banner40
22 Ocak 2017 Pazar 18:12
Başel: 'Yeni şeyler keşfetmek beni mutlu ediyor'

Kıbrıs’tan çıkıp yurt dışında başarıdan başarıya koşan girişimci iş insanı Burak Başel 1970 Limasol doğumlu. Onunla Girne’deki mütevazi ofisinde konuştuk. Yurt dışında IT ve Finans sektörü üzerine önemli yatırımları olan Başel kişi olarak da çok mütevazi. Çocukluğunu ve gençliğini hep kendi işini kurma ve bir şeyleri başarma hayali ile geçirdi. 1996 yılında ilk şirketini kurdu. Bugün Türkiye, Malta, Hollanda ve İngiltere’de şirketleri var. Amerika Birleşik Devletleri’nde Silikon Vadisi’nde teknoloji geliştiriyor. Otellere yazılım yapmakla çıktığı yolda, Silikon Vadisi’ndeki dünya devi şirketlerle iş yapacak bir noktaya geldi. Hiç keşfedilmedik bir şeyleri keşfetme dürtüsü onu hep ileriye taşıdı. Yeni proje geliştirmenin bir vizyon işi olduğuna inanan Başel doğup büyüdüğü Kıbrıs’a aşık. “Ben burada doğdum,  büyüdüm, burada öleceğim” diyen Başel, ülkesine daha çok katkı yapabilmek için girişimciliği teşvik edecek adımlar atma hazırlığında... Ada ekonomilerinin en büyük getirisinin hizmet ihraç etmek olduğuna vurgu yapan Başel, Kuzey Kıbrıs’ın da buna göre yapılanmasının önemine işaret etti. Hayat felsefesini “ Sürekli yeni bir şeyleri başarmak” olarak özetleyen Başel, insanın hedefinin mutluluk olması gerektiği görüşünde... Yazılımcı olarak başladığı iş serüveninde Burak Başel öyle bir akış kurdu ki, önce hayal ediyor, sonra tasarlayıp oluşturuyor, daha sonra da işletip yönetiyor. İşte Başel ile yaptığımız söyleşi:

SORU: Öncelikle kamuoyunun sizleri tanıması adına bize kendinizden bahseder misiniz?

BAŞEL: 1970 Limasol doğumluyum. Annem ve babam Baf kasabasının iki farklı köyünden. Biz de 1974 sonrası göç edenlerdeniz. 1974’te Kuzey’e geçer geçmez Ankara’ya gittik. Çünkü babam Kıbrıs öğrenci yurdunun müdürü idi. İlk öğrenimimin bir kısmını Ankara’da geçirdim. Daha sonra 1980 yılında adaya dönüş yaptık. Adaya döndükten sonra annem öğretmendi ve tayini Alemdağ  diye bir köye çıktığı için oraya yerleştik. Bu ilginç bir geçişti. Yaklaşık 7 yıl kadar orada kaldık ve ardından Girne’ye yerleştik. 20 Temmuz Fen Lisesi mezunuyum. Lise dönemimde yaz tatillerinde sürekli çalışırdım. O zamanlardan hep bir iş kurma hayalim vardı. Tabii o zamanlar serüvendi bunlar. Hayalim sürekli ticaret yapmaktı. Çok para kazanmak için değil, bir şeyleri başarmak istiyordum.

Daha sonra Ankara’da İşletme kazandım ve gittim. Ancak ilk yılında okulu yarım bırakarak adaya dönüp askerliğimi bitirdim.

SORU: Neden yaptınız bunu?

