Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Çözüm süreci konusunda bizim irademiz hâlâ sabittir ama çözüm süreci istismar edilerek polisimiz evinde şehit edilecekse, Doğu ve Güneydoğu'daki kardeşlerimiz haraç baskısı altında olacaksa böyle bir çatışmasızlığı kabul etmeyiz" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nde düzenlenen "Teröre Karşı Sivil İnisiyatif" konulu toplantıda yaptığı konuşmada, "Şimdi, çözüm sürecinden bahsedenlere, çözüm sürecini istismar ederek alanda vatandaşlarımızın gününü dar edenlere söylüyorum. Çözüm süreci konusunda bizim irademiz sabitti, hala sabittir ama çözüm süreci istismar edilerek polisimiz evinde şehit edilecekse, Doğu ve Güneydoğu'daki kardeşlerimiz haraç baskısı altında olacaksa biz böyle bir çatışmasızlığı kabul etmeyiz. Eğer çatışmazsızlıktan kastınız, kamu düzeninin ihlal ederek, alternatif mahkemeler kurmaksa, kamu düzeni yok sayılarak vatandaşlar üzerinde baskı uygulamaksa, seçim döneminde köylere, mezralara giderek, "Buradan şu kadar oy yüzde yüz çıkmazsa seçimden sonra hesabınızı görürüz" diyerek tehdit savurmaksa biz böyle bir çatışmasızlığı kabul etmeyiz. Eğer, çatışmasızlıktan kastettiğiniz 2013'ün Mayıs ayında söylediğiniz gibi silahlı unsurların Türkiye'den çekilmesiyle, bütün silahların bırakılmasıyla, Türkiye'nin dağının tepesinin sadece oraya giden çiftçilerimizin, köylülerimizin yayları olması ise çatışmasızlık, silahları bırakma, çözüm süreci bir anlam taşır" ifadelerini kullandı.

"Silahlar bırakalana, silahlar Türkiye'yi terkedene kadar, DEAŞ Türkiye'yi tehdit olmaktan çıkana kadar bu operasyonlar devam edecek" diyen Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "HDP Eş Başkanı dün verdiği bir demeçte "Tekrar çatışmasızlık dönemine gidelim, Başbakanın silahları bırakma çağrısı gerçekleşebilir değildir" diyor. Şimdi soruyorum, kendilerine sizler vatandaşlarımızın oylarıyla TBMM'ye geldiniz. Silahlı bir mücadeleyi savunarak bir görev üstlenmediniz. Meşru bir devletin meşru parlamentosunun üyeleri olarak gayrimeşru bir silahlı mevcudiyeti nasıl savunursunuz? Dünyanın hangi modern devletinde, modern toplumunda, Avrupa demokrasisinde bir parlamenter ülkenin başkentinde, parlamenter görevi yaparken aynı zamanda "Sırtımızı silahlı terör örgütlerine dayadık" deme cürretini gösterebiliyorsunuz? Düşünün, Avrupa'da bir ülkede birisi çıkacak diyecek ki "Parlamentodayım ama gücümü el Kaide'den alıyorum" derse o modern demokrasi ona izin verir mi? Artık bu ülkenin her santimetrekaresinde sadece ve sadece gücünü meşruiyet ve halktan alan hükümetin emrindeki meşru güvenlik güçleri olacaktır. Halkın vermediği meşruiyeti kimse kullanamaz. Bu sebeple, siyasi irademizden emin olunuz, Türkiye'deki kamu düzenini tahkim etme konusundaki irademizden emin olunuz."

İstanbul, Ankara ve diğer şehirlerin sokakların, yüzlerini kapatan vandalların hareket alanı haline gelmeyeceğini anlatan Davutoğlu, "istanbul'un her semti gibi Gazi Mahallesi, Okmeydanı her semti de emin olacaktır. Her yerde özgürlükler teminat altına alındığı gibi güvenlik ve kamu düzeni teminat altına alınacaktır" açıklamasında bulundu.

"MİLLETİN HUZURU İÇİN KENDİMİZİ DE FEDA ETMEYE HAZIRIZ"

Davutoğlu, sivil toplum kuruşlarına verdiği mesajda ise, "Sizlerin sesi ne kadar yükselir, güçlü mesajlarla Türkiye'ye emekçiler, işçiler olarak, esnaflar, memurlar olarak hep beraber omuz omuza teröre karşı biraradayız derseniz terörü yenmek için en büyük kudreti de bize vermiş olursunuz. Devlet iki yönüyle devlettir, şefkat ve kudret. Birileri eğer vatandaşlarımızın yaşama alanı olmak üzere özgürlüklerini tehdit ederse işte o zaman devlettin kudret yumruğu üzerlerine gelir. Şefkat ve devleti birarada bulundurmak için de en önemli görev sivil toplum kuruluşlarına düşmektedir. Sizler, sivil toplum kuruluşları olarak halkımızın beklentilerini, gönlünü ufkunu katılımcı demokrasi içinde temsil ediyorsunuz. milyonlarca vatandaşımızı temsil ediyorsunuz. Temsil ettiğiniz her toplumsal kesimin üyeleri de burada. Devlein şefkatinden de kudretinden de emin olunuz. Biz, millet adına ve milletle birlikte devlete bu ruhu vermek için yola çıktık. Sizlerin buradaki mevcudiyeti, halkımıza mesajdır. Teröristlere mesajdır, o odaklara mesajdır. Sizin buradaki mevcudiyetiniz bize de mesajdır, biz ortak bir deklarasyonda birleştik siz de birleşin diyorsunuz. Bu talebiniz de başımızın üzerindedir. Ben hazırım siz naslı 8 kuruluş bir araya gelmişseniz, terör örgütlerini lanetleme konusunda milletin sesi olmuşsunuz biz de bunu yapmaya hazırız. Türkiye'yi kaosa sürüklemek isteyen kim olursa olsun biz dimdik ayaktayız diyorsunuz. En önemli mesajınız, bütün bu mücadelede şehit düşen kardeşlerimizin ailelerinedir. Sizlerin mesajı burada o evlerinde ensesinden şehit edilen kardeşlerimizedir. Babasını telefonla ararken katledilen askerimizin babasınadır. Siz onlara diyorsunuz ki buradaki mevcudiyetinizle biz de diyoruz ki "Sizin evlatlarınız bizim evlatlarımızdır'. Biliyoruz ki sizler ve bizler bu bu vatanın birliği, milletin huzuru için evlatlarımızı da kendimizi de feda etmeye hazırız" şeklindeki vurgusu salondakiler tarafından dakikalarca alkışlandı.

Salondan bu sözlerin ardından "Vur vur inlesin, PKK dinlesin" sloganları yükselmesi üzerine Davutoğlu, "Bu vatanın torunları olarak bizleri bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir" dedi.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise, güven ve huzuru hayata geçirmenin ve kamu düzenini tesis etmenin devletin asli yükümlülüğü olduğunu belirterek, "Bizler, kamu güvenliğinin hukuk içinde kalarak sağlanması anlamında teröre karşı bütün önlemlerin alınmasını destekliyoruz. 8 kuruluş olarak birlikte hazırladığımız ortak açıklayacağız" dedi.

Toplantıya, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, TESK Başkanı Bendevi Palandöken katıldı.