“Of sıcak” derken bulut aklımıza gelmiyordu.

Hele siyah bulutları düşünün.

Gökyüzünün maviliği gitmiş, yerine her an kötü bir şeyler yapacak gibi bakan siyahlık gelmiş.

Güneş aradan bir baksa…

Yüzünü bir gösterse…

Hani arada ısısını hissettirse…

Bugün hiç yok.

Ve bu karanlık günlerde insanın içi gökyüzünün rengi gibi oluyor.

Hiç sevmiyorum o yüzden siyah olan ne varsa.

Şimdi gökyüzünü bırakıp biraz aşağıdaki siyahlara bakalım. 

“Beslemeler…”

“Bizden daha iyi yaşıyorlar, standartları aşağıya çekilmeli…”

“Bizde böyle villalar yok…”

“Maaşın kaç TL başbakanım?”

“Daha Müslüman yapılmaları gerekir…”

“Daha çok cami, imam gerekir…”

“Külliye şart.”

“Bir de ilahiyat olsa fena olmaz yani.”

“Tabi tabii derhal özeleştirilmeli…”

Duyduk bu tür lafları.

Duyduk ama duymazlıktan geldik.

Sabırlıydık yani.

Bekledik, düzelir, dedik.

Biz bekledikçe onlar saldırdılar.

Sonra yine sabırlı olduk, yine bekledik.

Onlar yine rahat durmadılar.

Toprak bizim oysa.

Bu toprağın denizi de, havası da bizim…

Kim gelip de benim olan için ahkâm kesebilir?

Kim gelip de ne yapmam gerektiğini söyleyebilir?

Yine adımıza karar verdiler, uyguladılar, uygulattılar.

Yine ihaleleri kendileri açtılar, kendileri çaldılar, kendileri oynadılar.

Biz gene, “ya sabır” çektik.

Saymaya kalksam yer kalmaz.

Ayrıca onların buradaki güçleri de saymakla bitmez.

Asker, polis, merkez bankası...

Para onların parası, ithalat en çok oradan…

Evlerde, iş yerlerinde, yolda, sokakta ve hatta dağlarda onlardan getirilmiş, monte edilmiş bir sürü şey var.

Köylerde yaşayanların çoğu da zaten oradan taşınma…

Bizim irademiz dışında taşınanlara topraklarımızı verdiler…

Onlar kendi malları bildiler.

Ektiler, biçtiler, paralarını ülkelerine gönderdiler.

Sonra meclis meselesi var.

Hakları olmadığı halde seçme seçilme hakkını kullandılar.

Ve meclise girdiler.

Şimdi mecliste kürsüye çıkıp ne yapmamız konusunda bizlere akıl veriyorlar.

Ve tüm bu boğaz sıkmaların üstüne çıkıp bir ton laf daha ediyorlar.

Mesela “Size en çok yardımı yapan biziz…” dediler.

Sanki balık tutacak sahil bırakmışlar gibi bir de sıkılmadan üstüne “Artık balık tutmanın zamanı geldi” sözünü döşediler…

Kızmalı mıyız?

Yoksa pankartlarla düşündüklerimizi mi özetlemeliyiz?

Hiçbiri değil.

Biz ancak meclise gidip elektrik zamları için mum yakıyoruz.

Bildiğiniz mum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31