04 Kasım 2015 Çarşamba 16:44
Medya Etik Kurulu, mültecilerle ilgili 7 maddeyi ilkelerine ekledi
banner10

Medya Etik Kurulu, mültecilerle ve benzer durumdaki mağdur insanlarla ilgili 7 ayrı kural belirleyerek ilkelerine ekledi, konuyla ilgili kavramlara açıklık getirdi ve medya çalışanlarını ilgili  haberlerde özenli davranmaya çağırdı.

Medya Etik Kurulu’nun yazılı açıklamasında, sözkonusu kararın  gerekçeleri şöyle ifade edildi:

“Medyada işlenen konularda ulusal ve uluslararası hukuka uygun bir terminoloji kullanılması ve uygunsuz terimlerin kullanılmasından kaçınılması; bu kategoriye giren insanlar hakkında hatalı, basitleştirilmiş veya çarpıtılmış bilgiler yaymaktan sakınılması; bu kategoriye giren insanlardan biri suç işlemiş olsa bile suçla doğrudan bir bağlantısı yoksa suçu işleyenin ‘mülteci’, ‘sığınmacı’ veya ‘göçmen’ olduğunun haber ve yorumlarda belirtilmemesine hele de vurgulanmamasına ayrıca milliyet veya dininin haberde belirtilmemesine azami özen gösterilmesi; bu kategoriye giren insanlardan biri, suç işlediği zaman olayı sansasyonel boyutlara çekmeden olaya herhangi bir Kıbrıslı karışmış gibi konunun ele alınmasına özen gösterilmesi; herhangi bir Kıbrıslıya uygulanan ‘masumiyet karnesi’nin bu kategoriye giren tüm insanlar için de kullanılmasına özen gösterilmesi; medyaya konuşmak isteyen bu kategorideki insanların tanınmayacağı tedbirlerin alınmasına özen gösterilmesi ve ister kendilerinin isterse geride kalmış akraba ve yakınlarının mağdur edilmemesine azami dikkat edilmesi; iletişim fakültelerindeki öğrencilere sığınmacılar, mülteciler, göçmenler ve insan ticareti mağduru olan insanlar hakkında aydınlatıcı bilgiler verilmesine özen gösterilmesi.”

Medya Etik Kurulu’nun açıklamasında, konuyla ilgili terminolojiler hakkında da bilgi verildi ve basın mensuplarının bu terminolojilere özen göstermesi istendi.

Açıklamada, terminolojiler şöyle ifade edildi:

“Sığınmacı: Vatandaşlığı olan ülke dışındaki başka bir ülkede, 1951 mültecilerle ilgili Cenevre Sözleşmesi’ne dayanarak mülteci statüsü veya başka uluslararası koruma biçimleri için başvuruda bulunmuş kişidir. Bu kişiler sığınmacıdır ve yetkililer başvurularıyla ilgili nihai bir karar verene kadar ev sahibi ülkede, yasal bir yabancı olarak ikamet etme hakkına sahiptir. Dolayısıyla, sığınmacılar ev sahibi ülkeye, kimlik belgesiz ya da düzensiz bir şekilde, örneğin ev sahibi ülkeye hem düzensiz göçmenlerden hem de potansiyel mültecilerden oluşan ve “karışık göç akımları” olarak adlandırılan akımlar yoluyla girmiş olsalar dahi  düzensiz göçmen değildirler.

Mülteci: 1951 yılı mültecilerle ilgili Cenevre Sözleşmesi’ne dayanarak, kendisine mülteci statüsü verilmiş bir kişidir. Konvansiyonun 1. maddesi, bir kişiyi “mülteci” olarak şöyle tanımlar: “Irk, milliyet, sosyal bir gruba veya siyasi bir düşünceye mensup olma nedenleriyle zulüm göreceği konusunda haklı gerekçelere dayanan korkusu olup da milliyetinin ait olduğu ülkenin dışında olan ve böyle bir korku nedeniyle o ülkenin korumasından yararlanamayan veya yararlanmak istemeyen kişidir.” Kişilere mülteci statüsünün verilebilmesi için kişilerin bireysel olarak o zulmün mağduru olduklarını ispat etmeleri gerekmektedir.

İnsani koruma lehtarı: Bireysel olarak zulme maruz kalmadığı için 1951 Sözleşmesi’ne göre tam olarak mülteci olarak tanımlanmayan ancak silahlı çatışma, genel şiddet ve yaygın insan hakları ihlallerinden ötürü ülkesine geri gönderildiği takdirde vahim tehlike altında kalacağı için koruma ihtiyacı duyan kişidir. Avrupa direktifleri bu tür bir korumayı ikincil koruma olarak adlandırır.

İnsan ticareti mağduru: Kaderlerini insan kaçakçılarına bırakmaya karar veren düzensiz göçmenlerden farklı olarak, başka bir ülkeye götürülmesi için rıza göstermemiş olan veya bunun için rıza göstermiş olsa dahi, verilen böyle bir rızanın, insan kaçakçılarının zorlayıcı ve hileli eylemleri ve/veya kişiyi kurban haline sokan veya kurban haline sokma tehdidi içeren suiistimal sonucunda hükümsüz kılınmış durumdaki bir kişidir. İnsan kaçakçıları,  başka kişileri sömürü amacıyla kontrolü altında tutmayı amaçlar. “Sömürü”den kasıt, başkalarının fuhuş yapmalarının sömürülmesi veya diğer cinsel sömürü biçimleri bağlamındaki sömürü, zorla çalıştırma (angarya), esaret ve esaret benzeri uygulamalar, kulluk veya bedeninin organlarının alınmasıdır.

Göçmen: İş ve daha iyi ekonomik koşullar arayışıyla ülkesinden kendi isteğiyle ayrılmayı seçen kişidir. Mültecilerden farklı olarak göçmenler, güvenlik kaygıları olmadan evlerine geri dönebilirler.

Düzensiz göçmen: İtalya’da sıklıkla tanımlandığı gibi, ‘gizli’ (kaçak) göçmen: a) bir ülkeye sınırda tespit edilmekten kaçınarak girmiş, b) bir ülkeye düzenli bir şekilde girmiş ancak vizesinin süresi dolunca ayrılmamış, ya da c) varış ülkesinden tahliye kararı çıktıktan sonra ülkeyi terk etmemiş kişidir.”

banner22
Son Güncelleme: 04.11.2015 16:45
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31