BAŞEL:  Çünkü askerlik benim önümde iş hayatına atılmak veya bir şeyler yapmak için bir engeldi. Askerliğimi bitirdikten sonra dıştan sınavlara girerek Anadolu Üniversitesi’nin İşletme bölümünden mezun oldum. Ondan sonra turizm sektöründe çalışmaya başladım.  Yaklaşık 2 yıl kadar oralarda çalışırken bu arada bilgisayar programı yazamaya başladım. Hilmi Kansu’nun yanında gide gele kendi merakımdan yazılım yapmayı öğrendim. 1996 yılına kadar otel programları yazdım ve oteller bu yazılımları kullanmaya başladı. 2004 yılına kadar bu programlar kullanıldı. Daha sonra Fidelyo diye bir otel yazılımı popüler oldu Kıbrıs’ta. Onların bayiliğini aldım ve kendi programımı kaldırıp onların programını otellere kurdum. 1996 yılında kendi şirketimi kurdum. “Hiç keşfedilmemiş bir şeyleri keşfetmek” için önüme bir fırsat çıktı. O dönemde yurt dışındaki yeni parlayan e–oyun, e–ticaret ve benzeri şirketler Kıbrıs’a müşteri için değil yurtdışındaki operasyonlarını yapmak için gelmeye başladılar. Yabancı şirketlerin gelmesinin nedeni kendi ülkelerindeki vergi ve diğer yükümlülüklerin yüksek olmasıydı. Bu şirketler özellikle İngiltere’den buraya gelmeye başlayınca Kıbrıs’taki standart IT/BT   ihtiyaçlarının yanında daha uçuk kaçık ihtiyaçlar doğmaya başladı. O zaman daha internet dahi tam yoktu. O günlerde özellikle İngiltere’de aranan bir ‘call center’ numarasının Kıbrıs’tan cevaplanıyor olması en büyük talepti. O zaman böyle bir şeyin mümkün kılınabilmesi çok zor bir işti. Hilmi Kansu ile beraber bir proje yaptık ve telefon çağrılarını buraya düşürmeyi başardık. Biz bunu başarınca da birçok firma operasyonlarını burada yapmaya başladı.

SORU: Hayatınızdaki dönüm noktası bu oldu diyebilir miyiz?

BAŞEL: Dönüm noktası diyemeyiz ama şöyle bir şey; kimsenin keşfetmediği bir şeyi keşfetme hazzı çok güzeldi. Bu hazzı ilk kez yeni bir şeyler keşfederek yaşadım. Gençliğimde yaz tatillerinde boş durmaz, disk jokeylik yapardım. Çünkü kimse bunu yapmazdı. Bu da beni mutlu ederdi.

İş hayatıma döndüğümüzde gelişim söyle oldu. Bir çok farklı sektörle ilgili yazılım ihtiyaçları doğdu. O zaman da buna kendim yetmemeye başladım. Bu sefer şirket altında bir ekip kurdum ve gayet başarılı girişimlerimiz o zaman başladı ve bugüne kadar geldi. Hala daha bildiğiniz birçok casinonun  ve buradaki yerel bahis şirketlerinin yazılımları bize aittir. Ondan sonra 2002 yılı gibi Türkiye’de ilk şirketimi kurdum. Bu şirket de yine yazılım üzerine idi, ancak Türkiye’de kurduğum şirket finansal yazılımlar üzerine yazılım geliştirebilen bir kapasitede idi. Bu finansal yazılımlar da şu anda bize önemli bir iş kapasitesi yarattı.  Türkiye’de bu alanda ATM, BTM, toplu taşıma kart sistemleri ve buna benzer şeyler yapıyoruz. Türkiye’deki finansal yazılım ve finansal yapı, tabii size belli şeyler sunuyor. Şu anda bu şirketimiz Türkiye’nin büyük illerinin tüm toplu taşıma kart sistemlerini yöneten bir şirkettir. Bu arada bazı büyük bankalara da Türkiye genelinde ATM hizmetini bizim şirketlerimiz sunuyor. Bakıldığı zaman Türkiye büyük olabilir ama dünyayı bir bütün olarak düşündüğünüz zaman işin finansman boyutunun ucu bucağı olmayan bir şey olduğunu görürsünüz. Bunu dikkate alarak 2013 yılında da Malta’da şirket kurdum ve orada da bir takım yazılımlar geliştirmeye başladım.

SORU: Neden Malta?

