Geçen akşamüzeri, Radyo Mayıs ile güneydeki Astra Radyo’nun ortak yayınına bağlandım. Doğal olarak, güneydeki kamuoyunun gündemi olan Maraş meselesi soruldu. İşin doğrusu, bu konu açıldı açılalı, gerçek olduğuna bir dakika inanmadım! Rum gazetecilere ve dinleyenlere de bunu anlattım! “ De ki açıldı! Türk yönetimi altında, kaç tane Rum mal sahibi döner ki? Kaldı ki açılacağı falan da yok! Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, Hristofyas’a avantaj sağlamanın ötesinde, hiçbir anlamı yok bu söylenenlerin! Boşuna hevese kapılmamak lâzım!”

Ve onlara bir efsaneden bahsettim…

Ertesi gün öğlen üzeri de BRT Radyo1’deydim… Aynı efsaneyi, bu defa Kıbrıslı Türk dinleyiciler için, bir kez daha anlattım…

Söylenceye göre, Kıbrıs Kralı Kiniras’ın Mirina isimli bir kızı vardır. Afrodit, kızın güzelliğini kıskanıp, türlü hile ve desise ile onu adadan kovdurur.  Kız, gidip İzmir’e yerleşir! Orada, gayrı meşru oğlunu doğurur! Adonis… Oğlan biraz serpilince, Afrodit ona da göz koyar ve her baharda Kıbrıs’ta Dali köyünde buluşup, Temmuz ayına kadar çocukla sevişir! Kıbrıslılar, bu duruma fena içerlerler. Bir gün Adonis tarlalarda dolaşırken, üzerine bir yaban domuzu sürerler. Domuz, delikanlıyı kasıklarından yaralar… Afrodit, sevgilisinin tarlanın ortasında kanamaktan can vermek üzere yattığını görünce, olduğu gibi, çıplak ona doğru koşmaya başlar! Tarladaki dikenler, tanrıçanın topuklarına batar ve tarla Afrodit’in topuğundan damlayan kandan dolayı, kırmızı lekeler ile dolar. Ne çare ki, Adonis, yattığı yerde, kanamadan ölür…

O seneden sonra artık her baharda, Kıbrıs tarlalarında, Afrodit’in topuğundan damlayan kan damlaları, Gelincik çiçekleri olarak göğerirler! Adonis’in ruhu da sevgilisini yanıtsız bırakmaz! Onun sararıp solan benzi de her baharda, Kıbrıs tarlalarında, sarı papatyalar kılığında kendini gösterir! Ve bilinen kokuların en güzeli, çıplak Afrodit’in teninin kokusu da her bahar Kıbrıs semalarını kaplar. Ada, her baharda sarı ve kırmızı çiçeklerle kaplanır ve baştan aşağı mis gibi kokar!

Astra’da, “Tam da o günleri yaşıyoruz! Hikâye sizin mitolojinizden alıntı… Ne biçim bir adada yaşadığımızı hepimiz fark edebilseydik, belki de ne Kıbrıs Sorunu yaşamamıza neden kalırdı, ne Maraş meselesi…” dediydim geçen akşamüstü… Yaşamazdık bu dertleri eğer bu adanın ruhunda yaşayan aşkı kavrayabilseydik!

Bu adada yaşayanlar, Kıbrıs’a lâyık olabilselerdi, şimdi bambaşka sorunları konuşuyor; bambaşka bir yaşam sürdürüyor olabilirdik…

Ne çare…

Aklımız, şuncacıkmış!

Şimdi her gece istiareye yatıp, sabaha yalan çıkacak rüyalar görmekle meşgulüz işte…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5