banner40
26 Ocak 2017 Perşembe 17:09
Akıncı: 'Cenevre Konferansı başladı ama bitmedi'

Rahme Çiftçioğlu

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakerelerde sonuç alınabilecek noktada olunduğunu kaydederek, “Bu kadar emeği heba etmemeliyiz. Herkes elini taşın altına koymalı” dedi.

50 yıllık müzakere sürecinde iki tarafın yapılmayanı yaptığını, süreci harita ve 5’li konferans noktasına getirdiğini söyleyen Akıncı, “Bu son 50 yılda olmayan bir şey. Mont Pelerin’e gidildi bir şey çıkmadı, Cenevre’ye gidildi bir şey çıkmadı’ gibi olumsuz değerlendirmelere yer yoktur kanaatindeyim” şeklinde konuştu.

Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis ile Cenevre sonrası ilk görüşmesini bugün yapan Mustafa Akıncı, Cumhurbaşkanlığı’na dönüşünde basına açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Akıncı, Rum liderle bir sonraki görüşmesinin 1 Şubat Çarşamba günü olacağını kaydetti.

5’li konferans konusuna da değinen Mustafa Akıncı, “Cenevre Konferansı, 50 yıllık müzakere süreci gibi ucu açık, ilanihaye devam edecek bir süreç olarak algılanmamalı. Böyle bir şey olamaz. Kimsede böyle bir niyet yok. Ancak hemen 1 hafta sonra 10 gün sonra ‘bu konferans toplanıyor’ diyebileceğimiz tarih de somut olarak ortaya çıkmış değil” dedi.

2017’nin getirebileceği tehditlerin ve risklerin ortada olduğunu kaydeden Akıncı, “Süreci mümkün olduğunca kısa tutmakta ve konferansın erken zaman dilimi içinde toplanmasında yarar var. Kuşkusuz bu tek taraflı istekle olmaz, tüm ilgili tarafın en azından 5 tarafın buna hazır olması gerekecek” şeklinde konuştu.

MÜZAKERECİLERDEN LİDERLERE MONT PELERİN İLE İLGİLİ SUNUM

Akıncı ilk önce bugünkü görüşmeyle ilgili bilgi verdi.

9, 10,11 Ocak tarihlerinde iki tarafın Cenevre’de bir araya geldiğini, güvenlik ve garantiler haricindeki konular üzerinde görüşlerin paylaşıldığını anımsatan Akıncı, burada bazı ilerlemelerin sağlandığını hatırlattı.

Mustafa Akıncı, “11 Ocak günü Birleşmiş Milletler’in kasasında kilitlenmek üzere yüzde 29,2’lik haritamızı, onlar da kendi haritalarını hazırlayıp sundular. Hemen ertesi gün güvenlik ve garantilerle ilgili olarak Kıbrıs’taki iki taraf ve 3 garantör ülke olarak 5’li konferans yapıldı. Cenevre Konferansı’nın devamı şekilde teknik düzeyde, liderler olarak değil yardımcılar olarak toplanıldı. İki günlük çalışma 18-20 Ocak tarihlerinde Mont Pelerin’de yapıldı” dedi.

Müzakerecilerin Mont Pelerin’deki teknik çalışmalarla ilgili bugün kendilerine bir sunum yaptığını söyleyen Akıncı, şunları paylaştı:

“Bununla ilgili değerlendirmelerde bulunduk. Teknik düzeyde güvenlik ve garantilere ilişkin bir takım sorular ve bu soruların yanıtlarının nasıl sağlanacağına ilişkin mekanizmalar neler olabilir... Bunun üzerinde 2 liste hazırlandı. 5 taraf açısından. Tarafların görüşleri birbirinden farklı olacaktı, bunu bekliyorduk. Öyle de oldu. Bunun müzakeresi ve sonuçlandırılması tabii ki teknik düzeyde yapılamazdı. Bu siyasi düzeyde ele alınıp yapılacak bir şey.”

