08 Aralık 2015 Salı 15:50
Özgürgün'den Akıncı'ya sert uyarı!
banner10

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda konuşma yapan DP UG Genel Başkanı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı bütçesi ve Kıbrıs müzakerelerinden önce Meclis önünde yapılan eyleme değindi. Maliye Bakanı’nın özelleştirme, kamu özel işbirliği gibi konularındaki açıklamalarını anımsatan Denktaş, hükümetin bunların arkasında durup duramayacağını merak ettiğini söyledi.

Denktaş, eylemdeki sendikaların hak arama şekli ve kamudaki verimsizliğe işaret ederek, bir çözümde bu sendikaların ne yapacağı, kamu çalışanlarının federal devlete nasıl yerleştirileceği ve benzeri gelişmeler konusunda neler yaşanabileceğini anlattı.

Güvenlik ve garantiler konusunda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın dün yaptığı açıklamaya değinen Denktaş, garanti ve ittifak anlaşmasındaki hakların ne olduğunun geçmişte yaşanarak görüldüğünü ifade etti ve garantiler konusunda yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Serdar Denktaş, Kıbrıs müzakerelerinde bir çözüme ulaşılması ve referandumların ardından anlaşma olması durumunda yaşanabilecek gelişmeler ve olasılıkları değerlendirerek, çözüm bulup yeni sorun yaratmanın çözüm değil yeni bir sorun olacağına dikkat çekti.

Garantörlüğün hiçbir şekilde sulandırılmaması gerektiğini vurgulayan Denktaş, Türkiye’nin de bu konuda iyi düşünmesi gerektiğini, çünkü Kıbrıs’tan çıkmasıyla Akdeniz’de avantajının kalmayacağına inanç belirtti.

Denktaş, çözüm öncesinde ülkede her alanda AB’ye uyumun sağlanması gerektiğini, çünkü sağlanmaması durumunda hiç kimsenin ürününü satamayacağını, ekonomik olarak sıkıntı yaşanacağını anlatarak, özellikle üreticilerin AB standartlarında ürün üretmesinin ve çözüm sürecine hazırlık döneminin önemine değindi.

Önemli olanın halkın çözüme hazırlanması ve gönül rahatlığıyla “Evet” diyebileceği bir anlaşmanın ortaya çıkarılması olduğunu söyleyen Denktaş, Kıbrıs Türk halkının masada “suçlu taraf” olmadığını kaydetti. Denktaş, Kıbrıs Türk halkının yıllarca çektiği acı ve mücadeleleri anlattı.

Denktaş, yönetim ve güç paylaşımında eşitlik istediklerini, bir yıl Türk bir yıl Rum başkanın olması gerektiğini, bunun dışında bir paylaşımı kabul etmediklerini, bunun başkanlık, yüksek mahkeme, merkez bankası gibi başkanlıklarında eşit paylaşım istediklerini kaydetti.

Bu paylaşımın AB’de de böyle olduğunu ifade eden Denktaş, Kıbrıs müzakere süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Denktaş, burada bir eşitlik görmediğini belirterek, kurumların yeniden oluşturulmaması durumunda eski kurumların içerisinde dahil edilirlerse siyasi eşitlik değil ayrıcalıklı azınlık olacaklarını anlattı.

Bu eskinin de ömrünün uzun olmayacağını ifade eden Denktaş, yeni yapı, yeni devlet, eşit temsiliyet istediklerini vurguladı ve  garantilerin Türkiye’nin AB’ye üye olana dek sürmesi gerektiğini kaydetti.

Denktaş, Kıbrıs müzakere sürecinde önemli olanın Kıbrıs Türk halkının haklarının hep birlikte savunulması gerektiğine vurgu yaparak, özel bölgeler konusunun da son derece tehlikeli olduğunu ve plandan çıkarılması gerektiğini kaydetti.

Kıbrıs’ta iki “eyalet” olacağını savunan Denktaş, şemsiye devletin de Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kalacağını düşündüğünü ifade ederek, bu konuştuklarının şüpheler olduğunu kaydederek, ortaya çıkacak metinde bu şüphelerin giderilmesini beklediklerini belirtti.