BAŞEL: Birincisi AB’ye satış yapacaksanız KKTC’den bunu yapmanız çok da mümkün değil. Faturanız bazı ülkelerde geçmez. İkincisi, AB ülkesinde bir şirket iseniz işe önde başlıyorsunuz. Bir de şu var, her iş bir regülasyona tabidir. Siz bir yazılım geliştirdiğiniz zaman şuna bakarlar:  Yazılımı geliştirdiğiniz ülkedeki regülasyonlar, satışı yapacağınız ülkedeki regülasyonlara uyuyor mu? Bunu AB’de geliştirip, orada kayıt edip, aynı zamanda oradaki regülasyonlara uygun şekilde bir de patentini alabilirseniz, ondan sonra AB içinde istediğiniz ülkeye satabilirsiniz. Bizde maalesef, Türkiye ve Kıbrıs’ta bu daha mümkün değil. Türkiye’de belli kıstaslarda mümkün, AB’ye çok uyumlu değil. Ondan sonra da İngiltere’de bir yazılım firması kurdum. Orada hem finans sektörüne, hem de oyun sektörüne yazılım yapıyoruz. IT ve teknoloji alanlarında hizmet veriyoruz. Malta’da bunun yanında bir de finans şirketine yatırım yaparak ortak oldum. Şu anda aslında yazılımlarını yaptığımız işi ayni zamanda orada işletiyoruz da. Yıllardır yerel bankalara ben kafamdaki projeleri anlattım, yaklaşık 4 yıldır. “Kartlı sistemlere burada geçmelisiniz. Yurtdışındaki bankalara bağlı kalmadan kendi ödeme sistemlerinizi kurmanız gerekir” dedim ama bir türlü bankaları ikna edemedim. Bir tek Limasol Türk Kooperatif Bankası ile bir fatura ödeme sistemi projemiz var. Bu da şu anda hala çalışıyor. Şu anda gidip herhangi bir faturanızı, herhangi bir üniversite aidatını, herhangi bir emlak vergisini süpermarketteki postan ödeyebilirsiniz. Gidip de veznede sıra beklemenize gerek yok.

SORU: Anlattıklarınız neden kabul görmüyor peki?

BAŞEL:  Yeni proje geliştirmek vizyon işidir. Bunları yaparken size gelip de biri bir şey anlattığı zaman her şeyden önce bir girişim yapıyor olmanız gerekir. Burada maddi ve manevi bir girişim söz konusudur. Onun dışında da bu girişimi yaparken baktığınız zaman o yapılan girişimin operasyonunu da yürütebiliyor olmanız gerekiyor. Maalesef bizim kültürümüzde yenilik çok beğenilen bir şey değil. Yeni bir şey yaptığınız zaman retçi bir yaklaşımla karşılaşıyorsunuz. Bu arada, yerel bankaların da girişimleri var, başarılı projeleri var fakat yurt dışına baktığınız zaman bunlar yeterli değil.

SORU: Anladığımız kadarıyla yurt dışında yurt içindekinden daha fazla tanınırlığınız var?

BAŞEL: Sanırım öyle. Malta’da, İngiltere’de, Amerika’da önemli girişimlerimiz var. Bu arada yeni bir projemiz var. ABD’de gerçekleşecek olan bu projemizin tanıtımını önümüzdeki aylarda yapacağız. Önümüzdeki aylarda biz Malta’daki şirketimiz üzerinden bir yeni ürünü, yatırımı yeni bir teknolojiyle dünya devi dört firmaya satmış olacağız. Amerikan medyasının bu konuya büyük önem vereceğini düşünüyorum. Bu yeni bir ürün olacak ve bir Kıbrıslı Türk İşadamının yatırımcı olduğu bir projenin ürünü olarak Silikon Vadisi’nden tüm Amerika’ya dağılacak.

SORU: Nasıl bir üründen söz ediyorsunuz?

BAŞEL: Gizlilik anlaşmamız olduğu için bu konuda henüz açıklama yapamam. Önümüzüdeki ay ABD’de lansmanı yapılacak olan ürünü ABD medyasından takip etmek mümkündür. Bu ürünü benim Malta’daki şirketim üzerinden Amerika’daki Start-up grubu ile işbirliği içinde geliştirdik. Amerika’da çok ses getirecek olan bu ürünün ardından Haziran ayı gibi yine Amerika’da yazılımını tamamlamak üzere olduğumuz sosyal medyaya farklı bir boyut getirecek çok iddialı bir başka ürünün tanıtımını yapacağız. Bir Kıbrıslı Türk iş insanı olarak hep yeni bir şeyler yaratmanın peşinde koştum ve koşmaya devam ediyorum. Dünyada bu konuda dev olmuş firmalar ile iş yapabilme noktasına gelmekten toplumum adına da onur duyuyorum.

SORU: Kıbrıs’ta yazılım konusunda neden daha iyi bir şeyler yapılamıyor?

