14 Ocak 2015 Çarşamba 17:44
Eroğlu: 'Kıbrıs Türk tarafı çaresiz veya alternatifsiz değil'

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Biz Kıbrıs’ta barışçı, uzlaşıcı, kapsamlı çözümden yana bir siyaset izliyoruz. Kimsenin hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur. Ancak kendi hak ve çıkarlarımızı savunmakta da kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, tekelci ve hakimiyetçi bir zihniyete dayalı tek yanlı hareketlerin geçmişte kimseye bir faydası olmadığına, gelecekte de olmayacağına işaret ederek, “paylaşımcılığa, ortaklığa ve kazan-kazan anlayışına dayalı çağdaş yaklaşımlar, hem Adamız ve bölgemizin, hem de Doğru Akdeniz’de çıkarı bulunan herkesin yararına olacaktır” dedi.

“Ancak, barışçılığımız, uzlaşıcılığımız hiç kimse tarafından bir zaaf olarak algılanmasın” diyen Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türk tarafının çaresiz veya alternatifsiz olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bugünkü görüşmeleri sonrasında ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, basın toplantısında yaptığı konuşmasında, “Kıbrıs’ta varılacak bir antlaşmanın, iki halka ait hidrokarbon yatakları ile bölgedeki diğer hidrokarbon yataklarının Avrupa’ya en uygun pazarlanmasına olanak sağlayacağı, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki üyelik sürecine ivme kazandıracağı da açıktır” dedi.

“ORTAK KONU MİLLİ DAVA.. GÖRÜŞLERİN TAMAMEN ÖRTÜŞTÜĞÜNÜ BİR KEZ DAHA GÖRDÜK”

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu bir kez daha KKTC’de görmekten mutluluk duyduğunu belirterek, Çavuşoğlu’nun bu ziyaretinde de ortak konunun milli dava olduğunu kaydetti.

Görüşmede, Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri derinliğine ele alma fırsatı bulduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, görüşlerinin tamamen örtüştüğünü bir kez daha gördüklerini, teyit ettiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, Çavuşoğlu’nun parlamenterlik yaşamı boyunca Kıbrıs Türkü’ne ve milli Kıbrıs davasına her zaman yakın ilgi göstererek, değerli katkılarda bulunduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu’nun ziyaretinin Kıbrıs konusunun önemli bir safhasında gerçekleştirildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Rum tarafının görüşme masasından kaçtığını ve dönmemekte ısrar ettiğini anımsattı.

Rum tarafının, bazı kabul edilemeyecek  ön koşullarla ve dayatma gayretleriyle, kendileri için telafisi mümkün olmayacak oldu bittiler yaratmaya çalıştığına işaret eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Rum kesimi halen hidrokarbon yatakları konusundaki tek yanlı faaliyetlerini sürdürüyor ve bizim bunlar karşısında elimiz kolumuz bağlı beklememizi, kendilerinin tüm tasarruflarını sineye çekmemizi bekliyor” dedi.

Bu durum karşında Anavatan Türkiye ile sürekli istişare ve dayanışma içerisinde Kıbrıs Türk halkının hakkını, hukukunu savunmaya devam etiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, bu konudaki kararlı tutumları ve desteklerinden ötürü Çavuşoğlu’nun şahsında Anavatan Türkiye Hükümeti ve halkına teşekkür etti.

GÖRÜŞME KAPISINI HEP AÇIK TUTMAYA ÇALIŞTIK…”

Kıbrıs Türk tarafının, Rum tarafının tüm olumsuz tutumlarına rağmen, hep görüşme kapısını açık tutmaya çalıştığını ve bu yapıcı, uzlaşıdan yana tavrını devam ettirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, şöyle devam etti:

“Bildiğiniz üzere, Anavatan Türkiye’nin bizim Hükümetimizin yetkilendirmesi ile Kıbrıs Türk Halkı’nın haklarının korunması için yayınladığı NAVTEX’in süresi 31 Aralık 2014 tarihinde doldu. Bunun hemen öncesinde Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisi de görevine ara vererek Gazimağusa limanına demirledi. Bu sırada Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, yeni üç alanda hidrokarbon yatakları araştırması yapmak için 6 Ocak’ta bir Navtex yayınlayacağını tüm dünyaya duyurdu. Bu arada, Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiades’in masadan çekilmesiyle duran görüşmeler sürecini yeniden başlatma çabası içinde olan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, çabalarına bir fırsat tanıma adına bizden, bu tarihin bir gün öncesine denk gelen 5 Ocak tarihine kadar süre istedi; bu tarihe kadar hiçbir adım atmamamızı ve açıklama yapmamamızı önerdi.”

