03 Nisan 2017 Pazartesi 09:11
'Avrupa'da cinayet biz de yasa dışı operasyon'
banner44

Suna Erden

Tartışmalı konulardan biri haline gelen kürtaj ile ilgili yasadaki akıl almaz tanım, bu kadarı olmaz dedirtirken, özel hastanelerin olmayan bir kuruma bildirim yapılması şart koşuluyor 

Girne’de faaliyet gösteren Ada Hospital’de yasa dışı kürtajlar yapıldığının ortaya çıkması toplumda şimdiye kadar konuşulmayan kürtaj ile ilgili tartışmaların gündeme gelmesine neden oldu. Yasa dışı kürtaj davasında yargılanan hastane sahipleri Dr. Verda Tunçbilek ile eşi Dr.Mehmet Ali Tunçbilek’in beraat etmesi, olayın geçtiği hastanede 5 aylık bebeğini aldırtan Melis Akçal’ın ise 9 ay hapse mahkûm edilmesi tartışmaları alevlendirirken, kürtajda yasal sınır olan 10 haftanın 20 haftaya çıkarılması planlıyor. 

"OLMAYAN KURUMA BİLDİRİM ZORUNLULUĞU" 

Ancak ceza yasasında yasal sınır ile ilgili düzenlemelerden önce ele alınması gereken birçok eksiklik olduğu belirtiliyor. Yasanın 169 A maddesi altında kürtaj ile ilgili düzenlemeleri içeren kısımdaki boşluklar bu kadarı da olmaz dedirtiyor. Söz konusu yasa maddesinde tüm hastanelerin operasyonlarla ilgili bildirimleri yapması zorunlu kılınırken, bildirimlerin ise KKTC’de olmayan bir kuruma yani “Sağlık Müdürlüğü’ne” yapılması şart koşuluyor. 

"CEZA HUKUKU GERİYE DÖNÜK SUÇLARI DA KAPSIYOR" 

Ayrıca kürtaj davasında tanık olarak dinlenen Tabipler Birliği eski Başkanı Filiz Besim, hiçbir hastanenin kürtaj veya sonlandırma operasyonları ile ilgili bildirim yapmadığını söyleyip, ülkedeki denetimsizliği gözler önüne sererken, yasadaki eksiklikler ve denetimsizlik değil kürtaj yasal sınırı tartışma konusu oldu. Yasal sınırın 10 haftadan 20 haftaya çıkarılması ile ilgili çalışmalar başlatılırken, 20 haftanın yasallaşması halinde ceza hukuku uyarınca herhangi bir yasa veya mevzuatta yapılan değişikliklerin sanık ve mahkûmların lehine değerlendirilmesi, geriye dönük suçlarını da kapsaması nedeni ile bu suçtan mahkûm olanlar için avantaj sağlayacak. 

"MAHKÛM OLANLAR SERBEST KALACAK" 

banner41
Yani,17-19 ve 17-18 haftalık iki bebeği yasa dışı operasyonla aldıkları gerekçesi ile yargılanıp 2 yıl hapse mahkûm edilen ebe Ayşegül İşbilen, 4 yıl hapis cezası alan Anestezi Uzmanı Rasıha Serdaroğlu ve 5 yıl hapse mahkûm edilen Kadın Doğum Uzmanı Fahri Karagözlü serbest kalacak. 

"AVRUPA’DA CİNAYET BİZ DE YASA DIŞI OPERASYON" 

Görüşüne başvurulan Avukat Seyhan Yıldırım, mevcut yasaya göre kürtaj sınırının 10 hafta olduğunu şimdilerde ise bu sınırın 20 haftaya çıkarılmak istendiğini ve bu konuda çalışma başlatıldığını dile getirdi. Avukat Yıldırım şöyle konuştu: “Bu ülkede o kadar eksik yasa varken, kürtaj ve tüp bebek ile ilgili denetimsizlik gözler önündeyken, yine kürtaj ile ilgili yasada birçok eksiklik bulunurken, oturup bu işleri düzgün şekilde denetlenmesini sağlayacak yasalar yapma yerine kürtaj sınırının 10 haftadan 20 haftaya çıkarılması mevzu bahis oluyor. Ayrıca, yasaya göre 8 aylık bebek eğer anne karnından canlı çıkarsa bu cinayet oluyor eğer anne karnında 8 aylık bebeği bir şekilde öldürüp sonra ameliyatla alırsanız bu da “hamileliği yasa dışı sonlandırma” oluyor. Bu hususta olayın vahametinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Avrupa ve diğer ülkelerde ise çocuğun anne karnından tahliye olduktan sonra yaşayabilir olması baz tutuluyor ve 8 aylık bebek anne karnından çıktıktan sonra yaşamına devam etme olasılığı olduğu için ise anne karnındayken operasyona tabi tutulursa bu cinayet suçuna giriyor.” 

