banner40
13 Şubat 2017 Pazartesi 10:00
'Vatandaş özele mahkum ediliyor'

Duygu Alan

Yüksek İdare Mahkemesi “kamuda çalışan doktorlara ikinci iş yasağı” kararının uygulanması için Sağlık Bakanlığı’na altı ay süre verdi, ortalık yeniden karıştı.

Kamuda çalışan bir çok doktorun, istifa ederek özel sektörde çalışmaya başlayacağı konuşulurken, sağlık sisteminin de ciddi darbe alması öngörülüyor.

Sağlık Bakanlığı, sağlıkta reform niteliği taşıyan yasaların geçmesi için düğmeye basarken, Kıbrıs Türk Tabipler Birliği de, sağlık sisteminin en az yarayla süreci atlatması için inisiyatif üstlenmeye hazır.

Tabipler Birliği başkanı Kenan Arifoğlu Havadis’e yaptığı açıklamada, kısa vadede hekimlerin “kamu yasası” bünyesinin dışına alınmasını istedi.

Hekimin “kamu ya da özeli” olmadığını ifade eden Arifoğlu, özelin yedi 24 hekimlik yapma hakkı varken, kamu hekimlerinin görevinin vardiya ve mesai saatleri ile kısıtlanmaması gerektiğini söyledi.

Soru: Yargıtay Mahkemesi, kamuda görevli hekimlerin ikinci iş yapamayacağı yönündeki yasanın uygulanması yönünde karar verdi. Kıbrıs Türk Tabipler Birliği, yargının bu kararını nasıl değerlendiriyor?

Arifoğlu: Bu karar kamuda çalışan hekimlerin ikinci iş yapmasını yasaklayan yasanın uygulanması yönünde bir karardır. Mahkeme gerekli düzenlemeleri yapması için Sağlık Bakanlığı’na 6 gibi bir de süre vermiştir. Bu süre içerisinde Sağlık Bakanlığı gerekli yasaları çıkaracağını ve düzenlemeleri yapacağını söylüyor. Bu süre yeterli mi bu tartışılır ancak ortaya şöyle bir durum çıkıyor.

Bu karar,  ‘Kamuda çalışan hekimler mesai saatinden sonra ücretli ya da ücretsiz hekimlik yapmayacak’ diyor. Yani bir hekim mesai saatinden sonra ertesi gün mesai saatine kadar meslekten men edilmiştir. Bu şu anlamama gelir. Siz dışarıdayken yanınızda birisi diyelim ki kalp krizi geçirirse siz ona hekimlik yapmayacak mısınız?

Yasalara bakıldığında bu meslekten men etme yasası sadece Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin yasasında vardır. Ciddi durumlarda Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği hekimi meslekten men etme yetkisine sahiptir. Öte yandan kamuda çalışan hekimler dışarıda mesleklerini yapamayacaklar ama diğer taraftan serbestte çalışan hekimler 7/24 hekimlik yapacaklar burada da bir eşitsizlik ortaya çıkıyor.

“Hekimlerin Kamu Yasası içerisinde değerlendirilmesi sakıncalı”

Hekimlerin Kamu Yasası içerisinde değerlendirilmesi son derece sakıncalıdır. Ciddi anlamda bir düzenleme şarttır. Bizi ilgilendiren konu aslında şudur; uzman sıkıntısı, hekim sıkıntısı olduğu bir ülkede sen bu kadar hekimleri devre dışı bırakırsanız o hastalara kim bakacak? Birçok özel hastanede çalışan hekimlerin, anestezistlerin kamu hekimleri olduğunu görüyoruz. Bu kararla bu hastaneler de ciddi sıkıntıya gireceği anlamına geliyor. Özelde bu hastalar nasıl hizmet alacak bu durumda veya bizim hastanemiz tüm bu hastalara hizmet verecek kapasitede mi? Altyapısı, polikliniği var mı? Mesele ben Plastik cerrahım ama tüm kamu hastanelerinde tek Plastik Cerrahi benim, hepsine ben bakıyorum.

Anayasa sağlık ücretsizdir diyor ama bir tek hekim bulunduruyor, hastaya git sağlık hizmeti alma hakkını kullan diyor. Kullanamaz, çünkü bu benim kapasitemin üzerindedir.  Şuandaki mevcut düzenekte hiçbir özel hastaneye direkt olarak gittiğinizde yoğun bakım hizmetinden yararlanmazsınız çünkü ödeyemezsiniz. Dolayısıyla siz kendi hastanelerinizi güçlendirmelisiniz ki anayasadaki hükmü de yerine getirebilesiniz. Bizim ülkemizde fuhuş da yasaktır ama fuhuş serbesttir, şuanda hekimlik yasaklanıyor. Böyle bir absürt durum var ortada.

“Hekimlerin bir an önce bu yasanın dışarısına çıkarılmalıdır”

Soru: Yargıtay Mahkemesi, Bakanlığa kararı uygulamak için 6 ay süre verdi. Bu 6 aylık geçiş süreci nasıl değerlendirilmelidir?

