banner40
09 Şubat 2017 Perşembe 10:00
'Alkol kültür haline geldi'

Eniz Orakcıoğlu

Ticaret Dairesi raporlarına bakıldığında alkollü içecek ve sigara ithalatına çok büyük paralar harcandığını ve bu ithal edilen ürünlerde her yıl artış olduğunu görüldü. Bu çerçevede uzmanlar alkol ve sigara kullanımında artış olduğunu bağımlılığın da arttığına dikkat çekti.

Konu ile ilgili olarak Yeni Bakış’a açıklama yapan Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel, alkolizmin önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde çok ciddi bir sosyal sorunumuz olacağını dile getirdi. Başel,  “Çünkü alkolizm normalize edilmiş bir kültür haline dönüştürülmüştür. Biz her zaman Aileleri, sigara ve alkol uyuşturucu ile uyarıcı maddelere geçiş için bir merdiven bir basamaktır diye uyarmaktayız” dedi.

Psikolojik Danışman Uzm. Dr. Demet Karakartal da günümüzde alkol bağımlılığının KKTC’de en önemli sağlık sorunlarından biri haline geldiğine vurgu yaparak, “Alkol, insan sağlığını bozmakla kalmamakta toplumsal düzenin de bozulmasına yol açmaktadır” şeklinde konuştu.

Sigara ve Alkol bağımlılığı, sigara ve alkol kullanımındaki artış gibi konuları Yeni Bakış’a değerlendiren Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel, Psikolojik Danışman Uzm. Dr. Demet Karakartal, ülkemizde ciddi alkol ve sigara kullanımı olduğunun altını çizdi.

Sigara ve alkol ithalatında büyük artış

Ticaret dairesi raporlarına bakıldığında 2016 Ocak-Kasım dönemi alkollü içecekler ithalatında bugünkü kurdan hesaplandığı zaman 98 Milyon 753 bin TL ödenirken bir önceki yılın aynı döneminden 16 Milyon 500 bin TL daha fazla ödendiğini ve alkol ihtiyacının arttığını görmekteyiz.

Yine raporlara göre ithalatta sigaranın da önceki yıllara göre artığını ve buna bağlı olarak kullanımın da arttığını söyleyebiliriz. 2016 Ocak-Kasım döneminde sigara ithalatına bugünkü kurdan hesaplandığında 68 Milyon civarında bir para harcandığı raporlarla ortaya konmuş bir önceki yıla göre de sigara ithalatı 5 Milyon TL civarında artmıştır.

Başel “Alkolizm çok ciddi bir sosyal sorun olacak”

Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel, alkolizmin önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde çok ciddi bir sosyal sorunumuz olacağını dile getirerek, “Çünkü alkolizm normalize edilmiş bir kültür haline dönüştürülmüştür. Yaşı 13-14 olan çocuklar bile babaları ve amcaları ile kadeh tokuşturmaktadırlar ve bu yanlış sosyal medyaya sanki normalmiş gibi aktarılmaktadır. Yine ailelerin birçoğu çocukları özellikle ergenlik döneminde sigaraya başladığı zaman ‘alıştı, bir şey yapamayız’ düşüncesiyle sigarayı normalize edip, sigarayı tehdit olarak görmemektedirler. Oysa ergenlik dönemi risk alma dönemidir. Çocuk ‘ben bilirim, bana bir şey olmaz’ düşüncesi ile üzerinde öldürür yazan sigara paketini alır ve dener, çevresinde annesi babası veya yakın akrabaları da içiyorsa ‘bak sigara içtim ölmedim, alkol içtim ölmedim’ diyerek yasa dışı veya ağır derecede bağımlılık yapacak uyuşturucu gibi maddeleri de kullanmak açısında bir cesaret kazanır. Biz her zaman Aileleri, sigara ve alkol uyuşturucu ile uyarıcı maddelere geçiş için bir merdiven bir basamaktır diye uyarmaktayız”

“Kullanım ciddi boyutlarda”

Alkol ve sigara kullanımının ülkemizde ciddi boyutlarda olduğunun altını çizen Başel, “Sigara ve alkol satışında işletmeler de yasa göre satış yapma konusunda dikkatli değildir. 18 yaşın altına da sigara ve alkol satıldığını görebiliyoruz. Bana göre bu yaş sınırının da 21’e çıkarılması gerekmektedir. Çocuk yaşta kişilerin alkol ve sigara kullandığını görmek iterseniz, hafta sonları eğlence yerlerine giderek 14-15 yaşında kız çocuklarını orda ellerinde sigara ve alkolle görebilirsiniz. Hal böyleyken çocukların sosyal medyada paylaştıkları resimleri aileleri de beğenip altına yorum yapmaktadırlar. Bu durumun savunması olarak da aileler ‘biz kapıya bırakıp, kapıdan alıyoruz’ demektedirler. Çağdaş anne, baba olmak bilgilenmekten, bilinçlenmekten geçer. Çocuklarının fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak, her dediğini yapmak anne babalığın sadece bir yönüdür. Bunun yanında çocuğu yaşama hazırlamak, tüm risklere karşı kendini savunmayı öğretmek ve bağımlılıklardan uzak durması şeklinde yetiştirmek birinci amaç olmalıdır” diye konuştu.

“Her köşe başında bağımlılık yapıcı maddeler satılıyor”

Mantar gibi her köşe başında bağımlılık yapıcı maddelerin kaymakamlıklar tarafından satış izni verildiğini görebileceğimizi söyleyen Başel, “Girne’de 24 saat açık 100’lerce alkol ve sigara satan büfe ve işletmeler mevcut. Bu işletmelerin sınırlanmasının gerektiğini düşünmekteyim. Yine alkol ve sigara satan ve off-licence diye geçen bazı yerler cinsel gücü artırıcı haptan tutun, Panadol’a kadar eczanelerin satması gereken hapları satmaktadırlar. Bu durumun İlaç eczacılık yasasına aykırı olduğunu ve off-licencelar bunları satamaz diye biliyorum” şeklinde konuştu.