“ÇARŞAMBA GÜNÜ YOL HARİTASI”

Rum liderle 1 Şubat Çarşamba günü yeniden bir araya geleceğini hem Cenevre Konferansı’nda varılan mutabakatı gereğini yerine getireceklerini hem de sürecin yol haritasını belirleyeceklerini kaydeden Akıncı, konferansla ilgili şunları söyledi:

“Konferansın yeniden siyasi düzeyde, üst düzeyde toplanması gerekecek. Bununla ilgili bir tarih söz konusu değil. Bu konferans başladı ama bitmedi. Cenevre Konferansı’nın da 50 yıllık müzakere süreci gibi ucu açık, ilanihaye devam edecek bir süreç olarak algılanmamalı. Böyle bir şey olamaz. Kimsede böyle bir niyet yok. Ancak hemen 1 hafta sonra, 10 gün sonra ‘bu konferans toplanıyor’ diyebileceğimiz tarih de somut olarak ortaya çıkmış değil.”

1485441701.jpg

“ÖNEMLİ OLAN MOMENTUMU CANLI TUTMAK, AŞIRI ACELECİLİKLE DE SÜRECİ YANLIŞ MECRALARA İTMEMEK”

Bunun için Birleşmiş Milletler’in hem Kıbrıs’ın iki tarafla hem de üç garantör ülke ile çalışmalarını yapması gerektiğini ifade eden Akıncı, “Önemli olan momentumu canlı tutmak. Öldürmemek, aşırı acelecilikle de süreci yanlış mecralara itmemek. Dengeyi kurmak lazım” dedi.

Müzakerelerde yeni bir safhada olunduğunu da vurgulayan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Bu açık ve nettir. 50 yıllık müzakere sürecinde yapılamayan yapıldı. İki taraf Kıbrıslı Türkler ve Rumlar, süreci harita noktasına, 5’li konferansın toplanma noktasına kadar getirdi. Bu son 50 yılda olmayan bir şeydir. ‘Mont Pelerin’e gidildi bir şey çıkmadı, Cenevre’ye gidildi bir şey çıkmadı’ gibi olumsuz değerlendirmelere yer yok kanaatindeyim” dedi.

“KIBRIS TÜRK TARAFININ BU SÜRECE ÇOK DAHA OLUMLU KATKILARI OLDU”

Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü:

“‘Evet’ her şeyi ile bitmiş bir uzlaşma noktasında değiliz. Daha bunun için atılması gereken adımlar var. Kıbrıs Türk tarafı olarak bu sürece çok olumlu katkılarda bulunduk. Sürecin bu noktaya gelmesinde elbette iki tarafın da katkıları vardır ama Kıbrıs Türk tarafının bu sürece çok daha olumlu katkıları olmuştur. Bunun altını çizmekte hiçbir beis görmüyorum.”

“TARAFLAR, KOLEKTİF BİR ÇABAYLA SÜRECE YARDIMCI OLMALI”

Gelinen noktada tarafların kolektif bir çabayla bu sürece yardımcı olması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Bunun içinde garantör ülkeleri de sayıyorum. Sadece Kıbrıslı Türkler ve Rumlar değil…” dedi.

“HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”

Mustafa Akıncı, şöyle devam etti:

“Birleşmiş Milletler elbette kolaylaştırıcı çalışmalarını, iyi niyet misyonunu en iyi şekilde yerine getirecek, Avrupa Birliği gözlemci sıfatıyla katıldığı bu konferansta yapabileceği katkıları elbette yapmalı. Üç garantör ülke, Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık da önümüzdeki süreçte katkılarını esirgememeli. Bu sonucu elde etmek için herkes üzerine düşeni yapmalı, herkes elini taşın altına koymalı. Günün sonunda ortaya çıkacak tablodan herkes yararlanacak. Tüm ilgili taraflar daha iyi bir geleceğe doğru yol alacak. En başta da Kıbrıs’ın iki toplumu...”