BAŞEL: Baktığınız zaman adanın doğru düzgün bir internet alt yapısı bile yok. Ada ekonomilerine baktığınız zaman en büyük getiri hizmet sektörüdür. Turizm bunlardan biridir. Bir diğeri ise IT /BT sektörüdür. Hizmet ihracatının en güzel ve en karlı yöntemi de IT’dir. Kuzey Kıbrıs da hizmet sektörünü öne çıkarmalı, IT alanında gelişimin önünü açacak adımlar atmalıydı. Bunun için de gerekli alt yapının oluşumu sağlanmalı idi. Ama olmadı. 

SORU: Sürekli bilişim adası olmaktan söz ediyoruz ama ne yazık ki bir türlü bunu başaramıyoruz. Bunun nedeni nedir sizce?

BAŞEL: Ben şu anda KKTC’deki firmamdan, Almanya’daki, İngiltere’deki veya dünyadaki herhangi bir ülkedeki bir firmaya satış yapabilirim. Artı eğer o satışı KKTC faturası ile kabul etmeyen olursa, ben Malta’daki firmaya satışımı yaparım, o yurt dışına yapar ve ben yine vergimi her zaman burada ödemek isterim. Bu ülkenin insanıyım ve kazandığımın kendi ülkeme yarar sağlamasını isterim. “Ambargo var” diye sürekli olarak bağırıyoruz. Siz piyasanın trendlerini / eğilimini algılayıp doğru ve aranılan ürünü geliştirdiğiniz zaman ve bunu da iyi yapıp sürdürülebilirliğini sağladığınız zaman niye insanlar sizden almasın.

unnamed-(4)-003.jpg

SORU: Birey olarak bu başarıları sağlarken, ülke olarak biz neden bu başarıyı gösteremiyoruz?

BAŞEL: Politik yaşamımız birey menfaatlerine iniyor. Bu ülkede insanlar hala eşine, dostuna, ya da tanıdığına oy veriyor. Bunu değiştirebildiğimiz gün ve liyakat değerlerine önem verdiğimiz zaman yollarımız açılacak. Burada bütün olay, organizasyon ve vizyon sorunu.  Her şey bir kültürdür.

SORU: Ülke olarak kalkınmak için ne yapmamız gerekiyor, dövizin durumu da ortada?

BAŞEL: Her şeyden önce ben bu ülkede ağır sanayinin olabileceğine inanmıyorum. Her türlü ham maddeyi ithal edip ondan sonra da burada bir şey üretip yurt dışına ihraç edemezsiniz. O yüzden bizim bu ülkede yapabileceğimiz en güzel şey hizmet üretmek. Bu hizmeti de en güzel ihraç edeceğimiz yöntemin birincisi turizm, ikincisi de bu tarz IT ile ilgili gerek yazılım olsun, gerek teknik destek olsun, uzaktan müdahale edebileceğimiz, uzaktan hizmet verebileceğimiz bir takım yapılardır. Ama buna bugün başlasak beş yıl sonra ancak belki meyvelerini topluyor olabiliriz. Çünkü bizim ülke olarak sorunumuz mevzuat ve vizyon sorunudur. Örneğin Malta her türlü bankacılık sistemi, her türlü regülasyon ve buna benzer bütün patent yapılarını oturtmuş bir ülkedir. Bugün Malta’dan aldığınız finansal lisansla gidip İngiltere’de bir şube açabilirsiniz. Bugün oradan aldığınız herhangi bir lisansla bütün AB içinde bunu kullandırabilirsiniz. Bunun dışında da büyük şirketlerin merkez ofisleri de vergisel avantajdan dolayı Malta’dadır. Bizde vergisel avantaj var mı? Var. Serbest bölge şirketi gibi; fakat hiç bir regülasyon yok, hiçbir patent yok. Siz kalkıp da yurt dışındaki bir yazılım firmasına “Gelin Kıbrıs’a da biz size imkan sağlayalım, burada üretim yapın” deseniz de burada ürettiği şeyin patenti olmadığından dolayı hiçbir anlam ifade etmez. Biliyorsunuz bizim hala Telif ve Patent Yasamız çok boş bir yasadır.

