13 Aralık 2014 Cumartesi 13:11
Bin yıllık kafatası ameliyatı
banner10

Millattan önce 2 bine ait izleri taşıyarak İstanbul'un tarihi kronolojisindeki boşlukları dolduran Küçükçekmece Gölü havzasındaki Bathonea kazılarında bulunan bir kafatasındaki kesi izi, bin yıl öncesinde de beyin ameliyatı yapıldığını ortaya çıkardı.

Kazı ekibinde yer alan Adli Tıp Uzmanı Dr. Ömer Turan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2010'da Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı olarak dahil oldukları kazıda, iki alanda 70'e yakın mezar açtıklarını belirterek, üst üste gömülmeler nedeniyle bazı mezarlarda 3 kafatasına rastladıklarını anlattı.

Bebekler ve her yaştaki insanın gömüldüğü mezarlıkta milattan sonra 6-11 yüzyıllar arasında yaşayanlara ait kemiklerin çıktığını aktaran Turan, "20-35 yaş arasında bir insan grubu var. Erkeklerin boy ortalaması 1 metre 65 santimetre, kadınların ise 1 metre 50 santimetre ile 1 metre 55 santimetre arasında. Özellikle omurgaları çok hasar görmüş. Kireçlenme, romatizma, kemiklerde eğilme gibi rahatsızlıklar ileri yaşlarda ortaya çıkmasına rağmen bu kemiklerde de görüldü. Bu aileye ait genetik geçişle de olabilir ya da yoğun yük atında çalışan, yoğun beslenme problemleri yaşayan bir toplulukla karşı karşıya olduğumuzu da gösterebilir" diye konuştu.

Dişlerin çok sert cisimlerle karşı karşıya kaldığını, bunun da iyi pişmemiş ve ayıklanmamış, taneli, içinde taşlar olan besinlerle beslendiklerini gösterdiğini ifade eden Turan, burada yaşayan insanları, "yoğun yük altında çalışan, çok fazla yaşlanamayan ve beslenme yetersizliği belirgin olan topluluk" şeklinde tanımladı.

Turan, ölüm nedenlerinin savaş değil de daha çok kronik hastalıklar veya kemiklerde iz oluşturmayan rahatsızlıklardan kaynaklandığını vurgulayarak, kemiklerde enfeksiyon hastalıklarının etkisinin görüldüğünü, sadece bir mezardaki kafatasında belirgin olarak tıbbi bir girişim tespit ettiklerini söyledi.

"AMELİYATTAN SONRA YAŞAMINA DEVAM ETMİŞ"

Henüz cinsiyeti belli olmayan bu kişinin kafatasında tıbbi bir operasyonun izinin belirgin olduğunu ifade eden Turan, şu bilgileri verdi:

"30 yaşın üzerinde olan kişinin kafatası, günümüzdeki beyin ameliyatlarındaki gibi tıp adamları tarafından çok nizamlı kesiyle açılmış. Kafatasının açılması ağrılı ve acılı bir işlem. Kişinin bu acıya dayanabilme imkanı yok. Bunu yapabilmek için kişiyi uyutmak gerekir. O dönemde bu şekilde operasyon yapmaları, tıbbi müdahalelerde bir çeşit anestezinin kullanıldığını düşündürüyor. Kemiklerde yapılacak biyolojik çalışmalarla hangi maddenin kullanıldığını öğrenebileceğiz. Kafatasındaki operasyon yapılan bölgede iyileşme izleri çok belirgin. Bu kişi operasyondan sonra da yaşamına devam etmiş."

DOKUMACI KADININ DİŞİNDEKİ OYUK HALA BELİRGİN

Adli Tıp Uzmanı Dr. Ömer Turan, başka bir mezardan da 22-25 yaşlarında 1 metre 55 santimetre boyunda bir kadın iskeleti çıktığını ifade ederek, kadının ön kesici dişinde bir oyuk görüldüğünü anlattı.

Bu oyuğun kronik kullanıma bağlı zaman içinde oluştuğunu belirten Turan, "O iskeletin yanında dokumada kullanılan bir alet de gördük. Kadının mezarına yaptığı meslekle ilgili bir hediye bırakılmış. Bu kişinin yoğun olarak iğne gibi sert bir metal kullanmasından dolayı dişinde oyuk meydana gelmiş. Kadının terzilik, dokumacılık gibi bir meslekte çalıştığını düşünüyoruz" dedi.

"ŞİŞELERDEKİ KORUYUCU MADDE GÜNÜMÜZDE DE KULLANILIYOR"

Kazılarda unguanterium denilen 440 küçük pişmiş toprak şişe bulunduğunu bildiren Turan, şişelerin içindeki siyah katrana benzer taşlaşmış materyalin kimyasal tetkikten geçirildiğini söyledi.

Ömer Turan, şişelerde methanone, phenanthrene, phenanthrene karboksilik asitin tespit edildiğini belirterek, "Bu bir araya getirilmiş terkip bir şey olabilir ya da bir maddenin zaman içinde bozulmuş kimyasal ürünleri de olabilirdi. Zorlu olan taraf bunu anlama kısmıydı. Bunu organik kimyacılarla görüştük. Tarif edilen bu üç maddenin bozulma ürünü değil de başlı başına bir araya getirildiği anlaşıldı" diye konuştu.

Maddelerden birinin ilacın bozulmasını önleyen koruma amacıyla kullanılan methanone olduğunu, diğerlerinin ise ağrı kesici, uyuşturucu ve uyutucu özelliği taşıdığını belirten Turan, şöyle devam etti:

"Kazı alanında bulunan ilaç şişelerdeki katranlaşmış maddelerden biri uyutucu, uyuşturucu manada kafa yapıcı ya da genel anestezik, ağrı kesici de olabilir. Maddenin tütsü gibi dumanı çekilerek etki edilen, buhur gibi bir bileşik olduğunu düşünüyoruz. Yoğun kıvamlı, yakmakla aktive olunan ya da sürülüp kokusu çekilen bir madde olabilir. Kafa tasına yapılan operasyonu bu maddeyi kullanarak da gerçekleştirmiş olabilirler. Bozulmayı engelleyen bu molekül, günümüzde de koruma amaçlı kullanılıyor."

"ECZA DEPOSUYLA KARŞI KARŞIYA OLABİLİRİZ"

Adli Tıp Uzmanı Ömer Turan, şişe sayısının fazlalığının buranın bir üretim merkezi olduğunu düşündürdüğünü vurgulayarak, "Bir ilaç üretim ya da depolama merkeziyle karşı karşıya olabiliriz. Ecza deposu gibi bir şey olabilir. Bölgedeki bitki florası hakkında yapılan çalışmalar var. Bitki çeşitliliği açısından verimli olduğu, ilginç bitkiler olduğu düşünülüyor. Bu ilaçların hammaddesi burada olabilir. Bu da burada üretildiğini ifade eder" dedi.

Turan, 10, ve 20 mililitrelik kaplara matematik kullanılarak doldurulan maddelerin hangi oranlarda bir araya getirildiğinin bilinmediğini, şimdi de bu molekülleri bir araya getirerek benzerinin nasıl elde edilebileceği üzerinde çalışıldığını anlattı.

banner22
Son Güncelleme: 13.12.2014 13:14
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31