08 Eylül 2015 Salı 12:55
Zorlu Töre seçilmeden gemileri yaktı!
banner10

Baykan Gürses Özdağ

Ulusal Birlik Partisi kurultayında genel başkanlık yarışında olan Zorlu Töre, partisinin hem Kıbrıs sorunundaki politikasında hem de devlet yönetimi anlayışında ciddi bir zafiyet içine girdiğini söyleyerek, Rauf Denktaş ve Derviş Eroğlu’ndan sonra partisinde oluşan liderlik boşluğunu halkçı kimliği ile kendisinin dolduracağına inandığını söyledi.

Töre, genel başkan seçilmesi durumunda Kıbrıs sorununda ve devlet yönetiminde ciddi bir sorumluluk alacağını söyledi. CTP ile koalisyonun devamının mümkün olmadığını ifade eden Töre, “Genel başkan seçilmem halinde, hükümetin yürümeyeceği inancındayım” dedi.

Soru: UBP Genel Başkanlığı’na adaylığınızı açıkladınız. Niye aday oldunuz?

Töre: UBP Ulusal davanın çimentosudur. Ulusal davada ana kolon vazifesi yaptı hep. Rauf Denktaş’la birlikte Devletin kurulmasına öncülük yapan bir partidir. Partimiz bu konumdan uzaklaşmaya başlamıştır. Ciddi zafiyetlere düşülmüştür.
Son CTP ile hükümet ortaklığına giriş şekli de çok ciddi zafiyetler oluşturdu. Kıbrıs sorununu tamamen Cumhurbaşkanı, ekibine ve CTP’ye bırakmıştır. CTP’nin bir milletvekili de müzakere heyetinin başkanlığını yapmaktadır. Dışişleri Bakanlığı da CTP’ye bırakılmıştır.
Ulusal çizgideki Ulusal Birlik Partisi’nde neler oluyor sorusu akla geliyor. Partimizin tabanı ve kamuoyu da ulusal davaya inananlar UBP nereye giriyor diye soru soruyor. Hem müzakere sürecinin içinde bulunduğu durum, halkın rahatsızlığına neden oluyor.
UBP’nin de milli davada ciddi bir zafiyet içerisine düştüğü şeklinde bir algı oluşması beni ciddi bir sorumluluk almaya itti. Milli davada izlediğim politikayı düşünerek ilkeli duruşumu devam ettirmek için aday oldum

Soru: Nasıl bir zayıflıktır bu kastettiğiniz? Kimden kaynaklanıyor?

Töre: Zayıflık görüyorum. Çok ciddi bir zafiyet oluştu. Birinci derecede politikaların bu duruma düşmesinden parti yönetimi sorumludur. Genel başkan olmak üzere bir sorumluluk vardır. Bundan rahatsız oldum. Milletvekilimiz Tahsin Ertuğruloğlu’nun “Dışişleri Bakanlığı’nı bize verdiler ama kabul etmedim, çünkü Kıbrıs konusunda yapacağım bir açıklama ile 1 saat içerisinde hükümet bozulabilirdi” şeklindeki demecini çok yadırgadım. Bu demektir ki UBP Kıbrıs meselesini CTP’ye ve Cumhurbaşkanı’na teslim etmiştir. Bu da kabul edilecek bir olay değildir. Milli davada hep ilkeli davrandım, ailemizde göçmenlik var, kayıplar var, çaresizlik vardı 1974 öncesi… Şimdi özgürüz, güvence altında yaşıyoruz. Bu konuların yeniden ele alınması ve mülkiyet komisyonu kurulacak, konu oraya havale edilecek şeklindeki yaklaşım Kıbrıs Türk halkını ciddi şekilde mağdur edecek.

Soru: Genel başkanlığa aday oluşunuz sadece Kıbrıs konusundaki rahatsızlığınızdan mı kaynaklanıyor?