Arifoğlu: Bakanlık bu süre içerisinde gerekli yasal düzenlemeleri yapacağını söylüyor, hekimlere de bazı artışlar öneriyor. Bakanlığın önerdiği bu artışlar, çok tatmin edici artışlar değildir.

Şimdi herkesin kendine göre bir kazancı bir harcaması vardır ve kendine göre kurduğu bir yaşam tarzı vardır. Mesela şimdi bir hekimin kamudan aldığı bir miktar maaş var bir de kazandığı bir para var ve ‘kazanıyorum’ diyor ve çocuklarını yurtdışında okutuyor. Kazancına göre bir yaşam kurmuştur. Şimdi sen bu insandan ip gibi kestiğin anda ‘Ya kamu ya özel’ dediğin an, bu hekim bu seçimi yapamayabilir. Çünkü emekliliği yaklaşmıştır. Emekliliğini yakmayı göze alamayacak ama kamu dediği anda da oluşturmuş olduğu hayat sistemi de alt üst olacak. Bu karar hekimi ciddi bir ikileme de sokuyor. Hastalar da vardır ki bir hekime özele hastane doktoru olduğu için gider. Bunlar da göz ardı edilemez. Demek ki hekimler kamu görevlisi olarak çalıştırılamaz.

Geçmiş yıllarda şu söylendi, ‘Biz size yeterli maaş veremeyiz biz size dışarıda hasta bakma hakkı da veriyoruz.’ Bu dünyanın birçok ülkesinde de uygulanan bir uygulamadır. Bu karar sözünü ettiğim ikilemin ortaya çıkmasına neden olursa genç hekimler kamuda bu maaşla çalışmak istemeyebilir ve kamuya girmeyebilir veya kamudaki genç hekimler özeli tercih edebilir.

Emeklilik hakkı kazananlar da gidebilir. Bu noktada hekim yetersizliği artar, hizmetler aksar ve halkın sağlığı da ciddi sıkıntıya girebilir. Mevcut sistemde serviste 7 hekim varsa 3 güne bir nöbet tutuyorsa hastanede 7/24 hekim vardır, şimdi emeklilik hakkı elde edenler gider, genç hekimler istifa eder, yenileri de gelmezse sana 3 tane hekim kalacak. Ciddi sıkıntılar bizi bekliyor aslında.

Hekimlerin bir an önce bu yasanın dışarısına çıkarılmalıdır ve mevcut hekimler full kullanılmalıdır. Sağlığın özelleşmesi sağlıksızlık demektir dolayısıyla devlet altyapısını güçlendirmelidir. Devlet sağlıktan vazgeçemez. Sağlık Bakanlığı vaad ettiği hastaneyi de yapmalıdır.

kenan-arifoglu-1-1024x682.jpg

Soru: Sağlık Bakanlığı, bu 6 aylık geçiş döneminde Hekimlerin özlük hakları, Döner Sermaye ve Performans Yasası ve Genel Sağlık Sigortası Yasası konularında çalışmalarını tamamlamayı hedefliyor. Bu çalışmalar hekim açısından tüm sıkıntıları çözecek mi?

Arifoğlu: Verilen önerilen artışlar tatmin edici ücretler değildir. Mevcut durumda yaşayan hekimlerin isteklerini yerine getirmez. Bugün baktığımızda bir hekim yurtdışına bir kongreye gittiği zaman Sağlık Bakanlığı çoğu zaman bu kongre giderini karşılamaz. Ama hekimin de kendini yenilemesi lazım ve bir kongre nereden bakarsanız bakın 4-5 bin TL demektir. Hekim bunu çoğu zaman kendi cebinden veriyor.  Rum kesimine baktığınızda hekimlerin orada da kamu da çok kalmak istemediklerini görüyoruz.

“Çok ciddi risk ile karşı karşıyayız”

Soru: Sürekli “Doktorlar ne kadar para alacak” üzerinden bir tartışma var. Bu süreçte hastalar nasıl etkilenecek?

Arifoğlu: 6 ay süresinde istifa edecek olan hekimler istifa etmeye başlayacaklar. Zaten başladı da. Herkes yavaş yavaş kendi durumuna göre hareket etmeye başladı, hekim sayısında azalma başladı. Yani halkın kamudan alacağı sağlık hizmetleri sıkıntıya girmeye başladı.

Vatandaş özele mahkum olmakla karşı karşıya kalacak. Birçok kişi de yeterli maddi gücü olmadığı için özelden hizmet alamayacak. Devlet belki çocuklara aşı da alamayacak. Temel sağlık da ciddi sıkıntıya girecek. Bu kararla beraber kamunun sağlık hizmetlerinde ciddi bir zayıflama riski çok yüksektir. Halk sağlığı ciddi tehlikeye girme riski ile karşı karşıyadır.

