Ulaştırma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs müzakere sürecinin şeffaf olduğunu düşünmediğini, Rum tarafını heyecanlandıran, “Türk tarafı her şeyi vermeye hazırmış” gibi bir görüntü olduğunu ifade ederek, mülkiyet konusunda insanları rahatsız eden gelişmeler yaşandığını söyledi.

CTP-UBP hükümetinin, oy hesabı yapmadan iş yapmak için kurulduğunu ve elini taşın altına koyduklarını vurgulayan Ertuğruloğlu, hükümetin, ancak Kıbrıs konusundaki kutuplaşmadan dolayı bozulabileceğini,  bozulması için başka bir neden olmadığını ama koalisyona da mahkum olmadıklarını belirtti.

Ertuğruloğlu, Ulusal Birlik Partisi (UBP) kurultayında genel başkanlık için aday olanların partiye zarar verdiğini, “UBP’ye verilen zararın KKTC’ye verilen zarar olduğunu” kaydetti.

Ulaştırma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Ada Tv’de Erçin Şahmaran’ın hazırlayıp sunduğu “Gündeme Bakış” programında, Kıbrıs konusu,  hükümet ve UBP kurultayı ile ilgili soruları yanıtlayarak değerlendirmelerde bulundu.

Kendisini tanıyanların Kıbrıs konusunda ne düşündüğünü bildiğini, Kıbrıs konusundaki hassasiyetlerini eskiden olduğu gibi korumaya devam ettiklerini ifade eden Ertuğruloğlu, hükümetteki protokol gereği bakanların, bakanlıklarıyla ilgili konularda konuştuğunu, ancak hükümet dışındaki partililerin ve genel başkanların kendi kurultaylarında aldıkları karar doğrultusunda Kıbrıs konusunu savunmakta serbest olduğunu söyledi.

Ertuğruloğlu, ne UBP’nin ne de kendisinin Kıbrıs konusundaki çizgisinden, bilinen duruşundan geri adım attığını kaydetti.

Her KKTC vatandaşı gibi mülkiyet konusunda son derece rahatsız olduğunu, insanları rahatsız eden olaylar yaşandığını ifade eden Ertuğruloğlu, ellerinde tapularla gelen Rumların insanları rahatsız ettiği bilgilerinin kendilerine de geldiğini anlattı.

“KİMSENİN İNSANLARIMIZI OTURDUKLARI EVDE RAHATSIZ ETME HAKKI YOKTUR”

Bundan rahatsızlık duyduklarını, buna karşı bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirten Tahsin Ertuğruloğlu, “Kimsenin insanlarımızı oturdukları evde rahatsız etme hakkı yoktur. Zaten Kıbrıs sorunu bağlamında da kimsenin insanlarımızı bir kez daha göçmen durumuna sokacak, oldukları evden zorla çıkaracak hakkı da yoktur. Bu fırsatın da kimseye verilmemesi gerekir. Bir siyasi parti başkanı bugün çıkıp da, ‘garantiler anlaşmadan sonra ele alınsın’ diyebiliyorsa, bunun ne anlama gittiğini düşünemeyecek kadar kendinden geçmiş insanlar, siyasi parti başkanları ülkemizde varsa gerçekten durum çok ciddi. Bu söylenecek bir söz mü. Garantiler konusu netleşmeden, Anavatan’ın etkin ve fiili garantisi söz konusu değilse zaten hangi çözümden bahsedebilirsiniz ki” dedi.

Bir KKTC vatandaşı olarak Kıbrıs konusundaki duruşunun bilindiğini vurgulayan Ertuğruloğlu, hükümet protokolüne sadık kalacağını kaydetti.

Mülkiyetle ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin , “41 yıldır bu evlerde oturan insanların hakkı önceliklidir” diye kararı olduğuna işaret eden Ertuğruloğlu, masadaki müzakerecilere, masada bunları gündeme getirip getirmediğini sormak gerektiğini vurguladı.

“MÜZAKERE SÜRECİNİN ŞEFFAF OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM”

Müzakere sürecinin şeffaf olduğunu düşünmediğini ifade eden Ertuğruloğlu, müzakere sürecinin çok sağlıklı bir şekilde götürüldüğüne inanmadığını, Rum tarafını heyecanlandıran, “Türk tarafı her şeyi vermeye hazırmış” gibi bir görüntü olduğunu söyledi.

