılık yok. Bana göre bunun sebebi, insanlarımızın gerek Thalassaemia hastalığı hakkında gerekse kan vermenin sağlık üzerindeki etkisi hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasıdır. Toplumun bilinçlendirilmesi bakımından Sağlık Bakanlığı’na ciddi görev düşüyor. Bağışların yeteri düzeyde olmamasının bir diğer sebebi ise kan bankasında çalışan personel sayısının az olmasıdır. Şuan 9 personel var.

Hem günlük hizmetlerin aksamaması hem de daha sık bağış toplamaya çıkılması için en az 12 personele ihtiyaç var. Personel eksikliğinden kaynaklanan bir ciddi sorun daha var ki, bu konuda da aslında Sağlık Bakanlığı’nı eleştirmek gerekir. İnsanlara bağış çağrısında bulunuyoruz ama kan bankası hafta içi saat 15.00’den sonra bağış alamıyor.

Hafta sonu ise sadece cumartesi günleri 08.30 ile 13.30 saatleri arasında bağış kabul ediliyor. Çünkü kan bankasında 15.30’dan sonra bir personel nöbetçi kalıyor.

O kişi de kan alamaz. Dolayısıyla bağış yapmak isteyenler için bu saatin ve personel sayısının arttırılması şart. En azından 19.00’a kadar uzatılırsa bu bile faydalı olur.”

“Gönüllü Kan Bağışçıları Veri Bankası projesi halka duyurulmalı”
Ahmet Varoğlu, Sağlık Bakanlığı ile Turkcell iş birliğinde hayata geçirilen “Gönüllü Kan Bağışçıları Veri Bankası Projesi”nin de halka yeteri kadar duyurulmadığından beklenen bağışçı sayısına ulaşılamadığını belirtti.

Projenin halka duyurulması hususunda da Sağlık Bakanlığı’nın daha aktif olması gerektiğini kaydeden Varoğlu, kan bağışında bulunmak isteyenlerin adını, soyadını ve kan grubunu belirterek Turkcell hatlarından 2323’e mesaj atabileceklerini söyledi.

Ahmet Varoğlu, ayrıca KKTC yurttaşlarının yanı sıra ülkede çalışma izni ile ikamet eden yerleşiklerin de kan bağışında bulunabileceğini ifade etti.

“Bir ünite kan hayat kurtarıyor”
Kan bağışının thalassaemia hastaları için hayati önem taşıdığını belirten Ahmet Varoğlu, kan vermenin bağışta bulunan kişinin sağlığı açısından da faydalı olduğunu kaydetti.

Varoğlu, “Her sağlıklı erkek 3 ayda bir ünite, kadın ise 4 ayda bir ünite kan verebilir. Bağışlanan her ünite kan, bir hastanın hayatını kurtarırken kan veren kişi de hücreleri yenileneceğinden hayatına daha sağlıklı devam eder” dedi.

“Düzenli tedavi önemli”
Thalassaemia hatalığı hakkında da bilgi veren Ahmet Varoğlu, şunları söyledi: “Thalassaemia, en basit tabiri ile Akdeniz ülkelerinde görülen genetik kan rahatsızlığıdır. Hastalık, kemik iliğinin yeterince kan yapmaması nedeni ile ortaya çıkar. İki thalassaemia hastasının evliliği sonucu yüzde 25 thalassaemia hastası çocuk doğabilir. Thalassaemia artık anne karnında da tespit edilebilmektedir. Anne karnında thalassaemia hastası olduğu tespit edilen bebekler anne ve babanın da rızası ile kürtaj ile alınır. KKTC’de de 1980 yılından bu yana bu testler yapılabilmektedir ve bu yöntem sayesinde 1980 yılından bu yana ülkemizde yeni thalassaemialı doğumlar olmamaktadır. Thalassaemia hastaları, ömür boyu kan almak zorundadır. Hasta düzenli kan alımı ile birlikte temel ilaçlarını da düzenli kullanırsa hiçbir sorun yaşamadan hayatına devam ederler.

“Kan alımı en fazla 6 gün geciktirilebilir”
Ahmet Varoğlu, bir thalassaemia hastasının her üç haftada bir 2 ünite kan alması gerektiğini söyledi. Alınan kan ile vücuda yüklenen demirin organlara zarar vermemesi bakımından vücut dışına atılması için enjekte edilen Desferal isimli ilacın da kullanılmasının gerektiğini belirten Ahmet Varoğlu, ayrıca kemik erimesinin önlenebilmesi için ayda bir hastaya serum enjekte edilmesi gerektiğini kaydetti.
Thalassaemia hastası için kan alımının ise hayati önem taşıdığına vurgu yapan Varoğlu, kan alma günü geçmiş bir hastanın en fazla 6 gün sağlıklı kalabileceğini ifade etti.

