09 Mart 2016 Çarşamba 09:42
Üstel: 'Özelleştirmeden korkmamak lazım'
banner10

Gül Çakır

UBP Milletvekili Üstel, özel televizyonlara yapılan katkı payının kalkmasına karşı çıktı. Üstel, yerel kanallara Türkiye’den hiç reklam desteği yapılmadığına dikkati çekti 

UBP Girne Milletvekili Ünal Üstel, televizyonların dış dünyaya açılan pencereleri olduğuna işaret ederek, televizyonlara verilen katkı payının kaldırılmasına karşı çıktı. Türkiye’de üretilen ürünlerin reklamlarının, yine Türkiye’den yayın yapan televizyon kanallarında yayınlandığına dikkati çeken Üstel, “Burada haksız bir rekabet oluştu. Bunu oturup Türkiye ile konuşmak lazım” dedi. 

Televizyonların dış dünyaya açılan pencereler olduğunun altını çizen UBP Girne Milletvekili Ünal Üstel, “Bu kadar baskı ve ambargolar altında dış dünya pencerelerimizi kapatmaya çalışsa da kapatamadı. Bizim bunu kendi elimizle kapatmamamız lazım” ifadelerini kullandı. 

Ada TV’de yayınlanan ve Nihan Yücel’in hazırladığı Öğlen Ajansı programına konuk olan UBP Girne Milletvekili Ünal Üstel, 2010’da su protokolü söz konusu olduğu zaman, elektrik getirilmesi olayının da gündeme geldiğini hatta projelendirilmesinin de yapıldığını vurguladı. Üstel, özelleştirmeden korkmamak gerektiğini de savundu. 

UBP Girne Milletvekili Ünal Üstel’in yaptığı açıklamalardan öne çıkan detaylar şöyle: 

“TELEVİZYONLAR DIŞ DÜNYAYA AÇILAN PENCEREMİZDİR” 

“Televizyonlar bizi dış dünyaya açan pencerelerimizdir ve dış dünyaya açılan bu penceremizi daha da büyütmemiz, dış dünyaya açılan pencerelerimizi kapatmamamız lazımdır. Burada haksız bir ortam vardır. Bizim insanlarımız dişinden tırnağından artırdığını bir televizyon kurdu ve ülkemizi dışa tanıtıyor. Bu kadar baskıların ve bu kadar ambargoların altında, dış dünya ne kadar da pencerelerimizi kapatmaya uğraşsa kapatamadı. Bizim bunu kendi elimizle kapatmamamız lazımdır. Çünkü bu bizi dünya ile bütünleştiriyor.” 

“TURİZM DEMEK, TANITMA DEMEK” 

“Turizm tanıtma demek. Tanıtma da reklam yapmak demek. “Değişik anlatıyorlar ve değişik şekillerde yorumlatıyorlar. İnsanlar bu adaya gelmesin diye. Ama şimdi bunları bizim televizyonlarımızla, dış dünyayla bütünleştiği zaman bunu dünya görüyor. İsteyene de ülkenin güzelliklerini buradan görebilirsin diyebiliyor. Bu ülkenin demokrasi ile idare edildiğini ve herkesin eşit mesafede olduğunu dıştan da gözlemleyebiliyorsun.” 

“OTURUP TÜRKİYE İLE KONUŞMAK LAZIM” 

“Televizyonculuk pahalı bir meslek. Türk parasıyla da idare edilebilen bir toplumuz. Televizyonların gelirleri sadece reklamdan. Bu reklam gelirleri de oldukça kısıtlı. Ülkemizdeki malların çoğu Türkiye’den geliyor. Türkiye’nin televizyonlarında bunların reklamları yapılıyor. Bizim ülkemizden de bu reklamların hepsi izleniyor. Burada bayisi olan bir şirket, ‘benim reklamım zaten Türkiye kanallarında yapılıyor, niye ikinci bir masraf yapıp yerel televizyonlara da reklam vereyim’ diyebiliyor. Burada haksız bir rekabet oluştu. Buna bir şey de yapamıyoruz. Bunu oturup da Türkiye ile konuşmak lazım. Bunların önüne geçmek için de dedik ki televizyonlarımız kapanmasın. Dış dünyaya bu penceremizi daha da büyütmemiz lazım daha da çoğaltmamız lazım.” 

SESİMİZİ DÜNYAYA TELEVİZYONLAR SAYESİNDE DUYURUYORUZ 

“Turizm yapılacak olan fuar ve reklamlarla pazarlanabiliyor. Reklamlar olmasa dünyaya ses duyurmak imkansız hale gelir. Ben televizyonlarımıza verilen katkıların kalkmasına karşıyım. Nedeni de bunlardır. Eğer bu nedenleri dengeleyebilirsek o zaman masaya koyarız ve bunları düzeltiriz. Ama şu anda bizim ambargolar altında olan bir ülkemiz ve ülkemize her türlü fedakarlık yapan bu yerel televizyonlar ve bize dış dünyaya açtıkları bu pencerelerle dış dünyaya tanıttıkları için de bizim kendilerine teşekkür etmemiz lazım. Bu katkılarını da döviz oranında dengelere getirmek lazım diye düşünüyorum.” 

“ÖZELLEŞTİRMEDEN KORKMAMAK LAZIM” 

“2010’da su protokolü söz konusu olduğu zaman, elektrik getirilmesi olayı da gündeme geldi, hatta projelendirilmesi de yapıldı. Özelleştirmeden korkmamak gerekir. Yalnız burada, tekelciliğin önüne geçmek lazımdır. Rekabet edilebilirliği yaratmak lazımdır. Şimdi elektriğin kilovatı 63 kuruştur, bunun nedeni de yakıtın petrole dayalı olmasıdır, dövize endekslidir. Burada bir şansımız da vardır ki; yaklaşık bir senedir petrolde bir gerileme var ve biz 60 kuruşlarda devam ediyoruz. 

Geçmişe baktığımız zaman, her zaman petrol fiyatında bir artış olurdu. Petrol bir yerde düşüyor ama dövizde de bir çıkış vardır. Bir yerde tam dengelenmese de o aradaki farkı kısmen de olsa kapatıyor. Bizim zamanımızda yaptığımız hesaplarda eğer kabloyla elektriği getirmiş olsaydık ki bu gelecekti; bizden çıkışı 25 kuruştu. Ve özel şirket bunun dağıtımını yapacaktı.”

banner22
Son Güncelleme: 09.03.2016 09:44
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31