Rum tarafı ile Kıbrıs Türk tarafının çözmeye çalıştığı Kıbrıs sorununun farklı olduğunu ve bu nedenle 50 yıldır bir sonuca varılamadığını dile getiren Ertuğruloğlu, “Masada acaba ne var ki Rumları bu kadar heyecanlandıran; aniden bu iş oldu bitti havasına girdiler, aniden otobüslerle Kuzey’ geçip, köyler, evler ziyaret edilip insanlarımız rahatsız ediliyor. Sadece bu olay bile kuşku uyandırıyor; ‘masada ne oluyor, Rumlar niye bu kadar heveslendi?’ sorusu gündeme geliyor” dedi.

“BUGÜN, 2004’DEKİNDEN FARKLI, ‘HAYIR’ NOKTASINDA KIBRIS TÜRK HALKI VAR”

KKTC’de bugün, 2004’deki Annan Planı referandum sürecindekinden farklı bir Kıbrıs Türk halkı olduğunu vurgulayan Ertuğruoğlu, “2004’de gözü kapalı, hiç okumadan, hiç bir şey bilmeden gidip ‘evet’ diyen yüzde 65 oranında Kıbrıs Türk halkı bana göre bugün, şuan için oran söylemek istemiyorum ama bugün belki de hayır noktasındadır. Ama farklı bir halk kitlesi olduğu belli. Bugünkü halk, 2004’deki halk değil, Tehlikenin daha fazla farkına varmış, daha fazla hassasiyet ifade eden bir Kıbrıs Türk halkı var” diye konuştu.

Ertuğruloğlu, sorunun ne olduğu noktasında Kıbrıs Türk tarafı ile Rum tarafının farklı düşündüğünü kaydetti.

“BAKANLIK YENİ BİR ORTAM”

Ulaştırma Bakanlığıyla ilgili bir soru üzerine Ertuğruloğlu,Ulaştırma Bakanlığı’nda yeni  bir ortama girdiğini, hayatının tamamına yakının Kıbrıs konusu ve dış politika ile geçtiğini anlatarak, “Oraya geldiğimde yeni projeler gündeme getirme  noktasında yoğunlaşan bir gündemle hareket ediyor olsaydım çok daha mutlu olurdum” dedi.

Ertuğruoğlu, Bakanlığa oturduğu andan itibaren, projelerle değil de geçmişten gelen sorunlarla karşılaştığını ifade ederek, “Geçmişten gelen kişisel ve kurumsal kaynaklı sorunlar ağrılıklı bir gündemle yola çıktık. Benim görevim kişisel sorun çözmek değil, bana göre hiçbir bakanın sorumluluğu kişisel sorun çözmek değil, bizim görevimiz sistemi düzeltmek olmalı. Hak, hukuk, adalete dayalı sistem oturtulursa, popülizm içermeyen, ciddiyet içeren bir sistem kurulursa, vatandaşın zaten yaşamakta olduğu sıkıntların yüzde 90’ı ortadan kalkacak” diye konuştu.

Makamların kendilerine babalarından miras olmadığını, makamların halkın olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, vatandaşın bakanlıklara gelip de siyasetçiye yalvarıp yakarma durumunda kalmaması gerektiğini vurguladı.

Kamudaki dağınıklıktan nemalananlar olduğunu, sistemin atılım yapmaya yönelik değil, günü kurtarmaya yönelik olduğunu dile getiren Ertuğruloğlu, başkanlık sistemine geçilmesinden yana olduğunu söyledi.

İş bilen bürokrat sayısının çok azaldığını vurgulayan Ertuğruloğlu, hükümetin yeni müşavir yaratmama kararının hem doğru hem de diğer bürokratlar açısından haksızlık olduğunu ifade etti.

İzleyicilerden gelen soruları da yanıtlayan Ulaştırma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, İzin Kurulu’nda sadece Ulaştırma Bakanlığı’nın temsilcisinin olmadığını, bakanlık temsilcisinin değişip değişmeyeceğini ekranlardan söylemesinin doğru olmayacağını kaydetti.

LİMANLAR VE ERCAN

Limalarda da Ercan Havaalanı’nda olduğu gibi, devlet-özel ortaklığıyla ve yap-işlet devret mantığı hareket edeceklerini söyledi.

Ercan’da karşı olduğu kısmın zamanlaması olduğunu, projenin tamamlanmadan devredildiğini ifade eden Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Amacım, en kısa zamanda, Ercan Devlet Havaalanı’nın projede öngörülen şekliyle, çağdaş,  Kıbrıs Türk halkını mutlu edecek, yabancı turistin de beğeneceği bir havaalanı ve ikinci bir pistin kazandırılmasıdır. Bütün amacımız, Ercan Havaalanı’nın hepimizin gurur duyacağı bir havaalanı haline gelmesidir. Bundan sonra gereksiz zaman kaybetmeyelim öngörüsü ile o projeyi neticelendirmeye doğru götürüyoruz. Limanlarda da aynı bakış açısı ile gidiyorum, işletme ile idare birbirinde ayrı hareket edecek, ama idare de işletmeyi denetleyecek. Devlet denetleyici olmalı, devlet işletmeci olmamalı.”

