Bir arkadaş, “Kıbrıslı apartman dairesinde kirayla ya da taksitle oturur ama altında son model BMW yoksa mutlu olmadığı için, borçla da olsa alır, kapıya koyar” demişti…

Az gelişmiş toplumlarla daha çağdaş toplumlar arasındaki en önemli farklardan biri, gösteriş merağı ve kıskançlıktır…

“Irkçılık” yapıp, illa ki “şu toplum böyledir, bu toplum da şöyledir” saptaması değildir yaptığım…

Sadece “sınıf bilinci” konusudur…

Kapitalist sistemde sınıf bilinci çok önemlidir…

Örneğin İngiltere’de bu bilinç seviyesi ülkenin büyük bölümünde çok üst düzeydedir…

Hiç bir İngiliz, doğru dürüst bir evi, sağlam bir işi, yüksek bir geliri yoksa, altına pahalı araba çekemez… Çekmez… Gösteriş yapmaz… En lüks tatillere gitmez… Bütçesine uygun olanı bulur, ona göre mutlu olur…

Üst sınıfın lüks yaşantısıyla da, vergisini verdiği sürece kimse ilgilenmez… Helal olsun der geçer… Çalışmış yapmış insanlar!!!

Yeter ki vergisini versin! Bir olay hatırlarım… Bir Türk, intihara teşebbüs etmişti… İngiliz gazetelerinde büyük olaydı. Ayrıntıya gitmeyeceğim… İngiliz gazeteleri haberi ön sayfalarından vermişti ve tüm gazeteciler, intihara teşebbüs eden bu kişinin belediye evinin önünde dört adet lüks arabanın nasıl ve neden durduğu üzerinde günlerce kafa patlatmıştı!

Bizim ülkemizde sınıf bilinci gelişmiş değildir…

Sınıf bilinci olmadığı için, de siyasi partilerin hedef kitleleri, siyasi taktikleri hep aynıdır…

“Propaganda”ya dayalıdır…

Oysa, çağdaş ülkelerde propaganda ayıptır… Bir siyasi parti propaganda yapmaz… Yapamaz… Çünkü propaganda, yalanı gerçek gösterme sanatıdır…

Propaganda ile bizi kandıran büyük partiler vardır… “Yapacağız, edeceğiz, kıracağız, dökeceğiz, başaracağız, becereceğiz” diyerek sahneye çıkarlar; sonuçta becerirler ama hangi anlamda; net değil!

“Ayağını yorganına göre uzat” diyen bir atasözü var…

Bunu başaracaksın…

Yorgan kısaysa, ayağı içeri çekmeyi bileceksin!

Yorgan yataktan mı taştı, geril ve korkma!

Basit yaşamayı; azla da yetinmeyi öğreneceksin ve öğreteceksin…

İşte mutluluğun sırrı; tekrar edeyim; sınıfını bileceksin… Sandığa giderken, seni temsil eden partileri “aman çok küçüktürler, kazanma şansları yok” diyerek kenara itmeyeceksin…

Yorganın boyunu da bileceksin!

Basit, sade, huzurlu yaşamayı becereceksin!

Beceremedin mi?

O zaman becerenler çıkacak, seçilecek ve sen de “beceren” olamadığın için”; bunun “edilgeni” olacaksın!

Bu kadar basit!

Dün sabah uyandım…

Şeker tavan yapmış durumda… Düşürmeye çalışıyoruz… Gazeteci arkadaşların hazırladığı Medya dergisi benle söyleşi yapmış. Okudum. Bir yerinde, Makarios ile söyleşi yaptığım yazıyor… Öyle demedim… Gülümsedim ama… “Makarios’un Madamme Tussauds Müzesi’nde mumyası ile fotoğraf çekip, şaka olsun diye altına haber yazmıştım ve Türkiyeli bir haber müdürü; ‘Londra muhabirimiz Makarios ile görüşmüş’ diyerek, genel yayın yönetmenine heyecanla duyurmuştu” demiştim… Makarios öldüğünde 11 yaşındaydım… Gülümsedim bir daha… Bu hata beni mutlu etti bir şekilde…

Sırt ve kol ağrısı dorukta… İş yoğun… Bugün seçim var ve ben çalışıyorum… Ama hayır; işimi seviyorum… Üstelik, bir de baktım, bizim iki olan love bird sayısı dörde çıkmış… Bundan daha büyük mutluluk da olamaz… Hava güzel… Mangal güzel… Kuşlar pırıl pırıl…

Mutluluk mu?

Mutluluk beyinde! Mutluluk sizde!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31