Konuşması sırasında kendisine sorular soran milletvekillerine de cevaplar veren Denktaş, geçmişte yaşanan gerçekler olduğunu, garantilerin sulandırılmadan yeni devlete net bir şekilde konmasının önemine işaret etti.

Denktaş, garantilerin devamı, siyasi eşitliğin bozulamaması için her iki devletin de kaldırılarak yeni yapının tüm kurumlarıyla kurulması; eşit egemenlik, kamu çalışanları ve emeklilerin ne olacağının halka çok iyi anlatılması gerektiğini söyledi. İki eyaletin ekonomik eşitliğinin nasıl sağlanacağı ve iki taraf arasındaki dengesizliğin aradan kaldırılması konularının önemine de vurgu yapan Denktaş, AB’nin bu anlaşmayı tüm ülkeleriyle onaylamasını istediklerini kaydetti. Denktaş, güç paylaşımının şimdiden az az denenmesinin güven artırması bakımından önemli olduğunu, özel bölgeye ise karşı olduklarını vurguladı.

Denktaş, Kıbrıslı Türklerin bir kez daha referandum sandığından eli boş olarak dönmemesini temenni ederek, Cumhurbaşkanlığı bütçesine ret oyu vereceklerini kaydetti.

ÇAKICI

TDP Lefkoşa Milletvekili Mehmet Çakıcı, geçmişte Kıbrıs müzakere sürecinde yaşanan “KKTC sonsuza dek yaşayacak” veya “AB’ci” tartışmalarını anlatarak, yorumlar yaptı ve şimdi de herkesin “çözümcü” olduğunu ama bunu söyleyemeyip, bahaneler uydurduğunu savundu.

Çakıcı, bir anlaşmada adaletli bir çözüm aradıklarını ifade ederek, ülkede eşdeğer mal dağıtımında ne kadar adaletli davranıldığını sordu. Çakıcı, tek isteklerinin Kıbrıs’ta her iki taraf için de adaleti tesis edecek bir yapı olduğunu vurguladı.

Rum ve Türk tarafındaki 1974 sonrası uygulamaları karşılaştırarak anlatan Çakıcı, önemli olanın Kıbrıs Türk halkını en az mağduriyetle çözüme hazırlamak olduğunu söyledi.

Çakıcı, sürece karşı destek veya karşıt olma konusunda herkesin samimi olmasını isteyerek, kazanım için ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti. Bütün vatandaşların ülkede kalacağını, federal yapının vatandaşı olacağını söyleyen Çakıcı, mülkiyet konusunda kriterlerin konuşulduğunu ve bundan doğal bir şey olmadığını belirtti.

Mülkiyette bir ara formülün bulunacağını vurgulayan Çakıcı, tazminat-takas-iade olacağını ancak herkesin kendi bölgesinde fazla olacağını kaydetti.

Kazanımın, geçmişte Cumhurbaşkanı Yardımcılığı verilen Kıbrıslı Türk’ün artık Cumhurbaşkanı olabileceğini; daha önce daha az toprağa sahip olan Kıbrıs Türkü’nün şimdi daha çok toprağa sahip olacağını: oluşturucu devlet olacağını ve ekonomik yönden daha güçlü olacağını ifade eden Çakıcı, bu konuda siyaset yapılmamasını istedi.

Çakıcı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortaklık cumhuriyeti olduğunu ve üzerinde toplumsal haklarının olduğunu belirterek, Kıbrıs Türk mallarının arazilerinin vakıf mallarının da bulunduğunu kaydetti.

Mehmet Çakıcı, devlette de haklarının bulunduğunu belirterek, müzakere masasında da iki ortak olarak oturduklarını söyledi. Çakıcı, masada Rumların Kıbrıs Türk halkına toprağını ve haklarını; Türklerin de onlara belki toprak ve mallarının bir kısmını vereceğini söyledi.