"GELİŞMİŞ ÜLKELERDE SIKI DENETİM VAR" 

Yıldırım, Avrupa ülkelerinde kürtaj yasal sınırının 12 hafta olduğunu ifade ederek, 12 hafta üstü operasyonların ise sıkı denetim altında olduğunu, 12 hafta veya üstü tüm operasyonların kayıt altında tutulduğunu söyledi. Avukat Yıldırım, tüm işlemlerin sağlık bakanlıkları tarafından takip edildiğini ve özel hastane ile kliniklerin ciddi bir denetimden geçtiğini dile getirdi. Yıldırım, kurallara uymayanlara ise çok ciddi cezalar verildiğini kaydetti. Avukat Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim ülkede özel hastane ve kliniklerin kürtaj ve narkoz gerektiren operasyonlarla kayıt tutması ve 10 yıl saklamasını düzenleyen genel usul vardır. Ancak usul olmasına rağmen bunun yapılmaması durumunda cezai hapislik gerektiren bir yaptırım yoktur. Çünkü bu hususta özel hastaneler ve klinikler yasasında çok muğlak, çağı artık yansıtmayan bir düzenleme altında denetime tabi tutulur. Çağ dışı ve yaptırımsız mevzuatın dahi uygulanmadığı ve sağlık bakanlığının kayıt altında tutulması gereken kürtajları kontrol etmediği ve özel klinikleri denetlemediği görülmektedir.” 

"KARARLAR YASALARA GÖRE VERİLİR YA YASALAR EKSİKSE"

Yasa dışı kürtaj davasından çıkan kararların toplumda tartışmaya neden olduğunu dile getiren Yıldırım, “Kamuoyu çuvaldızı kendine, iğneyi mahkemeye batırsın” ifadesini kullanarak şunları söyledi: “Kamuoyunun görevi oy vermekle bitmez. Seçtiği adamların ne yaptığını denetlemek zorundadır. Kamuoyunun vicdanı yara almış olabilir ancak mahkemeler önlerinde olan yasaya yani yasa koyucuların hazırladıkları yasalara göre karar verir. Ülkemizde eksik olan yasalar için meclistekiler harekete geçmelidir ve kamuoyu da bunu talep etmelidir. Fakat ortada insan öldürmek (kürtaj) ve insan yaratmanın (tüp bebek) son derece yetersiz yasalardan dolayı büyük bir gelire dönüştüğü bir ortam varken, gündeme gelen tartışmalar ve mahkeme kararı ile ilgili yorumlar, kamuoyunun halen daha bu işin gerçek sorumlusunun yasal eksiklikler olduğunu görmemekte ısrarlı olduğunu gösteriyor.” 

"KİMİSİNE YASA DIŞILIK KİMİSİNE BÜYÜK PARA CAZİP GELİYOR" 

Avukat Seyhan Yıldırım, ayrıca KKTC’de 10 yıldan beridir ciddi sayıda tüp bebek yapıldığını ancak buna rağmen tüp bebek, doku transferi denetimi ile ilgili ciddi bir yasal düzenleme de yapılmadığını söyledi. Bazı kadınların yumurtalarını para karşılığında tüp bebek merkezlerine sattığını, bu yumurtaların kontrolsüz olarak farklı merkezlerde insanlara aktarıldığını kaydeden Yıldırım, “20 sene sonra bu ülkede kardeş kardeşle evlenebilir hale gelecek” ifadesini kullandı. Seyhan Yıldırım, ortada doğal annesi ve doğal babası meçhul çocuklar olduğunu savundu. Seyhan, “Ülkemizde kimin yumurtasının kimin spermi ile kullanılmasını düzenleyen bir yasa yoktur. Tüm dünyada bu hususlarda bu yasal sınırlamalar vardır. Zaten bizim ülkemizde bu konuda sınırlamalar olmadığı için ciddi talep vardır. Talebin olmasının sebebi operasyonların mükemmel yapılması değil esas sebebi yasal düzenleme olmaması ve dünyada yapılamayacak işlemlerin burada yapılıyor olmasıdır. Yıldırım, meclisin böylesi önemli bir konuda çalışmalar başlatması gerektiğini sözlerine ekledi. 

banner22
Son Güncelleme: 03.04.2017 09:16
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31