Ülkede son zamanlarda yeni gelişen bir durum var.

O da kaotik ortamın etkisi altında kalan herkesin, durumunu memleket üzerinden tanımlaması. Dahası, bu koşullarda bağımsız olarak “iyi” olamamak ama aslında pasif kalmak durumu.

Belli ki bu duruma muhalefet partileri de ortak bir zeminde çözüm üretemiyor.

Zaten ÖRP’nin perde gerisinde UBP ile yürüttüğü birleşme çalışmaları, ÖRP’yi tamamen etkisizleştirmiş durumda. DGP’nin de tek başına temsiliyetle bir fonksiyonu yok.

Diğer muhalefet partileri de bu durum karşısında sonuç getirici bir çare üretemiyor. Meclisten çekilme ya da milletevekilliğinden istifa önerileri, CTP’nin 15 milletevekiliyle destek vermediği durumda anlamsız olduğundan, TDP ve DP’nin önerileri şimdilik havada.

CTP ise “birinden dolayı bir karar üretmek pozisyonunda olmak istemediğini” açıklıyor.

Bugün Bakanlar Kurulu’nun meclisi hiçe sayan darbe girişmleri, meclis oturumlarına saygısızlık derecesinde katılmama eğilimleri, aslında meclisin her durumda anlamını önemli ölçüde erozyona uğrattı.

Ancak meclisten ya da milletvekilliğinden istifayla da demokratik ilkeler bu kadar çiğnenmişken, etik gereği bir erken seçim ortamı yaratılması zor görünüyor.

Herşeyiyle kurultaya kilitlenmiş UBP’nin, kurultay sonrasında taşları yerine oturtana kadar seçimden uzak duracağı ortada.

Seçilmiş belediye başkanını ve belediye meclis üyelerini görevden alan hükümet, 20 milletvekilinin istifasını da kolaylıkla görmezlikten gelebilir.

O yüzden ortaya konulacak olan tavır ne olursa olsun, mutlaka arkasına farklı tarafların desteğini de alması şart. Zira şu anda ülkedeki durum giderek artan bir pasifleşme durumudur.

Muhalefet hükümetin icraatlarına, sendikalar alınan kararlara karşıdır, hatta yargı ve savcılık yapılanların hukusuzluğunda hemfikirdir, ama kimsenin karşı duruşu tek başına bir sonuç üretmemekte, kimse bu duruşunu ileri götürememektedir.

Bugün yaşananlar karşısında toplumun tepkisi olsa da, şikayetçi olduklarını düzeltmek için iradesini gönül rahatlığıyla emanet edebilecek bir adres bulmakta yaşadığı sıkıntı hala canlı. Zaten bugün iktidar ya da muhalefet, toplumsal zeminde canlı bir talep olarak işaret edildiklerini düşünseler, bugün erken seçim koşulları olması gerektiği gibi çoktan yaratılırdı.

Ama muhalefet, hükümet kanadını eleştirirken, anti demokratik onlarca uygulama karşısında aslında aciz kalırken, toplum için somut reçeteler üretemiyor. Bir ülkede toplumsal zeminde muhalefet edebilirlik tabana yayılma, kendi dışındakilerle de asgari müştereklerde buluşmakla olur. Ancak ne sivil ne de siyasi yapı, bugün böylesi bir birlikteliğe hazırdır. Bunun gerekçesi de daha çok zümresel çıkarlara veya önceliklere dayalı.

Sırf sadece bu bile toplumun aslında kendisine neden adres bulamadığını açıklarken, ihtiyaç duyulandan ne kadar uzak olduğumuzu da gözler önüne seriyor.

Sonuçta toplum, sadece propagandif söylemlerle demokrasi arayan ya da oy talep eden partilerden uzak duruyor.

CTP’nin bir süre önce yaptırdığı anket sonuçları bu açıdan da son derece önemlidir. Çünkü toplumun önemli bir kesimi koşulsuz olarak partilere destek vermek istemiyor.

Bu koşulların da somut ve ikna edici politikalardan geçtiği açık.

Bugün sadece Lefkoşa Belediyesi ile ilgili değil, dış politikadan Türkiye ile ilişkilere, kamu maliyesinden üretime kadar birçok farklı alanda kurtarma politikalarına ihtiyaç vardır.

Muhalefetin nasıl bir yöntemle olursa olsun seçim sözcüğünü telafuz ederken, bu topluma borcu, başarısız bir hükümet üzerinden politika yapmamaktır.

Muhalefetin bu topluma borcu, birbirini dövmek ya da zümresel çıkarlara odaklanmak değil, siyaset ürettiğini ve bunlarla nereye gidileceğini ortaya koymaktır.

Dileyelim ki, bu artık farkedilsin ve gerekleri yapılsın.

Hükümetin ne yapacağını beklemek ve yapılanları eleştirmek yerine, muhalefetin ne yaptığını konuşmanın zamanı çoktan geldi.

Kaynak: Yenidüzen

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31