“Daha kötüye gidecek”

Soru: “Sağlığın bir ayağı aksak”, “Sistem çöktü” gibi tartışmalar yıllardır gündem. Size göre sağlık sisteminde esas sorun nedir? Sorunun çözümü nasıl mümkündür?

Arifoğlu: Sistem çöküştedir evet ve daha da çökecek. Sağlığa ayrılan bütçe yüzde 6. Bu çok düşük bir bütçedir. Avrupa’da bu rakam yüzde 13’lere varmaktadır. Bu sağlığa ayrılan bütçe yetersiz olduğu için devlet personel alamıyor, vatandaş dışarıdan da sağlık hizmeti almak zorunda kalıyor. Bu bütçe ile hekimlere doğru dürüst maaş veremediği için de hekimler dışarıda çalışıyor.

Altyapı eksiklikleri de tamamlanamıyor. Bakanlık yeni hastaneyi de yapamıyor. Bir an önce Genel Sağlık Sigortası çıkarılmalı ve hastaya bu yasa ile birlikte istediği hastanelere gitme özgürlüğü sağlanmalıdır. Ancak çok önemli ki bu noktada ciddi denetim yapılmalıdır. Aksi halde bu sistem de çöker. Çok da özele kayılırsa denge bozulur.

Soru: Hastalar açısından bakıldığında polikliniklerde uygulanan sistem doğru ve sürdürülebilir mi? Türkiye’deki randevu ve muayene sistemi KKTC’de de devlet hastanelerinde hayata geçirilebilir mi?

Arifoğlu: Randevu sistemi gerçekçi olmalıdır. Sistem zamanla değil sıra ile düzenlenebilir. Adam sabah gün doğmadan hastaneye gidiyor, sıra numarası almak için saatlerce bekliyor, alıyor. Sonra bir saat de kayıt yaptırmak için bekliyor, aradan bir saat geçiyor hekim polikliniğe geliyor bazen de hekimler polikliniğe geç gidiyor.

Çünkü yeterli hekim yok ve bir hekim poliklinik hizmetini yapması gerektiği saatte acil ameliyata girmek zorunda kalabiliyor. Poliklinik yaparken ansızın ameliyata ya da acil servise gitmek zorunda kalabiliyor ve poliklinik hastaları mağdur olabiliyor.

Sıra numarası konusunda da ahbap çavuş ilişkisini de bitirmek gerekiyor. Denetleme yapılması gerekiyor. Memur 08.00’de hastaneyi açacak herkes gidip kapıdan numarasını alıp gidip muayenesini alacak. Randevu sisteminde saat ile muayene değil sıra ile muayene yapılabilir. Bir anda telefon açtığında o gün gidip muayene olacağın anlamına gelmez, iki gün üç gün sonraya randevu alabilirsin ama günü gelip gittiğinde de o muayene edilmen lazımdır.

Dolayısıyla poliklinik sorununun altında yatan nedenler biri yine hekim eksikliğine çıkmaktadır. Öte yandan sigorta primleri düzenli yatan hasta poliklinikte kayıt ücreti ödemek zorunda kalıyor. Neden ödesin? 5 TL ise 5 TL. Bunu veremeyecek kişiler vardır. 5 TL cebinden çıkmadı diye utanıp sıkılıyor. Ama devlet cebinde parası olmayana da sağlık hizmeti vermek zorundadır.

Soru: Onkoloji Merkezi hizmette… Sıklıkla Onkoloji Merkezi’nde ilaç sıkıntısı yaşandığı ve hastaların gerekli ilaçları alamadığı yönünde eleştiriler, şikayetler var…

Arifoğlu: Vatandaş ‘lanet olsun ben bu okullara gitmem’ deyip veriyor parasını özelden hizmet alıyor. ‘Lanet olsun devlet hastanesine’ diyip gidip parasını ödeyip özel hastaneden hizmet alıyor, ama ‘lanet olsun bu kanser tedavisine’ diyemiyor.

Şu sıralar Onkoloji Merkezi’nde ilaç sıkıntısı yaşandığı yönünde bir bilgim olmamakla birlikte şunu görüyorum, Sağlık Bakanlığı’nın demek ki bu ilaçları almakta bütçesi zorlanıyor. Çünkü kanser tedavisinde kullanılan bu ilaçlar pahalı ilaçlardır. Fakat kanser tedavisi ertelenemeyecek bir durumdur. Eğer ki sistem çökerse dışarıya sevkler artarsa bu durumda kanser tedavisine, aşılara para yetmeyecek çok daha ciddi sıkıntılar ortaya çıkacaktır.

Bugün devletin eczanelerin de yeterli ilaç da yok vatandaş ilacını dışarıdan alıyor. Bu da ayrı bir tartışma konusu. Bir de vergilendirme sistemi de gözden geçirilmelidir. Sağlığa yatırılan sigorta primleri sağlıkta kullanılmalıdır.

banner22
Son Güncelleme: 13.02.2017 10:03
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31