Töre: Hayır. Devlet yönetiminde de ciddi zafiyetler vardır. Ciddiyet bozuldu. Memurundan müdürüne, müsteşarından bakanına kadar devlet yönetmede ciddi zafiyetler oluştu. Vatandaşlar hem bekletiliyor hem de hakarete maruz kalıyor. Bugün git yarın gel hali var. Hâlbuki insana hizmet etmek devletin öncelikli görevidir. Bu noktadaki zafiyetler de beni rahatsız etmeye başladı. Devlet ciddiyetini yeniden oluşturmak için devlete inanan bir insanın UBP’nin genel başkanlığında olması gerekiyor. Devlet dairelerinde oluşan bu laçkalığı kaldırmak gerekiyor. Siyasete ve siyasetçiye duyulan güven de sarsılmıştır. Parlamento’yu en çok izleyen milletvekiliyim. Parlamento’da böyle bir yapı yok. Milletvekilleri doğru dürüst içeride durmuyor. Hükümet kanadı içeride hiç durmuyor. Eleştirileri dikkate alan ve cevaplayan yok. Bu hükümet yeni kuruldu, daha Parlamento’da çalışmaya başlamadı. Ama genel oluşan durum bu şekildeydi. Bunları da dikkate aldım.

Soru: Hükümetin performansını nasıl buluyorsunuz?

Töre: Çok zayıf. Zaten başarılı olma ihtimalini de çok zayıf görüyorum. UBP’nin bu hükümete giriş şeklinde ciddi bir zafiyet görüyorum. Bize 5 bakanlık verildiği ifade edildi ama 5 bakanlık gibi görülse de aslında 2 buçuk bakanlık var. Çünkü bu 5 bakanlığın altın çok zayıf, hepsinde birkaç daire var. Geçen hükümet döneminde 12 milletvekiline karşılık Serdar Denktaş 4 bakanlık almıştı ama bu bakanlıklar çok doluydu. Şimdi UBP 18 milletvekilinde aldığı bakanlıklar da DP’nin aldığı bakanlıklardan çok azdır. Bakanlıkların altına bakarak bunu ifade ediyorum. UBP’nin tabanında bu durum çok ciddi rahatsızlık yaratmıştır. Bir de Kıbrıs konusunda ifade edilenlere karşı partimiz sadece yuvarlak açıklamalar yaparak olayı kapatmaktadır. Ben milletvekili olarak müzakere sürecinde yaşananları ciddi şekilde dile getirip eleştiriyorum ama maalesef partimiz bu konuda hükümet ortağıdır diye kimseyi eleştirmiyor. 

Soru: UBP’deki delege sisteminden üye sistemine geçiş ve tüzük değişikliği ile ilgili düşünceleriniz nedir? Hedeflediğiniz bir UBP yaratamaya yönelik mi bu çalışmalar yoksa değil mi?

Töre: Delege sisteminde geçmişte partimizde ciddi zafiyetler oluşturdu. Delege sisteminden mutlaka çıkmak lazımdı. Üyelik sisteminin daha iyi olacağı kanaatine vardık. Partililerimizde de böyle bir istek oluşmuştu. Parti genel başkanına bu konuyu ifade ettik, sandık başı delege sisteminde bir çalışma vardı ama onun da yeterli olmayacağı, istismar edileceği kanaati doğmuştu. Partililerimiz delege olanlar gitsin oy versin ve sandık başında görev yapsınlar biz hiçe sayılıyoruz diye bir sitem devam ediyordu. Bundan dolayı üyelik sisteminin oluşması için parti tabanından gelen istekler vardı. Tüzük komitesinde bu konuyu gündeme getirdik. Genel Başkan da olabileceğini söyledi. Tüzük kurultayına gidildi ve üye sistemine geçildi. Fakat üye sistemine geçilirken bunun belirli kişileri tarafından istismar edileceğini bilmiyorduk. UBP’nin köklü faal üyeleri bile üye yapılmadı veya üyelikleri şüphe ile bakıldı kime oy verecek diyerek. Genel Başkanımız da kendine yakın isimlere üye çalışması başlattı. Partiyi esas almadı. Örgütler bazı yerlerde devrede oldu bazı yerlerde hiç olmadı. Bu da ayrımcılık oldu.

Soru: Parti genel başkanı lehine mi kullanılıyor üye yazılımları?

Töre: Tepki koyduk ama anlatamadık, kabul edilmedi. Bunu da partililerimiz değerlendirecektir. Genel Merkezin emrinde çalışan bazı kişiler bazı üyelere telefon açıyor ve “sizi kim üye yaptı” diyor. O üyeleri silmeye çalışıyorlar. Benden olursan üyeliğin kalacak olmazsan kalmayacak demeye çalışıyorlar.

Soru: Size üye yapmanız için liste verildi mi?