Varoğlu, “Hasta normal kan alma süresini en fazla 6 gün geciktirebilir. 6 günden sonra hastada kalp çarpıntısı, iştahsızlık, hemoglobin düşmesi gibi başka sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Hasta daha ciddi sağlık sorunları ile karşılaşabilir” dedi.

“İstihdam edilmeyi bekleyen 9 thalassaemialı var”
Thalassaemia Derneği Başkanı Ahmet Varoğlu, thalassaemia hastalarının da engelliler kapsamında olduğunu belirterek, Engellileri Koruma, Rehabilite ve İstihdam Yasası altında istihdam edildiğini kaydetti. Yasa gereği özel sektörde ve devlet kurumlarında 25 çalışandan 1’inin engelli olması gerektiğini ifade eden Ahmet Varoğlu, ancak yasanın uygulanmadığını savundu.
Varoğlu, istihdam edilmeyi bekleyen thalassaemialı sayısının ise 9 olduğunu belirtti.

“Thalassaemia Merkezi ciddi tadilat istiyor”
Thalassaemia Merkezi’ndeki inşaata dayalı altyapı eksikliklerine de değinen Thalassaemia Derneği Başkanı Ahmet Varoğlu, merkezin en kısa sürede baştan aşağı tadil edilmesi gerektiğini dile getirdi.
Varoğlu, “Thalassaemia Merkezi adeta gözden çıkarıldı. Merkezin tavanında ve duvarlarında çatlaklar, çökmeler var. Sıvalar düşmüş. Personel zor şartlarda hizmet veriyor. Çevre düzeni ise hiç yok. Merkezin etrafında sık sık atık ve çöp görmek mümkün” dedi.

“Engelli park yerleri işgal ediliyor”
Ahmet Varoğlu, her kurumda olduğu gibi Thalassaemia Merkezi’nin de önünde üç araçlık engelli park yeri bulunduğunu ancak buraların engelli olmayan sürücüler tarafından işgal edildiğini söyledi.
Havadis aracılığı ile halka çağrıda bulunan Varoğlu, “Lütfen engelli bireylerin haklarına saygı gösterin ve araçlarınızı, park yerlerinde sizler için ayrılan bölümlere park edin” dedi.

“Kan bağışından kaçınmayın”

KAN HAYATTIR: Hemotoloji Uzmanı Dr. Gülsen Bozkurt, thalassemia hastalarının yaşamlarının yapılan kan bağışları ile paralel olduğunu söyledi. KKTC’de özellikle sivil donörlerden kan bağışının arttırılması gerektiğini belirten Dr. Bozkurt, devletin bu yönde teşvik edici çalışmalar yürütmesi gerektiğini kaydetti

PERSONEL EĞİTİLMELİ: Dr. Gülsen Bozkurt, Kan Bankası’nda görevli teknik personelin de eğitimli kişiler olması gerektiğini söyledi. “Dünyada olduğu gibi KKTC’de de Kan Bankaları artık transfüzyon uzmanları tarafından yönetilmelidir” diyen Dr. Bozkurt,  Sağlık Bakanlığı’nı bu konuda bir an önce harekete geçmesi için ikaz etti

Hemotoloji Uzmanı Dr. Gülsen Bozkurt, kan bağışlarının thalassemia hastaları için hayati önem taşıdığını belirtti. KKTC’de sivil donörlerin oldukça az olduğunu kaydeden Dr. Bozkurt, gönüllü donörlerin arttırılması için kampanyalar ve duyuruların yanı sıra başka bir takım çalışmalar da yapılması gerektiğini söyledi.

Dr. Gülsen Bozkurt, “Ne yazık ki, ülkemizde sivil donörlerin sayısı son derece az. Thalassemia Derneği bu hususta üzerine düşeni yapıyor ancak devletin de sivil donörlerden kan bağışını teşvik edici düzenlemeler yapması kaçınılmazdır. Belki de bazı kampanyalar ve söylemlerin dışında gönüllü donörleri arttırmak için bir takım çalışmalar yapılmalıdır” dedi.