“CTP İLE NEDEN HÜKÜMETE GİRDİK?”

Ertuğruloğlu, “UBP’nin CTP ile neden hükümete girdiği” sorusuna karşılık, “Biz bu hükümete iş yapma kararlığıyla girdik” dedi.

Yapılması gereken işlerin, alınması gereken kararların oy hesabı yapılmadan alınması için reform hükümeti olarak, ilk defa bu kadar geniş tabanlı bir hükümet kurulduğunu vurgulayan Tahsin Ertuğruoğlu, özetle şöyle konuştu:

“Halka kendi kendimizi de test ettireceğiz. Oraya sırf bir makama oturma adına gelen insanlar değiliz. Gerçekten elimizi taşın altına koyduk. Risk aldık, bedeli büyükse de büyük,  bunu göze almadan zaten bu ülkede doğruların gündeme gelmesini sağlamak mümkün değil. Ben hiçbir zaman siyaseti kendi çıkarım için yapmadım. Milletvekilliğini ve bakanlığı da meslek olarak gören birisi değilim. Bunlar bayrak yarışıdır. UBP olarak bu görevden kaçma lüksüne sahip olduğumuzu düşünmedik. Özellikle Kıbrıs konusu bağlamında aynı çizgide olmayan ama iki tane geniş tabanı olan bu partinin, bu ülkede yapılması gerekenleri yapma adına yola çıkma mecburiyeti olduğunu düşündüğümüz için bu yola çıktık. Ama Kıbrıs konusundaki gelişmeler gerek bizleri gerek hükmet ortağımızı bu koalisyonu sona erdirme noktasına da getirirse de bu koalisyon sona erer. Yani bu koalisyona mahkum da değiliz.”

Ertuğruğlu, hükümetin ancak Kıbrıs sorunundaki bir kutuplaşma nedeniyle bozulabileceğin, hükümetin bozulması için başka bir neden göremediğini belirterek, kendileri için temel olan unsurun KKTC olduğunu vurguladı

UBP KURULTAYI

UBP kurultayına bu kadar fazla adaya gidileceğini önceden öngördüğünü ve milletvekili arkadaşlarına bu yönde defalarca, kişisel hırsları bir kenara bırakıp, kurultaya kenetlenerek gidilmesi yönünde konuşmalar yaptığını ifade eden Ertuğruloğlu, hırsın mantığın önüne geçtiğini kaydetti.

Adaylığını açıklayanların hiç birinin adaylığını tasvip etmediğini, mevcut Genel Başkana bir şans vermek gerektiğini, zaten Genel Başkan’ın, “genel seçimden birinci olarak çıkmazsan ayrılacağım” dediğini aktaran Ertuğruoğlu, şöyle devam etti:

“UBP’YE VERİLEN ZARAR KKTC’YE VERİLEN ZARARDIR”

“Arkadaşlar partiye ne kadar zarar verdiğini görmüyorlar mı, parti hiç mi düşünülmüyor. Bu arkadaşlar bakan olsaydı aday çıkacaklar mıydı. Şimdi bana, sen bakan olmasaydın aday olmayacak mıydın diyecekler, bakan olmasaydım da aday olmayacaktım. Bunu daha önce de söyledim. Çünkü ben aday olsaydım karşıma aday çıkarılacaktı. Arkadaşların adaylıkları ilkesel değil, arkadaşlarımız yanlış yapıyor. Eğer partiyi düşünüyorlarsa adaylıkları gündeme gelmemeliydi. Parti başkanını eleştirmek ayrı bir şey. Eğer tecrübelerden ders çıkarılmıyorsa, o tecrübelerin bir anlamı yok. Bu arkadaşların hiç biriyle kişisel bir sorunum yok. Yaptıkları yanlış. UBP’ye verilen zarar KKTC’ye verilen zarardır. Sayın Eroğlu’na sorsanız, ‘ben karışmıyorum’ diyecektir. Ama ona yakın isimler, dağınık şekilde farklı adayların arkasında, destek olduklarını görüyoruz. Belli ki bu kadar çok adayın çıkmasının nedeni, bu işi ikinci tura bırakıp, en çok oyu alan aday etrafında birleşmedir, ama bunu da başaracaklarını sanmıyorum. Yine de ilk turda bu işi bitireceğimize inanıyorum. Adaylar, iyi niyetle adaylık içinde olduğunu kimseye anlatamazlar. Burada bir senaryo var.”