Mülkiyet konusunda ilerleme olduğunu; takas- iade- tazminat kriterlerinin değerlendirildiğini belirten Çakıcı, TDP olarak geçmişte garantörlüğün Türkiye’nin AB üyeliğine kadar gerekli gördüklerini ancak şimdi federal devlette illa da Kıbrıs’ın garantörlüğü değil, Kıbrıs Türk Federe Devletinin garantörü olabileceğini ve bunun bu şekilde revize edilebileceğini kaydetti.

Türkiye’nin de bu konuda gerekli adımı atacağına inanç belirten Çakıcı, bu konuda çok tartışmaya gerek olmadığını söyledi. Toprak konusunun da en son görüşülecek olması yanında toprak verileceğinin kabullenilmesi gerektiğini ifade eden Çakıcı, ülkedeki toprak oranında yüzde 29’a inilmesine Meclis’in de geçmişte onay verdiğini anımsattı.

Çakıcı, günün sonunda ortaya bir metin konacağı fikrinin artık kamuoyunda da kabul edildiğini ifade ederek, en büyük sorunun kaynak olarak görüldüğünü ve bu finansmanın nereden bulunacağının önem taşıdığını kaydetti.

Çözümün gelecek nesiller için çok önemli olduğunu vurgulayan Çakıcı, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın arkasında olmaya, süreci desteklemeye ve diğer siyasi partilerle işbirliğine hazır olduklarını söyledi.

Mehmet Çakıcı, sürecin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı olsa da olmasa da bir şeyin fark etmeyeceğini, önemli olanın yeni yapı ve yeni kurallar olduğunu kaydetti.

ÖZGÜRGÜN

UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün de, Kıbrıs müzakerelerini sürdüren Cumhurbaşkanı’nın Kıbrıs konusundaki görevleri gibi içte de halkın bütünlüğünü sağlamak, iç sorunların çözümüne yardımcı olmak ve ülkedeki yaşamın kolaylaştırması konusunda hükümetle birlikte hareket etmek gibi görevleri olduğunu savundu.

Su yönetimi konusunda Cumhurbaşkanı’nın ne düşündüğünü bilmediğini ifade eden Özgürgün, sağlık, elektrik eğitim ve bu gibi konularda da fikirlerini kabullerinde halka söylemesi gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanına görüşmecilik hakkını halkın değil, Meclis’in verdiğini ifade eden Özgürgün, Cumhurbaşkanı’nın Meclis'e yeterince bilgi vermediğini savundu. Görüşmelerin yoğun olduğu bir ayda ve 8 görüşmenin planlandığı bir ortamda Cumhurbaşkanı’nın gerekirse her hafta veya ayda bir Meclisi bilgilendirmesi gerektiğini ifade eden Özgürgün, “Cumhurbaşkanı Meclis’le birlikte hareket etmeli. Gelişmeleri Meclis’te milletvekillerine aktarmalıdır” dedi.

Özgürgün, Cumhurbaşkanı’nın yaptığı görüşmeler neticesinde ortaya çıkan tablonun sadece “dedikodu ve fısıltı” olduğunu belirterek, bu dedikodular için Cumhurbaşkanı’nın daha net bilgi vermesi gerektiğini söyledi.

Siyasi parti başkanlarıyla da Cumhurbaşkanı’nın uzun süredir görüşmediğini belirten Özgürgün, Cumhurbaşkanı’nın siyasi partilerden kopuk olduğunu ileri sürerek, Cumhurbaşkanını ülkedeki tüm partiler, meclis ve diğer kesimlerle her konuda, ama özellikle Kıbrıs konusunda çok sıkı diyalog içinde olması gerektiği görüşünü dile getirdi.

“Atama konularında Cumhurbaşkanı’nın yarattığı polemiklerden dolayı bizim Cumhurbaşkanı ile temasımız koptu. Uzun sürede onarılacak gibi değildir. Bunu da kendisi yaptı. Bizimle diyaloğunun sıfırlanması kendisinin yarattığı bir ortamdandır. Bunun devam etmesi de sağlıklı değildir” diyen Özgürgün, bu konuda Cumhurbaşkanı’na çağrı yaparak, devletin başı olarak iyi ilişkiler kurmak ve birleştirici olmanın görevi olduğunu söyledi.

