Arkadaş çakmağı çaktı, Maraş’ı yaktı.

“Öyle istedim” dedi.

Olay büyüdü yangınla beraber.

Yanı başımızda hazır bekleyen devletin itfaiye ve söndürme araçları dururken TC’den helikopter çağırdılar.

TC’den helikopter geldi.

“Olmasaydı daha çok yer yanacaktı” dediler.

Hanemize devamlı borç yazan TC’ye bir daha şükran ettiler.

Uzun uğraşlar sonucu yangın söndürüldü.

Geriye yıkım kaldı.

Birkaç ev, zaten kullanılamıyordu, daha da kullanılamaz oldu.

Birkaç bin fare, birkaç bin akrep telef oldu.

Yılanları sayamadık, kebap olmuşlardı…

Köpek, kedi yoktu.

Onlar kaçıyorlar zaten.

Ama kaplumbağaların şansı yoktu…

Kaçamadılar.

Kabukları kaldı yadigâr.

Onları da sayamadık.

Hayvanların yanında 4 yıldır kendi kendine yeten bahçe ağaçları da gitti.

Çiçekleri…

Meyveleri…

Ve hatta yaban otları…

Ve Kıbrıs’ın olmazsa olmazları Babutsaları.

Aradan bir hafta geçti geçmedi.

Maraş unutuldu.

Çünkü orada yaşayan insan yok.

Alışveriş yapılmıyor.

Ekonomiye katkısı sıfır…

Arpa, buğday, balık çıkmıyor oradan.

Olmasa da olur 40 yıldır olduğu gibi.

Biz nasılsa bir düzen tutturmuş gidiyoruz.

Panik yok.

Bandabuliyalarımız çalışmasalar da oracıkta.

Yeni yeni moda AVM’ler gırla.

Maraş’ın denizi güzelmiş.

Boş geç.

Diğer yerlerin denizlerine ne ol muş?

Tamam paralı girişte sorunlar var.

Yabancı sermaye oraları halktan gizliyor.

O da tamam.

Ama deniz aynı deniz, kum aynı kum…

Maraş olmazsa diğer yerler gideriz biz de…

40 yıl önce mesela.

Deselerdi ki bu gece bu evde yatmayacaksınız…

Ne yapardık?

Evimiz olmasa olmazdı oysa.

Oradaki tabağımız, çatalımız ve peşkirimiz.

Hatta diş fırçamız…

Bunlar alışkanlıklarımızdı.

Hepsi de bir günde geride kaldılar.

Ve bugün onlar olamasa da yaşayabiliyoruz içimizde acılar fırtına koparsa da.

Maraş’ı adam yaktı.

“Canım öyle istedi” dedi.

Biz ise bir haftada unuttuk.

Dağlar yandığında, vadiler patladığında, havadan toprağımıza yabancı bot değdiğinde…

İki elimiz arasına aldığımız kafatasımızdaki beyinlerimiz düşündü.

Ne yapacayık?

Karanlık bir tablo vardı o gün.

Kara bulutlar yükseliyordu.

Beyaz dumanlar, yıkılan taş evlerin tozuydu

Ve bugün.

Maraş verilmesin diye yakılırken, küllerinden yeniden doğacağını kimse hesaplayamadı.

Bugün elimizden geçmişimizi alanlara, geçmişimiz olmazsa olmaz demeni tam zamanı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31