“YENİ BİR ÖN ŞART…”

Kıbrıs Türk tarafının Eide’nin önerisini olumlu karşılayarak, çabalarına bir şans tanımak için 5 Ocak akşamına kadar hiçbir adım atmadığını ve herhangi bir açıklama da yapmamaya özen göstererek beklediğini anlatan Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Peki, Kıbrıs Rum tarafının bu iyi niyetli davranışımıza tepkisi ne oldu?  Buna olumlu yanıt vermek yerine, Sayın Eide’nin çabalarını sabote eder şekilde, Rum tarafı, daha önce 6 Ocak’ta başlayacağını duyurduğu çalışmaları öne alarak 2 Ocak 2015 tarihinde yayımladığı duyurularla faaliyetlere başlamış oldu. Sayın Anastasiades, 5 Ocak’ta Rum siyasi parti başkanlarıyla yaptığı toplantının ardından yaptığı açıklamada ise, Sayın Eide ve ilgili tüm tarafların çabalarıyla alay edercesine, silah zoruyla 1963’te gasp ettikleri sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” sıfatıyla sürdürdükleri tek taraflı faaliyetleri ve Rum tarafının egemenliğini kabul etmemizi yeni bir ön şart olarak öne sürmüştür” dedi. 

Rum lider Anastasiades’in bu ön şartı ne kendilerinin, ne de anavatan Türkiye’nin kabul etmeyeceğini bildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Anastasiades’in Kıbrıs konusunun temelinde egemenliğin yattığını gayet iyi bildiğini vurguladı.

“BU SOĞUK HAVALARDA BİLE DOĞU AKDENİZ’İN SULARINI ISITMAYA ÇALIŞMAKTADIRLAR”
 
Anastasiades’in ön şartı ortaya koymasının nedeninin, görüşmeler sürecinin en kritik safhası olan al-ver sürecine geçmek üzere olunduğu bir anda müzakere masasından ve dolayısıyla kapsamlı çözümden kaçmasını kamufle etmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Eroğlu, 
“Şimdi ise bunun sorumluluğunu Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’ye yüklemeye çalışmakta, yaptıkları peş peşe açıklamalar ve yoğun bir propaganda kampanyasıyla bu soğuk havalarda bile Doğu Akdeniz’in sularını ısıtmaya çalışmaktadırlar” dedi.

Rum tarafının bu tavrı karşısında yaptı açıklamalarda, her zaman öncelikli görevinin Kıbrıs Türk Halkı’nın hak ve çıkarlarını korumak olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bunun hem görüşme masası, hem de masa dışı gelişmeler için geçerli olduğunu kaydetti.

“KIBRIS RUM TARAFININ  İNSAFI VE RIZASINA BIRAKILAMAZ”

Kıbrıslı Türklerin egemenlik hakları, ekonomik çıkarları ve eşitlik statüsünün Kıbrıs Rum tarafının inisiyatifine, insafına veya rızasına bırakılamayacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, bunları hem masada, hem de masa dışında savunmaya devam edeceklerini belirtti.

Anavatan Türkiye’nin her zaman yanlarında olduğunu ve olmaya devam edeceğine inanç belirten Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, şöyle devam etti:

“Biz Kıbrıs’ta barışçı, uzlaşıcı, kapsamlı çözümden yana bir siyaset izliyoruz. Kimsenin hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur. Ancak kendi hak ve çıkarlarımızı savunmakta da kararlıyız. Tekelci ve hakimiyetçi bir zihniyete dayalı tek yanlı hareketlerin geçmişte kimseye bir faydası olmadı, gelecekte de olmaz. Paylaşımcılığa, ortaklığa ve kazan-kazan anlayışına dayalı çağdaş yaklaşımlar, hem Adamız ve bölgemizin hem de Doğru Akdeniz’de çıkarı bulunan herkesin yararına olacaktır.”

Bu yaklaşım ve düşüncelerini, hala adada bulunan ve kendisiyle dün görüştüğü, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide’ye de anlattığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Eroğlu, üzerinde çalışması gereken tarafın Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafının esasen masada olduğunu ve görüşmelere bırakıldığı yerden, ön koşulsuz olarak devam etmeye hazır olduklarını bir kez daha izah ettiğini anlattı.