“BU KADAR EMEĞİ HEBA ETMEMEK GEREK”

Mustafa Akıncı, bir basın mensubunun “Elini taşın altına koymayan kimdir?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Ben ‘herkes elini taşın altına koymalıdır’ derken temennimi ifade ettim. Birini işaret etmedim. Gerçekten kritik ve sonuç alabileceğimiz bir noktadayız. Bu kadar emeği heba etmememiz gerekir.”

“NEDEN 2016 SONUNU DEMİŞTİM...”

Akıncı, neden Kıbrıs sorununun çözümünde 2016 sonunu hedef gösterdiğini de şu cümlelerle anımsattı:

“Birleşmiş Milletler’e yeni bir genel sekreter gelecek, dosyasını öğrenmeye çalışacak’ diyordum. Şimdi o aşamadayız. Sayın Guterres Cenevre’ye geldi, başkanlık da yaptı ama Kıbrıs sorunuyla ilgili bir geçmişi yok. Amerikan yönetimi değişti. Orada nasıl gelişmeler olacak, dünyayı, bölgeyi nasıl etkileyecek, onu da bilemiyoruz. Bir önceki Amerikan yönetimi çözüme destek anlamında iki tarafla da temas ediyordu. Umarım bu yeni yönetim de desteğini sürdürür, bekleyip görmemiz lazım. Bunlar dış faktörler.

İçerde daha önemli konular var. Doğu Akdeniz’deki doğal gaz yataklarıyla ilgili Rum tarafının çıktığı ihaleler, ardından olası sondajlar. Ve çözüm olmadığı bir durumda işbirliği alanı olmasını umut ettiğimiz bu alanın gerginlik alanına dönüşme tehlikesi ve potansiyeli...

Rum tarafında sesler yükselmeye başladı. 2018 Şubatındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri gündemde. Bunlara bir yeni unsur eklendi. Türkiye’deki referandum. Mesela bu geçen yıl yoktu. Ben hep 4 unsuru sıralardım.”

“BU SADECE BENİM TEMENNİM DEĞİLDİ...”

‘Bu işi 2017’ye sarkıtmayalım” temennisinin aslında sadece kendisinin değil, Rum liderin, BM’nin ve Türkiye’nin de hedefi haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Akıncı, şunu ekledi:

“Ne yazık ki bu başarılamadı. Şimdi bu iş daha da uzayıp giderse 2017’nin getirebileceği tehditler, riskler ortada. Dolayısıyla bu süreci mümkün olduğunca kısa tutmakta ve konferansın erken bir zaman dilimi içinde toplanmasında yarar var. Kuşkusuz bu tek taraflı istekle olmaz, tüm ilgili tarafın en azından 5 tarafın buna hazır olması gerekecek. Bunu da önümüzdeki günlerde değerlendirip göreceğiz.”

“ZEMİN YOKSA BU ZEMİNİ EL BİRLİĞİYLE YARATMAK YUNANİSTAN’IN DA GÖREVİ”

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın “Şu an çözüm için zemin yok” şeklindeki açıklamasının sorulması üzerine Akıncı şunları kaydetti:

“Zemin yoksa bu zemini el birliğiyle yaratmak Yunanistan’ın da görevidir. Bu açıklamayı gördüm ama açıklamayla neyi kastettiği net değil. Bu zemini el birliğiyle yaratmak ve Kıbrıs sorunu çözmek hepimizin görevi. 3 garantörün katkısı şart. Garantörlerden biri de Yunanistan ve sürece uzun süre uzak kaldı.  Bu da bir gerçek. İç ekonomik bunalımları nedeniyle müzakere sürecinde çok rol almadı ancak son aylarda ve Sayın Çipras, bu konuyla ilgi duymaya başladı. Temennimiz devam etmesi ve bu zemini el birliğiyle yaratmamız.” 

banner22
Son Güncelleme: 26.01.2017 18:02
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31