Özgürgün, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Kıbrıs müzakerelerinde toprak ve mülkiyet meselesinin henüz konuşulmadığını söylediğini ifade ederek, toprak ve mülkiyet meselesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Toprak ve mülkiyet konusunun iki kesimliliğe bağlı olduğunu ve bunun sulandırılmamasının önemli olduğunu ifade eden Özgürgün,  görüşmeciler ve heyetlerin toprak ve mülkiyet konusunun birlikte ele alınacağını söylemesi gerektiğini belirtti.

Türk tarafının tazminat ve takasla, sınırlı iadenin mümkün olduğu görüşünde durması gerektiğini aksi halde sorunlar çıkacağını savunan Özgürgün, müzakere sürecinde iki kesimliliği bozmayacak temel prensiplerin konmasının çok önemli olduğunu ve bunun tedbirinin şimdiden alınmasını istedi.

“Müzakerelerde birinci konu yönetim ve güç paylaşımı ise, ikinci konu da iki kesimli olacak bir yapıdır” diyen Özgürgün, bunun sulandırılmamasının önemli olduğunu söyledi.

Özgürgün, yaşayabilir bir anlaşmanın net ve sulandırılmayan bir yapıda olması halinde yaşayabilir olacağını aksi halde ileride sorunların çıkacağını belirtti.

Konuşmasına, Rumların zihniyetlerinin değişmediğini ve Türkleri istemediklerini belirterek devam eden Özgürgün, 1974’ten sonra yaşananlardan bazı örnekler vererek, geçmişte yaşanan sıkıntıların yaşanmaması için anlaşmanın sağlam yapılması ve zeminin sulandırılmaya imkan vermeyecek şekilde hazırlanması gerektiğini söyledi.

Özgürgün, Kıbrıs’ta olası bir anlaşmaya yüzde 60-65’ten fazla “evet” çıkmayacağını ifade ederek, “evet”ten sonra bir tartışma yaşanmaması için sorunların iyi değerlendirilmesi ve iyi algılanması gerektiğini kaydetti.

Yönetim ve güç paylaşımı konuşulurken eşitlikten asla taviz verilmemesi gerektiğinin de altını çizen Özgürgün, Kıbrıs konusunun özünün mülkiyet değil yönetim ve güç paylaşımı olduğunu belirtti.

UBP Genel Başkanı Özgürgün, anlaşmanın çok sağlam yapılması ve kimsenin kafasının karışmasına yer bırakmadan bir metin ortaya çıkarılması gerektiğini, aksi halde ortaya “çatışma metni” çıkacağını ve bundan da bu anlaşmayı ortaya çıkaranın sorumlu olacağını kaydetti.

Meclis’te temsiliyetin nüfusa göre olabileceğini ancak başkanlıkta eşit sürenin, eşitlik açıcından büyük önem taşıdığını vurgulayan Özgürgün, sistemin iki kurucu devletten oluşacağını, bunların eşit statüde olacağını belirtti ve sistemin doğru kurulmasının önemine dikkat çekti.

Özgürgün, devlet memurlarının da nüfusa göre yapılabileceğini, ancak sistemin eşitlik dahilinde kurulmasının adalet bakımından da önemli olduğunu belirterek, bunun özellikle yargıda büyük önem taşıdığını kaydetti.

Milli gelirden pay alırken nüfusa göre alınmasının normal olduğunu, eşitliğin burada bozulmadığını ifade eden Özgürgün, Rum tarafının Kıbrıslı Türkleri azınlık olarak gördüğünü ve mekanizmanın doğru kurulmaması halinde bu azınlık haklarının da ortadan yavaş yavaş kaldırılabileceği uyarısında bulundu.

Özgürgün, eşitlik temelinde başkanın 2 yıl Rum, 2 yıl da Türk olması gerektiğini ama bunun “başkan her istediği yapacak” anlamına gelmediğini ifade etti.

Hüseyin Özgürgün, akılcı, kalıcı ve yaşayabilir bir anlaşmanın mantıklı olduğunu, daha sonra “bu anlaşmayı yapmasaydık daha iyi olurdu” düşüncelerinin olmaması için bunlara önem verilmesinin önemine dikkat çekti.