Herkes AB’ye girmekten söz eder ülkede ancak, oraya girdiği zaman ne yapması gerektiğini veya onu nelerin beklediğini bilmez. AB’deki bütün bankalar İsviçre -Basel kurallarıyla yönetilir.  KKTC’de Basel kuralları uygulanıyor ancak bankaların yazılımları, teknik donanımları ve denetimler bu kurallara bağlı değildir. Bu yüzden sözde olan uyum hiçbir zaman AB standardına uyum anlamına gelmemektedir.

SORU:  Nasıl bir çocukluk geçirdiniz? Bir öğretmen çocuğu olmak size ne kazandırdı?

BAŞEL: Babam özel eğitim öğretmeni idi ve buradaki görevinde işitme engelliler ve zihinsel engellilerle çalışıyordu. Buralar yatılı okullardı. Bu arada babam yurt müdürlüğü de yaptı. Ben sürekli tatillerde hep babamla beraber giderdim ve hatta okulda da kalırdım. Benim çocukluğum engellilerle birlikte geçtiği için onlardan çok şey öğrendim. Mesela, engelli insanlar yalanın ne olduğunu bilmez, çünkü kimse öğretmedi onlara. Birbirlerinden de öğrenmezler. 18 yaşını tamamlayıp hayata atıldıklarında belki yalanı öğrenebilirler ama benim arkadaşlık ettiğim o çocukluk yaşlarımda bilmezlerdi, ben bunu fark ettim. Yalan bilmedikleri için yaşam tarzları da farklı şeyler üzerine kuruludur. Mesela, siz 8 saatlik bir zaman diliminde “şu işi yapacaksınız” dediğiniz zaman 8 saat kimse başını kaldırmadan o işi yapar. Mazeret üretip de kaçtıklarını hiç görmedim. Onların iç dünyasında temel saygı kendilerinedir. Ondan sonra çevreye yayılır, ancak bize baktığınızda çoğu insanın kendisine saygısı yoktur ki bırakın karşısındakine saygı duymayı. O yüzden benim için o yıllar ciddi bir hayat tecrübesi oldu.

SORU: Yurt dışında yaşamak gibi bir hedefiniz var mı?

BAŞEL: Kesinlikle böyle bir şey düşünmem. Buradan, Kıbrıs’tan daha güzel yaşanabilecek bir ülke yoktur. Burası, doğduğumuz, büyüdüğümüz ve öleceğimiz yerdir. Hem bizim, hem de çocuklarımızın.

SORU: Bundan sonraki hedefiniz nedir?

BAŞEL: Hedef olarak baktığınız zaman bence her insanın hedefi mutluluk olmalı.

SORU: Gençlere başarı için ne önerirsiniz?

BAŞEL: Ben 1996 yılının başında şirketi kurup, 2000 yılının başında yurt dışından gelen firmalara hizmet vererek şirketimi büyüttüğüm zaman, şu anki İçişleri Bakanı Kutlu Evren o zaman benim müşterimdi de aynı zamanda, popüler bir iş adamı idi ve bana şöyle bir şey söylemişti, hiç unutmuyorum: “Çok büyük bir şey başardın Burak. Bu ülkede hala daha bir iş yapılıp da para kazanılabileceğini gösterdin bize.”  Yani yapılacak şeyler hala bitmedi, daha bir sürü şey var. Bundan sonra nasıl bir hedefiniz var demiştiniz. Bir projem var. Muhtemelen yıl ortasında faaliyete geçirmeyi düşünüyorum. Buradaki girişimcilere, gerçekten projesi olan ve bunu yapacağına inanan kişilere yurt dışından finansal fon sağlamak gibi bir hedefim var. Ama bu girişimler Kıbrıs’ta ve daha çok IT sektöründe olmak zorunda.  Belki o zaman ülkenin yeni girişimcilerle ihracat payı da büyümüş olur. Gençler için ayrıca yılın en iyi IT projesi dalında da bir ödül vermeyi düşünüyoruz.

SORU: Son olarak ne eklemek istersiniz?

BAŞEL: Ben bir Kıbrıslı olarak yatırımlarımı yurt dışından çok buraya yapmak isterim ama buradaki gerek siyasi otoritenin, gerekse devletin yatırımcılara köstek değil destek olmasını isterim. Bu sadece benim için değil, hepimiz için geçerlidir.

Kaynak: HK Ajans

banner22
Son Güncelleme: 22.01.2017 18:26
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31