“BARIŞÇILIĞIMIZ, UZLAŞICILIĞIMIZ HİÇ KİMSE TARAFINDAN ZAAF OLARAK ALGILANMASIN”

“Ancak, barışçılığımız, uzlaşıcılığımız hiç kimse tarafından bir zaaf olarak algılanmasın” diyen Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türk tarafının çaresiz veya alternatifsiz olmadığını vurguladı.  Cumhurbaşkanı Eroğlu şöyle devam etti:

“Başımızda Devletimiz, yanımızda Anavatanımız vardır. Halkımızın statükoya bir yarım asır daha mahkum edilmesine göz yummamız söz konusu değildir. Bizi 46 yıldır sonuç getirmeyen görüşmelere mahkum edenler, bilmelidirler ki, her şey gibi sabrın da bir sonu vardır.”

Eroğlu, gerek BM Genel Sekreteri’nin, gerekse uluslararası toplumun mevcut döneme bir son şans olarak baktığını, bunu açıkça ifade ettiğini dile getirerek, 50 yılı aşkın  süredir Ada’da bir barışı koruma görevi sürdüren BM Barış Gücü’nün görevinin ay sonunda bir kez daha uzatılacağını söyledi. 

“UMARIM ULUSLARARASI TOPLUM ENERJİSİNİ, PARASINI VE EVLATLARINI DAHA İHTİYAÇLI BÖLGELERE GÖNDERİR”

Bunun son olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, “umarım uluslararası toplum enerjisini, parasını ve evlatlarını dünyanın çok daha ihtiyaçlı bölgelerine gönderir” dedi.

BM Barış Gücü’nün Ada’daki faaliyetleri ve görev süresiyle ilgili raporunun, Genel Sekreter’in “İyi Niyet Görevine” ilişkin paragraflar da içereceğine dair bilgi aldıklarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, şöyle konuştu:

“Bunun Sayın Genel Sekreter’e görüşmeler süreciyle ilgili son gelişmeler hakkındaki gerçekleri Güvenlik Konseyi üyeleri ve dünya kamuoyuyla paylaşmak için bir fırsat teşkil ettiğini düşünüyoruz. Rum tarafı yapay ve geçersiz bahanelerle masadan kaçmıştır. Önkoşulsuz dönmeyeceğini de açıkça söylemektedir. Bu, hem Güvenlik Konseyi’nin görüşmelerin önkoşulsuz olmasıyla ilgili kararlarına, hem de 11 Şubat 2014 tarihli Ortak Açıklama’nın amaç ve ruhuna aykırıdır. Denge adına bu gerçekler feda edilmemelidir. Bu beklentimizi de, 26 Ocak’ta Konsey’e bilgi verecek olan Sayın Eide’ye duyurmuş bulunuyoruz. Kendisine ayrıca Türkiye’nin NAVTEX’i, yani duyuruyu bizim istemimiz üzerine ve bizim adımıza yayınladığını hatırlattık. Bunu da raporda doğru yansıtılması ve dünya kamuoyunun yanıltılmaması gerekir.”

“DOĞU AKDENİZ’DE İŞBİRLİĞİ, BARIŞ VE İSTİKRARIN SAĞLANMASI ÖNEMLİ”

Eroğlu, Doğu Akdeniz’de işbirliği, barış ve istikrarın sağlanmasına büyük önem verdiklerine dikkat çekerek, bunun herkesin yararına olacağına inanç belirtti.

Hidrokarbon yatakları konusunda Kıbrıs Türk ve Rum tarafları arasında bir işbirliği ortamının sağlanmasının Kıbrıs’ta bir çözüme katkı sağlayacağına, bunun bölgeye olumlu yansımaları olacağına güvendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı derviş Eroğlu, şöyle devam etti:

“Kıbrıs’ta iki ayrı dile ve dini inanca sahip iki halk arasında varılacak antlaşmanın İslam dünyası ile Hıristiyan dünyası arasında bozulmak istenen ilişkileri olumlu yönde etkileyeceği de kuşkusuzdur.

Kıbrıs’ta varılacak bir antlaşmanın, iki halka ait hidrokarbon yatakları ile bölgedeki diğer hidrokarbon yataklarının Avrupa’ya en uygun pazarlanmasına olanak sağlayacağı, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki üyelik sürecine ivme kazandıracağı da açıktır.

Dolayısı ile gelinen noktada küçük düşünmemeli, büyük düşünmeli ve Doğu Akdeniz’deki resmi, hatta ve hatta Türkiye üzerinden Avrupa’ya kadar uzanabilecek geniş işbirliği olanağını görebilmeliyiz.”

1421249685.jpg

1421249687.jpg

1421249689.jpg

1421249696.jpg

banner22
Son Güncelleme: 14.01.2015 17:48
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31