Birileri bana yine kızacak ama… Gerçekleri yazamayacak kadar da sorumsuz olamam herhalde bunca yıllık yazar olarak…

Eğri oturalım doğru konuşalım… Adam gazetene veya TV kanalına oluk oluk para akıtıyor müessesesinin reklâmı için…

Gazetede tam sayfa renkli... O da yetmezse karşılıklı iki sayfadan haftada en az üç büyük reklâmı var. Bazılarında ise haftanın neredeyse tüm günleri reklâm yayınlatıyor. TV kanallarında kısa aralarla reklâm filmini döndürüyor.

 Lüks “eğlencelere” muhabirini gönderiyorsun bir güzel doyuruyorlar onu… Yine hepimiz iyi biliyoruz ki;

Ismarlama paralı “haberler” hazırlatılıyor ortada iki renkli sayfaya, o da yetmezse ön sayfalara… Ve bunlar sözde haber ve habercilik ha?

Ülke sefalet içinde açlık sınırına yuvarlanırken;

Sen çıkacaksın ve gazetenin en güzel sayfalarını, TV’de en çok izlenen saatleri, artık tiksinti yaratan “medya” deyimiyle, “doluzdizgin eğlence” görüntülerine ve kumarcılarla jet sosyetenin saltanat gecelerine ayıracaksın…

Bunun “karşılığını” da alacak ve “evet efendim, sepet efendim, merak buyurmayın efendim, gazetede en güzel yer sizin, TV’de en çok izlenen saatlerde sizin reklâmınız dönecek” yalakalığıyla adamlara inanılmaz bir güç imajı pompalayacaksın…

Açıkçası… “Mademki parayı bastırıyorum, her istediğimi yaparım, gerekirse döverim” diye düşünecek “bazı müessese” yöneticileri… Sonra da, “medyayı dövdüler” diye feryat figan eyleyeceksin…

Yok olmaz… Efeysen eğer, topluca boykot edin de görelim medya olarak…

Fakat yapamazsınız işte… Bugün kızar öfkelenirsiniz… Bir ay sonra onların tekrar boy boy renkli reklâmları ve ısmarlama haberleriyle doldurursunuz her yeri…

Olan da sadece olay yerinde görev yapmaya çalışan muhabir kardeşlerimize olur, yedikleri dayaklar da yanlarına kalır.

                                           *                   *                   *

Çok ama çok üzüldüm, otel yangınını haber yapmak ve görüntülemek üzere olay yerine giden gazetecilere saldıran bazı kabadayıların yaptıklarını ekranlarda izlerken…

Büyük bir aşağılama ve onur kırıcı hareketlere maruz kalmışlardır her basın-yayın organından arkadaşlarımız…

 Ama bilecekler ki;

Bu kabadayılığı yaratan, bu dehşetin ortaya çıkmasına sebep olanların başında, siyasi rejimin yanısıra, bizzat kendi gazete patronlarıyla yöneticileri de gelmektedir.

Bu tür kabadayılıkları sergileyenler, parayla satın aldıkları gazete sayfaları ve TV görüntülerinin “bedeli” olarak yapmaktadırlar bunları çünkü…

Parayı bastırıyorlar ya pek çok basın-yayın kuruluşuna… Gazeteci dövmeyi de hak(!) olarak görüyorlar kendilerinde…   

Dövülenler ise, safahat görüntülerini yayınlattıran gazete patronları değildir. Onlar sadece verilen reklâmların tahsilâtıyla ilgilidirler. Alın teriyle çalışıp düşük ücretlerle hayatlarını idame ettirmek zorunda kalan basın emekçileridir esas darbeyi yiyenler…

                                           *                   *                   *

Bin kez yazdık söyledik… Bu safahat ve saltanat eğlencelerini boy boy reklâm etmeyin “haber” adı altında gazetelerinizde, TV kanallarınızda…

Bu, hem siyasi rejimin baskıları altında acı içinde kıvranan insanlarımızı rencide etmektedir, hem de, Türkiye’de bu ödenekli reklâm-haberleri izleyince “vay be şu Kıbrıslıların safahatına bak, Lale Devri yaşıyorlar” diyen Anadolu insanının Kıbrıs’ın Türk halkına karşı negatif bir izlenim edinmesine yol açmaktadır.

Ama dinleyen kim, anlayan kim?

Varsa yoksa reklâm geliri… Bu yolda en çivisi çıkmış eğlence ve lüks hayat marjinalitesi boy boy yer bulmakta “necip” Kıbrıs Türk “medyasında”…

Sonunda da, “bu Kıbrıs medyası nasılsa ‘benim adamlarım’, ister sever, ister döverim” zihniyeti ön plana çıkıyor. Esas mağdurlar da, bu anormal çarkın içinde hayat kavgası veren genç gazeteciler ve basın emekçileri oluyor.

Yazın buraya… Eğer basın örgütlerimiz bundan sonra da doğru saptama yapıp, meydana gelen kabadayılık hadiselerinde bizim medyanın günahını da protesto edemezlerse, reklâm ve para adına her para bastıran karşısında takla atmanın bedeli önümüzdeki günlerde daha da ağır olacak…

Sıradan küçük kuytu barların fedaileri bile önüne gelen basın mensubuna dayak atacak…

Siyasi rejimin zaten insanımıza etmediği zulüm kalmadı. Rejimden yararlananlar niye onlardan geri kalsın ki?

Oturun ve “medya” olarak öncelikle kendi gazetelerinizin sayfalarına, TV programlarınıza çekidüzen verin… Ki, efelendiğiniz zaman bir tarafınız açıkta kalmasın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31