Töre: Hayır. Üye çalışmasında bulunmadım. Sadece birkaç arkadaşı üye yapabildim. Onu da ilçe merkezine söyleyerek yapabildim. Ben kendim üye çalışması yapamadım, böyle bir şans da verilmedi. “Alın bu formları siz de kaydedin” denilmedi milletvekillerine… Ne zaman istesek üye fişleri Genel Başkandadır denildi. İlçelerden istedik yoktur dediler. Üye yazılmasına karşı değilim. CTP ve TDP’ye oy vermiş kişilerin üye olarak kabul edilmesi söz konusuyken UBP’nin tabanından gelen ve gerçek taraftarı olan kişilerin üye yapılmamasına da tepki koyuyorum. Hüseyin Özgürgün, “Üye olmak isteyenler müracaat etsin, kaydederim” dedi bir açıklamada bulundu. Üye kaydeder ama “Gelecek seçimde oy kullanacaksın, bu seçimde değil” diyor. Yapılan üyeleri yoklayıp, kim tarafından üye yapıldıkları sorgulanıyor.

Soru: Derviş Eroğlu’ndan sonra UBP’de liderlik sorunu ve boşluğu yaşandı mı?

Töre: Bunu ciddi şekilde hissediyorum. UBP’de Rauf Denktaş ve Derviş Eroğlu döneminde Cumhurbaşkanı olduklarında neden Rumlar KKTC’ye gelip de ellerinde haritalarla köy köy dolaşmadılar bu ev bu bahçe benimdir diye. Ve şimdi Mustafa Akıncı döneminde bu kadar büyük bir iştahla köy köy dolaşıyorlar.
Çok tehlikeli boyutlara ulaştı. Denktaş çok halkçı birisiydi. Ulusal davaya da inanıyordu. Derviş Eroğlu da halkçı biriydi. Ondan sonra bu lider boşluğu oluştu. İrsen Küçük çok uzun bir süre başkanlık yapamadı ama etrafında oluşan bir çember vardı ki kendisine ciddi sıkıntılar yaratmıştı ve partide lider boşluğu yaratılmıştı.
Partide genel başkan olabilirsiniz ama lider olmazsanız ve halkçı özellikleriniz yoksa o partide lider boşluğu ortaya çıkar. Ben bu özellikleri taşıyorum. Halkın sevinçlerini üzüntülerini paylaşan birisiyim. Her yere koşmaya çalışan biriyim. Ulusal davada da hiç zafiyetim olmadı. Rüzgar nasıl eserse o tarafa gitmedim. Birçok şehidin defin töreninde hazır bulundum, ulusal günleri ve şehitleri anma törenlerinde hep hazır bulundum. Festivallerin açılışlarında yer alıyorum. Halkı bilgilendirme açısından da sürekli milli davayla ilgili çalışmalarda bulunuyorum. Şu anda da milli davada ciddi zafiyetler var. Bana sorumluluk düşer düşüncesiyle de aday oldum.

Soru: Genel Başkan olursanız CTP-UBP hükümet şeklini gündeminize alır ve bir değişiklik talebiniz olur mu?

Töre: Hükümetin yapısını gözden geçirme mümkün değil. Çünkü ülkeye hizmet vermesi mümkün değildir. UBP’nin aldığı 5 bakanlık da içi boş bakanlıklardır. Eğer genel başkan olursam hükümetin yürümeyeceği inancındayım. Zaten hükümetin kuruluşuna da Parti Meclisi’nde de karşı çıkmıştım. Altını dolduralım da öyle görelim hükümeti dedim, altını doldurma yönünde de herhangi bir çalışma yapamadık. Çünkü partide öyle esintiler oluştu ki “Hükümete girelim de ne olursa olsun” şeklinde bir yaklaşıma döndü. Bu doğru değildi. Hükümetin kuruluşuna karşı olan arkadaşlar bile ya parmak kaldıramadılar ya da kurulsun da bakalım dediler. Şu anda hükümetin kuruluşuna evet diyenler bile pişman olmuştur. Çünkü altının boş olduğu iyice anlaşılmıştır. UBP’nin de ulusal davada çok büyük bir zafiyet içine düşürüldüğü de ortaya çıkmıştır. Hükümet tabii ki gözden geçirilecek. Sadece Genel Başkan seçilmem meseleyi bitirmiyor. Partinin yetkili organları var, bu konuları orada da ciddi şekilde tartışacağız. CTP ile kurulan hükümet ortaklığı yanlış bir ortaklıktır.

banner22
Son Güncelleme: 08.09.2015 13:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31