Sporcuların ve diğer alanlarda yaşanan kısıtlamalara değinen Özgürgün, uluslararası hukukun ülkeye gelmesinin çok önemsendiğini ancak Suriye veya Irak’taki uluslararası hukukun nerede olduğunu sorgulamak gerektiğini söyledi.

Hüseyin Özgürgün, spor alanında atılacak bazı adımların kimseyi etkilemeyeceğini, aksine güven yaratacağını belirterek, bu yönde atılacak adımlara destek vereceklerini belirtti. Özgürgün, Rusya Dışişleri Bakanına karşı sergilenen tavrı desteklediklerini kaydetti.

Doğru hareketleri her zaman desteklediklerini ifade eden Özgürgün, bütçeye “Evet” oyu vereceklerini ancak Cumhurbaşkanının UBP Grubu’nun görüşlerini de dikkate alması gerektiğini ve ilişkilerin eskisi gibi devamını dilediklerini kaydetti.

ERHÜRMAN

CTP Lefkoşa Milletvekili Tufan Erhürman da, CTP’nin bütçeye olumlu oy kullanacağını ifade ederek, Kıbrıs müzakere sürecine yönelik görüşlerini paylaştı.

Erhürman, henüz müzakere masasında anlaşmaya varılmayan konularda anlaşılmış ve Kıbrıs Türk halkının aleyhine gibi davranmanın doğru olmadığını kaydetti.

Erhürman, bugün basına yansıyan Kıbrıs müzakere sürecine ilişkin habere değinerek, bu önerinin Rum tarafından gelen bir öneri olduğunu, görüşmelerde iki tarafın bir birine öneri sunduğunu, ancak bunların nihai değil pazarlık pozisyonu olduğunu vurguladı.

CTP olarak “ilk söz hakkı eski mülk sahibine aittir” sözüne katılmadıklarını ifade eden Erhürman, eski sahip ve kullanıcı arasında denge kurulmasının önemine değindi ve bu çerçevede de kriterlerin önem taşıdığını kaydetti.

Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının düşüncelerini masaya getirmesinin normal olduğunu, ancak önemli olanın bir anlaşma metnini görmeden kimsenin onay veremeyeceğini ve ne yönde oy kullanacağını söyleyemeyeceğini vurguladı.

Bu defaki sürecin Annan Planı’ndakinden farklı olduğunu, her türlü hakemliğin dışlandığını ve BM’nin herhangi bir metin çıkarmayacağını ancak iki liderin altına imza koyduğu bir anlaşmanın referanduma sunulacağını belirten Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının bu yönde isteğinin bunda etkili olduğunu anlattı.

Erhürman, garantiler konusunda gösterilen hassasiyetle Kıbrıs Cumhuriyeti konusunda gösterilen hassasiyetlere işaret ederek, garantilerin garantörler tarafından görüşülüp değerlendirileceğini; şu anda garantörlerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü kapsadığını ancak yeni kurulacak yapıda bunun devam edemeyeceğini kaydetti.

İttifak ve Garantilerin değişmek istenmediğini ve askerin çıkmasına karşı durulduğunu anlatan Erhürman, bu konuları kapsayan anlaşmaları okudu ve tüm bu anlaşmaların Kıbrıs Cumhuriyeti için olduğunu belirtti.

Tufan Erhürman, CTP olarak süreci desteklediklerini belirterek, Cumhurbaşkanı’na başarılar diledi. Erhürman, eğitim komitesinin geliştirilmesini ve işlevsel sonuç alıcı kararlar üretmesini temenni etti.

“Dilimizi barış diline çevirmemiz önemlidir” diyen Erhürman, bunun ülkede iki taraf için de önemli olduğunu kaydetti.

Erhürman, TDP Girne Milletvekili Zeki Çeler’in sorusu üzerine Özgürgün’den “Akıncı’yı görüşmeci görevinden alırız” gibi bir ifade duymadığını da söyledi.

banner22
Son Güncelleme: 08.12.2015 17:10
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31