Adli suçların artışı ve toplumun huzurunu derinden sarsan boyutlara gelmiştir. İnsanlık dışı muameleye maruz kalarak cinayete kurban giden Mustafa’nın ardından tabi ki suçlular cezaevinde. Cezaevinde tutuklu mahkûmlarında en az dışardaki vatandaşlar kadar öfkeliydi. Bu yüzden tedbirler alınmak zorunda kalındı. Kurban yedi yaşında bir çocuktu ve sadece şiddete maruz kalmamıştı. Sadece şiddete maruz kalmamıştı, babası tarafından çocukluğu da masumiyeti de insanlık dışı bir biçimde elinden alınmıştı. Mustafa küçücük yedi yaşında bir çocuktu ve maruz bırakıldığı her şeyin bedelini de hayatıyla ödedi. Şimdi ne mi oldu? Mustafa’ya tüm bunları yapan “babası”, “amcası” ve göz yuman “üvey annesi” korku içindeler. “Baba” cezaevine kendi hür iradesi ile girmek istediğini mahkeme huzurunda beyan etti. İnsani duyguları körelmiş dahi olsa cezaevinde kendini güvende hissedecek suçlu vicdanı için nereye sığınacak acaba? Herkesten, her şeyden dört duvar arasına saklanarak kurutulabilir belki ama vicdan yükünden nasıl kaçacak?

Ülkemizde toplumda istisnasız herkesi derinden etkileyen hatta kişisel önlemler almaya iten bu olayın ardından büyük bir merakla mahkeme kararı bekleniyor. Mahkemenin vereceği kararla toplumun öfkesi belki bir nebze diner. Ancak, bu tür olaylara karşı önlem niteliğinde atılacak her türlü adım toplum huzurunu yeniden tesis edecek tek çözümdür diye düşünüyorum.  Çünkü gerek sosyal gerekse ekonomik açıdan sıkıntıların yaşandığı ülkemizde, bu tür bir olayla toplumsal tepkilerin başlaması ve zincirleme devam etmesi pek çok ülkede yaşanmıştır. Rum kesiminde bir okulda çocuklara işkence yapıldığına dair haberleri de okuduk. Dolayısıyla,  biz çocuk haklarından bu tür vakalardaki cezai işlemlere kadar gözden geçirmeli ve gelişen toplum yapısını baz alarak düzenlemeler yapmalıyız.

 Şuan cezaevinde özel hücrelerde tutulan “baba”, “üvey anne” ve “amca” özel güvenlik önlemleri ile üç ay geçirecek. Henüz olay neticelenmedi. Ancak kuvvetle muhtemel en ağır şekilde cezalandırılacaklar. Bu noktada hatırlamamız gereken tek şey bu olayın yaşanmaması için neler yapmış olmalıydık? Bu soruyu kendimize sormalı ve şapkamızı önümüze koyarak eksileri ve artıları değerlendirmeliyiz. Çocuklarımızı korumak ve sağlıklı yetiştirmek adına devlet, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlarımız el ele olmalıdır. İş işten geçmeden, en azından konu çocuklarımız olunca birlik ve beraberliği sağlamalıyız. Mustafa’nın ardından bize kalan sadece öfke, üzüntü, korku ve nefret olmasın. Onun kaybı ile kapadığımız gözlerimizi açalım ve çocuklarımıza el uzatalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31