Avrupa’da Fransızlar ve Almanlar; ya da Almanlar ve diğerleri arasındaki iki büyük savaştan bu yana 70 yıl geçti...

Eskiden Normandiya Çıkarması’nı sadece müttefikler törenle anardı... Son yıllarda Almanlar da katılmaya başladı... En üst düzeyde Alman yöneticiler, II. Dünya Savaşı’nın bitişinin kutlandığı törenlerde yer alıyor artık...

Sokaktaki insanlar konunun belki de farkında bile değil... Ama liderleri isteseler, propagandayla geçmişi canlandırır ve toplumlar, halklar ya da uluslar arasındaki savaşı alevlendirebilir.

Kavga, savaş yerine birlikte barış içinde yaşamayı keşfetti Avrupalılar...

Haaaa, birbirilerini çok mu seviyorlar?

Asla...

Bırakın II. Dünya Savaşı’nı, din savaşları var Avrupalıların ki; akan kan göller, denizler, barajlar dolduruyordu...

İngiliz – İskoç kavgası...

İngiliz – İrlandalı kavgası...

İngiliz – Fransız kavgası ve savaşları çok ünlüdür...

Ama hiç bir savaş, Katolik – Protestan savaşı kadar nefretle dolu olamaz...

Sevmiyorlar birbirilerini... Bu bir gerçek... Bir Fransız, çok iyi İngilizce bilse bile, o dilde sizinle konuşmamak için ciddi direnç gösterir... Sevmezler ama sayıp birlikte yaşamayı öğrendiler...

Herkes, herkesin insan hakkına saygı duyar... Yaşama hakkına, konut – iş – eğitim hakkına da...

Rengine, dinine, diline karışmaz...

Avrupa’da ve Dünyada barış adına geçtiğimiz gün çok önemli bir gelişme daha yaşandı...

İngiliz gazetelerinde dün gördüm... Almanya’nın son 70 yıllık geçmişinde ilk kez bir lideri, Başbakan Angela Merkel, bir Musevi soykırım kampı (toplama kampı deniyordu) olan Dachau’ya gitti..

Merkel’in bu ziyareti için, o kamptan sağ kurtulan Max Manheimmer adlı kişi çok ciddi uğraş verdi...

Manheimmer, Merkel’in “jest” yaptığını söyledi ve ziyareti “tarihi” olarak niteledi...

Bence de öyle...

Merkel’in yaptığı ayakta alkışlanır ve gerçekten bu ziyaret “insanlık barışı” adına muhteşem bir olaydır...

Her konuyu tutup bir kulağından, çekip Kıbrıs’a getiriyoruz...

Bizde kayıplarla ilgili yürütülen çalışmalar ortak... Ama, sadece kayıplarımız değil; bizim toplu mezarlarımız da var...

Merkel’in, Dachau’da; dedesinin veya dedelerinin gaz odalarında öldürdüğü, kim bilir (esprisi yapılmaz bunun ama) “sabuna çevirdiği” insanların anıları önünde saygı duruşunda durduğunu gördüğüm fotoğraf beni çok etkiledi...

Mesela; Nikos Anastasiadis; fanatik medyasıyla birlikte; Haravgi’nin, Politis’in, Alithia’nın, Fileleftheros’un, Simerini’nin, Sigma’nın, Anetnna’nın editörlerini de alıp; dua okuması için II. Hrisostomos’u da katıp heyetine; gelip Atlılar’ı, Muratağa’yı, Sandallar’ı bir gezse...

Derviş Eroğlu; gidip Rum askerlerin yattığı mezarlığa çiçek koysa...

Samaras ve Erdoğan birlikte Karaoğlanoğlu, Boğaz ve Engomi’deki şehitliklere – mezarlıklara gitse...

Bıraktım Maraş’ı...

Bıraktım güven yaratıcı ya da artırıcı tedbirleri...

Anastasiadis ve Eroğlu; Erdoğan ve Samaras; Avrupalılar gibi; geçmişin “hata” olduğunu konuşmak zorundadır...

Geçmiş; günümüzün değerleriyle büyük hatadır...

O günlerde farklı düşünüyor olabilirdi insanlar...

Ama artık o günler büyük hatalarıyla geride kaldı...

Geçmiş unutulmaz ve unutulmamalı elbette...

Avrupalılar da inanın hiç bir şeyi unutmadı...

Mesela çok eminim ki İskoçlar, 1000 sene öncesinin bile anılarını canlı tutuyor İngilizlere karşı...

Unutmadılar ama affettiler...

Biz yapamaz mıyız?

Hani, New York ziyaretleri öncesi diyordum...

Affetmeyi başarırsak, bazı şeyler değişir... 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31