Sanırım 1976 yılıydı. Babamın ilk görev yeri. Gemikonağı Cengiz Topel Hastanesi. Çiçeği burnunda bir hasta bakıcı. Gemikonağın da CMC’ ye ait maden işletmesi karşısında, denize sıfır evler var. O zamanlar daha güzel, daha temiz bir alandı burası. Şimdi denizi de, çakıl taşı da madenden kalma olumsuzluklardan dolayı rengârenk. Her neyse. Burada küçücük bir ev. Babama ve dolayısı ile bize bu ev önerilmiş. Olurdu, olmazdı derken, görev yeri değişiyor. Yeni görev yeri, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi.

Bu kez yerleşim için seçilen yer “Alayköy”. Her yer bomboşmuş. Evler, dükkânlar, araziler, arsalar. Beğendiğin bir eve “Tutulmuştur” yaz senindir demişler. Hatta yazılırsan “Arazide verilecek” diye tembihlemişler. Bir eve “Tutulmuştur” yazıldı, arazi sahibi olmak için müracaat edildi. Bunları neden mi anlatıyorum? Devam edelim…

Babam 1994 Mayısında rahmetli oldu. 1995 yılında bir emlakçı bana ulaştı. Tapu dairesinde yaptığı bir araştırmada babama ait bir arazi olduğunu tespit ettiğini ve satmayı düşünmemiz halinde talip olduğunu söyledi. Şu an Alayköy- Güzelyurt anayolunun Türkeli kavşağına yakın bir yer. Yol geçeceği için değerlenmiş. Birçok insan buradaki arazisini ayni emlakçıya satmış. Araştırdım.

Önceleri babama verilen arazi sonradan “Devlet çalışanı” diye alınıp bir başkasına verilmiş. Amaç, hem devlette çalışıp hem tarımsal faaliyette bulunmayı önlemek. Emlakçı eski kayıtları bulduğu için adres olarak bize yönelmiş. Devlet çalışanı; yani çiftçilik, hayvancılık gibi ikinci bir iş icra etmemesi gereken, haksız rekabet yaratarak, bir başkasının kazancına ortak olmaması için yasal düzenlemelerin yapıldığı kamu çalışanı. Babam bu tanımlama içinde düşünülerek kendisine verilen arazisi elinden alınmıştı. Belki de doğru bir karardı. Belki böylesi bir karar hala daha doğru olarak kabul edilebilir. İşin trajik tarafı bu arazinin yeni sahibi de devlet çalışanı olmuş.

Her neyse. Bunları anlatmamdaki amaç bazı kamu çalışanları için sıkça gündeme gelen “İkinci işi yapma” konusunda birkaç kelam etmek. Elbette doğru bulmuyorum. Ama bunu engellemesi gereken merci devletin kendisidir. Hatır, gönül, arkadaş, ahbap, partili, muhalif ilişkisi denetimin ve müeyyidenin önüne geçmemelidir. Yasalar çiğnenerek ne birine ayrıcalık, ne de bir başkasına olumsuzluk sağlanmamalıdır.

2012 yılı Ocak ayı itibarı ile kamu çalışanı olan ve tarımsal alanda da faaliyet gösteren, üretim yapan üreticiler bu alanda sağlanan desteklerden

faydalanamayacak. Bu konuda bir karar var. Ortada bu kararın getirdiği bir de karışıklık var.

Kamu çalışanı olan üreticiler diğer üreticilere göre eksik ödeme aldı. Bu durum karşısında kamu çalışanı üreticiler zor şartlarda üretim yaptıklarını belirterek zararlarının büyük olduğunun altını çizdiler. Ve tabi ki hükümeti eleştirdiler. Olayın şu noktasına katılabilirim; Üretici yatırımını, giderlerini yapmadan önce uyarılabilirdi. Kaldı ki Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlık Müdürü Sayın Emirali Deveci gerekli duyuruların yapıldığını söylüyor. Fakat şu da bir gerçektir ki ortada bir haksız rekabet durumu vardır.

Bu ülkede artık her şey zor. Hele üretim. Hele hayvancılık, çiftçilik. Bir yanda sadece bu işle hayatını kazanmaya çalışan insanlar, bir yanda bu uğraşı yanında evine devlet maaşı da giren insanlar. Artık ekmek aslanın midesinde. İnsanlar hem kamuda hem de özelde iş sahibi olabilmek için birbirleriyle yarışıyor. En üst düzeyde insanlar aracı yapılıyor. İktidarlar, bir önceki iktidar döneminde işe alınan insanların işine son verip kendi partililerini iş sahibi yapıyor. Özellikle kamuda partizanlık, adaletsizlik bir yöntem oldu. Bu konuyla ilgili merciler pasifize edildi. Fırsat eşitliği, eğitim durumu, iş becerisi en son planda. Böylesi bir ortamın olduğu bu ülkede kamu çalışanı olmak önemli bir şans.

Kamu çalışanı üreticiler uğradıkları zararı ve ilgili kararı Anayasa mahkemesine taşınmaya hazırlanıyor. En doğru karar ileriki zamanlarda mahkeme sonucu ile belli olacak.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31