Kıbrıs’ın kuzeyinde deyim yerinde ise “Tepeden tırnağa” her şey değişti. Üstelik bu değişim olumlu yönde değil. Bir başka noktada adına değişim dediğimiz kötüye gidiş üç yıl gibi kısa bir zaman diliminde oldu. Her zaman altını çiziyorum bir ülkenin sağlığı anlamına gelen ve maddi manevi yatırım yapmaktan vazgeçemeyeceğiniz konular vardır. Ve nasıl ki insanın olmazsa olmazı sağlığıdır. Ülkelerinde bu temel unsurlarının yerini hiçbir şey alamaz.

Şu an KKTC için umutlu konuşmak mümkün değil. Bugünkü konjonktüre ve iradeye bakarsak hükümetin aksayan yerleri düzeltme yönünde pek de niyetli olmadığı ortada. Tüm imkânlar, devletin tüm olanakları sırf kurultay amaçlı kullanılıyor. Üstelik apaçık aleni.

Hükümet partisinin kurultayı elbette önemli. Seçilecek kişi bu ülkenin Başbakanı olacak. Ve kim kazanırsa kazansın, benim ilgilendiğim tek yön halka hizmet tarafıdır. Bir kere kimse aksini söylemesin, halkın istediği, beklediği hizmetler yerine getirilmiyor. Sadece Türkiye hükümetine sadık bir iktidar olma anlayışı ile politikalar üretiliyor. Bu durumda kendine olan güvensizliği gösteriyor.

Mesela; Bu ülkede yaşayan insanların önemli bir bölümü özelleştirmeye karşı. Yine ülke insanının çoğunluğu İlahiyat Okulu açılmasını istemiyor. Bunu din baskısı olarak algılıyor. Sebep nedir? Çünkü birileri karar alıyor ve uyguluyor. Anlatılmıyor, halk hassasiyeti ve özünde halk dikkate alınmıyor. Bu kararların alınma nedenleri nelerdir? Türkiye hükümetine iyi görünmek. Bunu kullanarak iktidarı devam ettirmek. Bunu kullanarak daha yukarılara sıçramak. Bu amaç uğruna halk zarar görmüyor mu? Görüyor. Peki, UBP zarar görmeyecek mi? Görecek.

Ulusal Birlik Partisi bu ülkede büyük güç. 1974 sonrası yükselen milli duyguları, Türkiye’deki yönetimlerin desteği ile büyüten ve çok önemli bir zaman dilimini iktidarda geçiren siyasi renk. Her dönem her seçimden birinci veya ikinci sırada çıkan parti. Fakat içinde bulunulan süreçte en iyi destekçileri bile artık iki kere düşünüyor.

Kasım ayı sonunda gerçekleşmesi beklenen kurultay da son birkaç güne kadar birden fazla adayın yarışması bekleniyordu. Bu cümleyi neden şüpheli seslendirdim? Çünkü geçtiğimiz günlerde adaya gelen Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden sorumlu Devlet Bakanı Sayın Beşir Atalay hükümete ve Başbakan Sayın İrsen Küçük’e destek belirtti. “Siyasi istikrar” bizim için önemli dedi. Ekonomik paketin başarıyla uygulanmasından söz etti. Birebir görüşmeler yaptı. Bunun anlamı açık. Biz bu hükümet ve Başbakanla çalışmak istiyoruz. Kimse Başbakan ve hükümeti engelleyecek adımlar atmasın. Sebebini anlamakta zor değil. Çünkü her anlamda istekleri yerine getiriliyor.

Beşir Atalay başka bir ülkenin, siyasi partisinin iç seçimine müdahale etti. Ama olay sadece bu değil tabi ki. Sayın Başbakan da bu müdahaleyi istedi.

Aslında aylar öncesinden bir hazırlık başlatıldı. İlahiyat, külliye, özelleştirme hepsi bir anda hızlandırıldı. Antalya, Ankara, Starzburg’da temaslar, açılışlar yapıldı. Ve aslında mesajlar verilmek istendi. Bu mesajlar hem muhaliflere, hem de delegelere. Sonuç ne olur? Şuan elbette erken. Ama gerçek şu ki bu konu daha çok konuşulur ve bu köprünün altından daha çok sular akar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31