13 Aralık 2014 Cumartesi 09:26
Radyasyon ilk önce bizi vuracak
banner10

Haluk DOĞANDOR

 Akkuyu Nükleer Santrali’yle ilgili Mersin’de yapılan kongreye katılan Nilden Bektaş, nükleer santralle ilgili çekincelerini ve kongrede yaşanan gelişmeleri Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne anlattı. Mersin Akkuyu’da yapılacak olan nükleer santral, konum dolayısıyla ülkemize oldukça yakın bir mesafede. Bu sebepten bizim de haklı olarak bazı endişelerimiz var. Akkuyu için ÇED raporu yapılırken halkın katılım süreci gerçekleştirildi ve bu arada da sivil toplum örgütleri çekincelerini ortaya koyarak itiraz ettiler. Nükleer santral yalnız Akkuyu’da değil bildiğiniz gibi Sinop’ta da yapılacak.

Sürece bizde katılmak istedik

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Nilden Bektaş, bu görüşmelerin yapıldığı platformda kendilerinin de müdahil olarak sürece katılmak istediklerini, çünkü yapılacak santrala konum dolayısıyla ülke olarak çok yakın mesafede bulunduğumuzu, ilk etapta etkilenecek ülkeler arasında önde geldiklerini ifade etti. Ve ilk etkilenecek ülke olmamızdan dolayı, oluşabilecek bir felaket sonrası ilk etkilerinin neler olabileceği konusunda bir araştırma yapılmasını talep ettiklerini belirten Bektaş, ancak platformda sözlü olarak dile getirilen bu başvuruya herhangi bir yanıt alamadıklarını söyledi.

Sınır ötesi etkileşim prensibi

Türkiye’nin, Avrupa’nın birçok yasalarına uyum sağladığına da dikkat çeken Nilden Bektaş konuşmasına şöyle devam etti:

“Özellikle çevre konularında Türkiye bizi geride bırakmış durumda olmasına rağmen, tüm bunlar gerçekleştirilirken “sınır ötesi etkileşim prensibi” diye bir şey var ki, sizin ülkenizde yapılmak istenen bir şeye, komşu ülkelerin de fikrinin sorulması gerekir diye bir prensip var. Ne yazık ki Türkiye bunu uyumlaştırmadığı için Kıbrıs’ı bu sürece dâhil etmedi. Aslında bu kadar yakın bir ülkenin herhangi bir olumsuz olay sonrası nasıl etkileneceğine dâhil bir süreci çalıştırarak bizlerden de görüş alması gerekirken maalesef bunu gerçekleştirmedi.

Radyasyondan ilk etkilenecek olan Kıbrıs adası

Türkiye’deki Çevre Mühendisleri Odası bir modelleme çalışması yaptı ve hem Sinop’ta hem de Mersin Akkuyu’da bir kaza olduğu anda radyasyonun dağılma miktarını ölçtü. Böyle bir felaket gerçekleştiğinde radyasyon 3-5- ve 7. günlerde dağılmaya başlayacak ve 300 kilometre boyunca ilerleyecek. Bizim ülkemizin de santrala 100 kilometre uzaklıkta olduğunu hesaplarsak, ilk etapta bizim ülkemiz etki alanına girmiş olacak.”

Avrupa bile nükleerden vazgeçiyor

“Tüm dünyada nükleer enerji santral yapımından vazgeçilirken ve mevcut tesislerin de belirli süreler sonunda kapatılma çalışmaları yapılırken, Türkiye’nin böylesi bir santrale geçiş yapması oldukça düşündürücü ve ürkütücü” diyen Nilden Bektaş, yol yakınken böyle bir santral yapımından vazgeçilmesinin en doğru hareket olacağını söyledi. Bugün Almanya’nın 2013 yılına kadar, kademeli bir şekilde mevcut nükleer santrallerini kapatmayı planladığını ifade eden Bektaş, diğer Avrupa ülkelerinin de aynı yolu izlediğine işaret etti. “Teknolojisi oldukça gelişen Amerika dahi nükleer santralleri sorgulamaya başladı” diyen Bektaş, en son Japonya Fukuşima’da meydana gelen tsunaminin ardından yaşanan nükleer santral felaketinin önlenemez olduğuna ve yaşattığı felaketin büyüklüğüne dikkat çekti. 

“Türkiye Akkuyu’da meydana gelebilecek bir nükleer kaza sonrası Allah bize acısın” diyen Bektaş, konunun ne derece ciddi boyutlarda olduğunun irdelenmesi gerektiğini söyledi.

Zararlı atıklar ne olacak?

Nükleer santrallerin bir diğer zararlarının da atıklar yoluyla gerçekleştiğini ifade eden Nilden Bektaş şunları söyledi:

“Nükleer santrallerin zararlarının önemli bir bölümü de atıkları yoluyla gerçekleşmektedir. Çıkan atıkların çok iyi bir şekilde bertaraf edilmesi gerekir zira bunun tamamen ayrı bir teknoloji ile gerçekleşeceği de biliniyor. Örneğin, 1000 Megawat gücünde olan bir nükleer santralin yaklaşık 25 ton çok yüksek sevide bir radyoaktif atığı, 250 ton orta seviyede, 450 ton da düşük seviyeli bir atığı ortaya çıkar. Burada ortaya çıkan bir gerçek ise bu atıkların ne olacağı? Kimileri Rusya’ya gönderileceği konusunda görüş açıklıyor. Aslında çıkan bu radyoaktif atıkların 5 ila 10 sene arasında bir zaman biriminde bekletilmesi gerektiği ifade ediliyor. Böylelikle bu bekletme süresinin nerede olacağına dair bir yanıt ta henüz ortalarda yok.”

Akkuyu deprem fay hattı üzerinde

Bir diğer çok önemli noktanın Akkuyu’nun bir fay hattı üzerinde olması olduğuna işaret eden Bektaş, Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası’nın bu konuda çok önemli uyarılarda bulunduğunu anlattı. Bu fay hattının Ödemiş fay hattının yanından geçtiğini, Akkuyu’nun tam fay hattı üzerinde kurulmak istendiğini söylemelerine rağmen bu önemli uyarının dikkate alınmadığını kaydeden Bektaş şöyle devam etti:

“Fukuşima’da meydana gelen nükleer patlamanın, depremden sonra meydana geldiğini düşünürsek, aynı olay Türkiye’nin de başına gelebilir. Bu konuda geçen gün gerçekleştirdiğimiz Çevre Platformu toplantısında bu durumu ele aldık ve platforma üye birçok sivil toplum örgütü ile ortak hareket etme kararı aldık. Yapacağımız uluslararası bir panele Güney Kıbrıs’ı da dâhil etme konusunda uzlaştık. Daha sonra ilerleyen günlerde halkımızdan destek almak suretiyle sesimizi eylemsel olaylarla duyuracağız. Ancak en önemlisi hükümetin de bu sürecin içinde olması koşuluyla Bakanlar Kurulu ve meclis gündemlerinde yer alması için çaba göstereceğiz.”

banner22
Son Güncelleme: 13.12.2014 09:29
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31