Yaşamakta olduğumuz siyasi keşmekeşe, her güm yeni bir “bilinmeyen” ekleniyor. Dünün konusu da Meclis Başkanlık Divanı idi… Divanda, sadecegrubu bulunan partiler temsil ediliyor. Görevi: Gündem’i belirlemek… Dolayısıyla, Divan toplanmadan, genel kurul toplansa b,le bir anlamı yok! Gündemi olmayan bir toplantının, anlamsızlığı, ortada… Şu anda, Başkanlık Divanı, üç UBP’li, iki de CTP’li üyeden oluşuyor! Çünkü sadece bu iki partinin grubu var… UBP, meclis toplansa bile, başkanlık divanını toplamayıp, veya istediği gün toplayıp, gensoru oylamasını istediği kadar oyalayabilir… Serdar Denktaş’ın feveranının sebebi, bu…

Sekiz eski UBP’li milletvekili, partilerinden istifa ettiklerini, Meclis Başkanı’na bildirdiler. Sekiz bağımsızın, bu manada hiç önemi yok! Ama DP’ye katıldıklarını da bildirirlerse, o zaman DP on milletvekiline yükseleceğinden, ve grubu olacağından, Başkanlık Divanı’nda iki temsilci bulundurma hakkı kazanıyor. Tabii bir süre önce, partisinden ayrılan milletvekillerinin hakları konusunda, “ Oylar kendilerine verilmedi ki! Partiye verildi… Dolayısıyla gittikleri partinin, onlara milletvekilliğinden dolayı kazandırılan hakları kullanması, ahlâk dışıdır!” diyen çevrelerin ve bu arada Serdar’ın da bu iki üyeyi alıp kabullenmesi, yıllardır söyledikleri ile hiç de tutarlı değil ama siyasette tutarlılık, bizim memlekette aranan bir özellik, değil…

DP’nin, on’a çıkması, grup oluşturması, Başkanlık Divanı’nda iki üyelik edinerek, UBP’yi azınlığa düşürmesi de yanlış bilmiyorsam gene Başkanlık Divanı’nda görüşülüp, karar şeklini alması ile mümkün! Yani, UBP Başkanlık Divanı’nı toplamazsa, çıkmaz ayın son çarşambasına kadar, beklemek icap edebilir! Ya İrsen Küçük şimdi bir de çıkar da derse ki: “ Bu sekiz arkadaş, DP’ye verilen oylarla seçilmedi ki! Ne hakkı? Ben %46 oy ve 26 milletvekili ile geldim. Maclis’te herhangi bir organda azınlığa düşmem, halk iradesine karşı gelmedir! Biz buna alet olamayız!” Der mi, der! Argüman olarak da Serdar Denktaş’ın son beş yıldır bu konuda yaptığı konuşmaları gösterir… Tut o zaman kelin perçeminden! Karşılığında, bin türlü şey, kendi transferleri v.s. gösterilebilir ama dedik ya bizim tutarlılık diye bir derdimiz yok! Günü kurtar, gazisin… Dün karşıtınızın söylediği, bugün sizin argümanınız olabilir… Dün karşı çıktığınıza, bugün siz kendiniz sarılabilirsiniz! “Nema problema!” derdi Brejnev, vakti zamanında…

Bütün bu “dolap”ı niye aktardım? Halk bu zihniyeti bilse ne olur, bilmese ne?

Meclis kürsüsünden başlayarak, yıllardan beri her yerde yazıp söylediğimiz bir cümla var:

“Bu anayasa, bu iç tüzük, bu siyasi partiler ve bu seçim yasaları ile istersniz yüz tane seçim yapın; daha yetmezse seçmenleri aydan, adayları da Mars’tan getirin; ortaya çıkacak olan meclis, birkaç ismin değişmesi ile fonksiyonel olarak, bugünkünün tıpkısının aynısı olacaktır. Canınızı boşuna yemeyin!”

Madem yorum yapıyoruz, şunu da ekleyim: Aslında o yukarıda sayılanları yapmaya da kimsenin niyeti yok! “Yapar gibi” yapıyorlar, o kadar… Hep, “şu engel oldu, bu engel oldu” diye gerekçe arayacak ve göstereceklerdir. Siyaseten intihar mı edecekler?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31