“Eğlence yerleri daha sık denetlenmeli”

Eğlence yerlerini, alkol ve sigara satan yerleri polis ve sosyal hizmetlerin daha sık denetlemesi gerektiğini vurgulayan Başel, “5-6 ayda bir sırf şov yapmak için denetim yapmak yeterli değildir. Bu yerlerin rutin denetlenmek zorundadır ve 18 yaşının altında çocuklarını bu tür yerlere gönderen ailelere de yasal işlem uygulanmalıdır” dedi.

Karakartal: Alkol bağımlılığı artıyor

Psikolojik Danışman Uzm. Dr. Demet Karakartal, günümüzde alkol bağımlılığının KKTC’de en önemli sağlık sorunlarından biri haline geldiğine vurgu yaparak, “İstatistikler,  2016 Kasım-Ocak döneminde Alkollü içeceklerin ithalatında 26 milyon 690 bin dolar (98 milyon 220 bin TL) civarında bir para harcandığını göstermiştir. Bunun yanında Alkol, insan sağlığını bozmakla kalmamakta toplumsal düzenin de bozulmasına yol açmaktadır” şeklinde konuştu.

“Alkol bağımlıları profesyonel yardım almalıdır”

Alkolizmin, bireyin beden ve ruh sağlığını, aile, sosyal ve iş uyumunu bozacak derecede sık ve fazla alkol alma isteğini durduramama şeklinde ortaya çıkan bir bozukluk olduğunu da dile getiren Karakartal, “Eğer kişi bu dereceye gelecek şekilde alkol kullanıyorsa profesyonel yardım alması gereklidir. Kişi alkol almaya bağlı olarak işinde, okulunda ya da evinde üzerine düşen görevleri tekrarlayıcı bir şekilde aksatıyorsa, fiziksel olarak tehlikeli durumlarda yineleyici biçimde alkol kullanıyorsa, alkol ile ilişkili ortaya çıkan yasal sorunlar varsa kişide bir problem olduğu anlamına gelir. Alkolün neden olduğu sürekli ya da tekrarlayıcı kişilerarası sorunlardan (alkolüyken eşle tartışmalara girmek ya da kavga etmek v.b.) birini dahi tekrar tekrar yaşıyorsa profesyonel yardımı gerektirecek düzeyde alkol kullanma problemi var denilebilir” dedi.

“Alkolün en olumsuz etkisi depresyondur”

Karakartal, sözlerine şu şekilde devam etti; “Alkol beyin fonksiyonlarını değiştiren, bağımlılık yapma potansiyeli yüksek olan bir madde olduğundan alkol etkisi altındaki bir kişinin ruhsal durumunun öngörüsünü yapmak oldukça zor olabilmektedir. Etkilerinin öngörüsü belirsiz olan bir maddenin kontrolünün sağlanası yok denecek kadar azdır.  Bu belirsizliklerin yanında çok gözlenen ve kabul edilen gerçeklerden biri de alkolün ruh ve beden sağlığını olumsuz etkilediğidir.  Bugün alkolün ruh sağlığına olumsuz etkilerinden en çok bilineni depresyon dediğimiz klinik durumdur.

Bunun yanı sıra alkol bağımlısı olan kişilerin sosyal yaşantıları zamanla sona ermekte ve iş hayatlarında başarı ihtimalleri, günden güne azalabilmektedir. Özel hayatları ve aile hayatları da her geçen gün kötü bir duruma düşmekte sürekli alkol içme isteği yüzünden ailesine yük olmaya başlamakta Para bulamadığı zaman da malını satma ve hırsızlık yapabilmektedir” diye konuştu

“Alkolizmin sonu kaza veya cinayete kadar gidebilir”

“Geleneksel bir toplum cümlesi olan “Alkol tüm kötülüklerin anasıdır” her ne kadar espri amacıyla kullanılsa da çok doğrudur” diyen Karakartal, “Alkol bağımlılığı insanın hayatını yavaş yavaş köreltmekte, dengesiz bir ruh hali ortaya çıkmakta ve davranışlarının olumsuz yönde değişmesine neden olabilmektedir. Alkolizmin sonu, tedavi edilmediğinde kazaya ve cinayete sebepten ya cezaevi ya da ruh sağlığı bozukluğundan tımarhane olmaktadır. Ölümle sonuçlanan trafik kazalarının büyük bir bölümü alkollü araç kullanma yüzünden gerçekleşmektedir”

“Bağımlılık alkol kullanımının kaçınılmaz sonucudur”

Bağımlıların büyük bir çoğunluğunun kontrol edebileceği inancı ile alkol kullanmaya başladığının altını çizen Karakartal, “Hiçbir zaman bağımlı olabileceğini düşünmezler. Amaç ara sıra kullanmaktır.

Ancak sonuçta kişi bağımlı hale gelir. Çünkü, bağımlılık alkol kullanımının kaçınılmaz sonucu olmaktadır. Alkole psikolojik bağımlılık ise, içkinin sürekli içilmesiyle oluşabilmekte ve içki içilmediği zamanlarda kişi maddeyi, arzu etmekte ve onsuz yapamayacağına inanmaktadır. Madde alınmadığı taktirde ise anksiyete, sinir gibi psikolojik belirtiler ortaya çıkabilmektedir.”

banner22
Son Güncelleme: 09.02.2017 10:04
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31