17 Eylül 2014 Çarşamba 11:06
'Kıbrıslı Türkler, kendine özgü genetik yapıya sahip'
banner10

Gürkan, 2006 yılında Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi kampusunda kurulan DNA Laboratuvarı’nın faaliyetleriyle ilgili basın bildirisi yayınladı.

Laboratuvarın faaliyetlerini Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK) Kıbrıslı Türk Üye Ofisi gözetiminde ve KKTC Cumhurbaşkanlığı bünyesinde sürdürdüğünü söyleyen Gürkan, laboratuvarın kuruluşundan bu yana DNA Laboratuvarı’nın öncelikli görevinin “KŞK Gömü Yerinden Çıkarma, Kimlik Tespiti ve Kayıp Şahısların Kalıntılarının İadesi Projesi”nde duyulan bilimsel ihtiyaçlara Kıbrıs Türk tarafı olarak katkı koymak olduğunu aktardı.

2012 yazında KŞK projesinde yaşanan yeniden yapılanmanın ardından DNA Laboratuvarı’nın, sadece kimliklendirmelerde kullanılmak üzere Kıbrıslı Türk kayıp şahıs yakınlarından toplanan örnekler üzerinde yapılması gereken DNA profillendirme işlemlerinin gerçekleştirilmesiyle de görevlendirildiğini hatırlatan Gürkan şöyle devam etti:

“Böylelikle laboratuvar tarafından sağlanan DNA testi sonuçları uluslararası kabul görmeye başlamış oldu. Bu çalışmalara ilaveten DNA Laboratuvarı’nda ayrıca yine KŞK Projesi çerçevesinde duyulan bilimsel ihtiyaçlar çerçevesinde Kıbrıslı Türklerin genetik yapısının irdelendiği çalışmalar da yapılmaktadır.”

DNA Laboratuvarı’nda yapılan çalışmaların uluslararası adli genetik camiasında kabul gördüğünü belirten Gürkan, buna Kıbrıslı Türkler’de anne ve babadan evlatlarına geçen otozomaların genetik yapısının irdelendiği bir araştırmanın sonuçlarının Uluslararası Adli Genetik Derneği’nin (International Society for Forensic Genetics – ISFG) resmi yayın organı olan Uluslararası Adli Bilim: Genetik (Forensic Science International: Genetics – FSI: Genetics) dergisinde yayınlanmasını örnek gösterdi.

ÇALIŞMALAR

Gürkan şöyle devam etti:

“Yakın bir geçmişte yine tüm laboratuvar işlemleri tamamen DNA Laboratuvarı’nda gerçekleştirilen diğer bir proje çerçevesinde de Kıbrıslı Türkler’de babadan oğula geçen Y-kromozomunun genetik yapısı irdelenmiş ve bu çalışmanın sonuçları da aynı dergide yayınlanmıştı.

Ülke adına uluslararası literatüre kazandırılan ve tamamı DNA Laboratuarı’nda laboratuar yöneticisi Dr. Cemal Gürkan öncülüğünde gerçekleştirilen genetik analizlere dayanan yeni yayına bu laboratuvardan Damla Kanlıada Demirdöv ve ayrıca istatistiksel hesaplamaların yapılmasına da geçmiş KŞK Kıbrıslı Türk Üye Ofisi çalışanlarından Dr. Rezan Fahrioğlu Yamacı ile Yakın Doğu Üniversitesi Bilişim Sistemleri Mühendisliği Bölümü’nden Yardımcı Doçent Dr. Hüseyin Sevay katkı koymuştur.

Bu yeni çalışmada kayıp yakını olmayan 501 Kıbrıslı Türk gönüllüden bilgilendirilmiş onam (rıza) eşliğinde toplanan örneklerde otozomlar üzerinde bulunan 15 değişik STR lokusunda (short tandem repeat loci – kısa bitişik tekrar lokusları) genetik analizler yapılmıştır.

Şu ana kadar Kıbrıslı Türklerin genetik yapısı üzerine gerçekleştirilen en kapsamlı genetik araştırma olma özeliği de taşıyan bu çalışma, adli genetik incelemeleri sırasında yapılan kimliklendirmelerin istatistiksel olarak değerlendirilmesi için gerekli olan Kıbrıslı Türklerin otozomal STR nüfus verilerinin derlenmesini sağlamıştır. Bu veriler ilk aşamada KŞK Projesi çerçevesinde yapılmakta olan kimliklendirilmeler için kullanılacak olmakla beraber, ülkemizde gelecekte yapılacak adli genetik çalışmalar için de kritik önem arz etmektedir.”

DOĞU AKDENİZ NÜFUSLARINA BANZERLİK

Söz konusu yeni çalışma kapsamında, Kıbrıslı Türk otozomal STR nüfus verilerinin ayni coğrafyada yaşayan diğer nüfuslara ait verilerle karşılaştırılması sonucunda Kıbrıslı Türklerin genelde en çok Doğu Akdeniz nüfuslarına benzerlikler gösterdiğini, ancak karşılaştırmada kullanılan tüm nüfuslarla da istatistiksel olarak önemli sayılan farklılıklara da sahip olduğunu söyleyen Gürkan sonuç olarak bu çalışmada analiz edilen genetik unsurlar açısından, Kıbrıslı Türklerin kendilerine özgü bir genetik yapıya sahip olduğunun gözlendiğini kaydetti.

“Burada altı çizilmesi gereken önemli bir ayrıntı ise, söz konusu araştırmada da kullanılan nüfus verileri karşılaştırmalarının adli genetikte bu tür çalışmalarda kalite kontrolün sağlanması açısından gerekmekte olduğudur” diyen Gürkan açıklamasını şöyle bitirdi:

“Ülkemizde tamamen kendi öz kaynaklarımızla gerçekleştirilen bu tür çalışmaların FSI: Genetics gibi yüksek prestijli dergilerde yayınlanması hem DNA Laboratuvarı’nın uluslararası tanınırlığına, hem de ülkemizde eksikliği hissedilen adli bilimler alanında kurumsallaşmaya katkı koyması beklenmektedir.”

banner22
Son Güncelleme: 17.09.2014 11:10
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31