Dr. Bozkurt, “Örneğin kan vermeye giden kişilere hem bir teşekkür olarak hem de cezp etmek amacı ile Check up yapılabilir. Belli bir miktarda kan veren kişilere yine teşekkür anlamında belgeler verilebilir. Daha fazla ve düzenli olarak kan verenlere daha değerli manevi ödüller verilebilir” diye konuştu.

“Kan Bankası transfüzyon uzmanlarınca yönetilmelidir”
Kan bankacılığının da en az kan bağışı kadar yaşamsal öneme sahip olduğuna değinen Dr. Bozkurt, kan bankasında görevli teknik personelin belli bir eğitim almış alması gerektiğini ifade etti.
Dr. Bozkurt, “AB müktesebatında kan bankacılığı konusunda direktifler var. Ancak biz de yok. KKTC Thalassemia Merkezi’nde sayıca az olsa da yıllardır özveri ile çalışan teknik elemanlar var. Fakat birçok çalışan da gerekli eğitimden geçirilmemiştir, bu kişilere eğitim fırsatı tanınmamıştır. Öte yandan dünyada kan bankaları artık transfüzyon uzmanları tarafından yönetilmektedir. KKTC’de de bu böyle olmalıdır ve Sağlık Bakanlığı bu konuda arayış içerisine girmeli bunu sağlamalıdır. Kan bankasında görevlendirilecek personelin hem teknik hem de bilgi ve beceri yönünden eğitilmesi şarttır” diye konuştu.

“Arzumuz çağdaş Kan Bankası”
Hemotoloji Uzmanı Dr. Gülsen Bozkurt, kan bankacılığının diğer laboratuarlardan çok daha önemli olduğunu belirterek, şunları söyledi: İcabında bir ünite kan alınıyor ve hayat kurtarılıyor ama bazen de o bir ünite kan insanın hayatına mal olabiliyor. HIV virüsü taşıyan veya Hepatit B, Hepatit C virüslü kan alımı ile hastanın hayatının riske girmesi mümkün. Bu bakımdan kan bankacılığı çok önemli. Dilerim ileride çok daha modern bir kan bankasına kavuşuruz.

“Hastanedeki manzara bütünü ile itici ve çirkin”
Sağlıkta temizlik ve hijyenin önemine de dikkat çeken Dr. Gülsen Bozkurt, Thalassemia Merkezi’nin de faaliyet gösterdiği Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yaşanan çevre kirliliği hakkında da sert eleştirilerde bulundu.

Hastane avlusunda çevre düzenin yetersiz olduğunu söyleyen Dr. Bozkurt, hijyen ve iç açıcı manzaradan da oldukça uzak olduğunu savundu.

Dr. Gülsen Bozkurt şöyle konuştu:

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde çevre düzeni yeterli düzeyde değil. Hijyen ise yok. Her taraf çöplük. Zaten bahçesindeki mevcut zincir ve kazıklarla yasakçı bir zihniyeti temsil eden Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne adım attığınız an görüntü kişiyi geriye itiyor. Son derece itici çağdışı. Acil Servis’in önüne bir kafeterya yapılmış önüne bir de çöp bidonu konulmuş. Hastane bünyesinde sağlık hizmeti veren Thalassemia Merkezi de bakımsız ve çöplük içerisinde. Kimse de rahatsız olmuyor. Ben bu durumun ne yazık ki bizim irademizi yansıttığını düşünüyorum ve karşılaştığım o çirkin manzarayı görmemek için hastaneye mümkün olduğunca gitmemeye çalışıyorum.

“Her yer bariyer, zincir, çukur, çöp”
Dr. Gülsen Bozkurt, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde engelli park yerlerinin engelli olmayan sürücüler tarafından işgal edilmesi hususunda ise “Ne yazık ki ülkemizde ne engelliye ne de hastaya saygı yok” diye yorumda bulundu.

Dr. Bozkurt, “Bu ülkede ne engelliye ne hastaya saygı var. Bunları söylediğim için üzgünüm ama ne yazık ki bunlar bizim acı gerçeklerimizdir. Ben yıllardır çok zorunlu olmadıkça hastaneye gitmiyorum, gittiğimde de çok üzülüyorum, canım sıkılıyor. O görüntülerin bize yakışmadığını düşünüyorum. Her yer bariyer, zincir, çukur, çöp. Bunlar son derece çirkin görüntüler” şeklinde konuştu.

banner22
Son Güncelleme: 05.09.2014 12:31
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31