Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Hristofyas, 18 Nisan 2010 Pazar günü yapılan KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Dr. Derviş Eroğlu kazanınca çok sevinmişti.

Sevincinin gerekçesi de, Eroğlu Cumhurbaşkanı olarak müzakerelere oturduğu vakit müzakerelerin kilitlenmesi ve masadan kalkması için elden geleni yapacağı ve kendisinin de Kıbrıslı Türkleri müzakereleri çıkmaza sokmakla suçlayıp masadan muzaffer bir komutan edası ile rahatça kalkabileceği varsayımına dayanıyordu.

Ama beklediği hiç gerçekleşmedi.

Tam tersine müzakerelerin gidişatı tam aksi yönde gelişti.

Eroğlu’nun politik deneyimi ve adaya barışın gelmesi doğrultusundaki girimleri ile müzakere heyetinin de yapıcı ve ileriye doğru adım atıcı öneriler yapması sonrasında müzakereleri çıkmaza sokmak için fırsat kollayan, masadan kalkmak için her tür engeli çıkaran ve dünya kamuoyunda da müzakerelerde yapıcı rol oynamayan kişi olarak suçlanan kendisi oldu.

Hristofyas şu anda siyasi bir çıkmaz içinde ve açıkçası büyük bir politik kriz yaşıyor. Rum halkından gerekli desteği almadığı da 22 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde iyice ortaya çıkacak.

Ortağı DIKO bile kendisine karşı ve dış politikasını benimsemiyor. Neredeyse herkes Hristofyas’ın, Glafkos Klerides’ten kalan mirası yediği ve tükettiği inancında.

DISY, EDEK, EVRO.KO ve Ekologlar da Hristofyas’ın ve AKEL’in dış politikasını benimsemiyor.
Kilise ise 2008 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Hristofyas’a verdiği desteği çoktan geri çekti.

Anlayacağınız, Hristofyas yapayalnız. Tek bir desteği eskiden genel başkanı olduğu AKEL’den.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bölgesel güç olmanın verdiği rahatlık ve güçle AB’yi, BM’yi ve NATO’yu Kıbrıs konusunda fena halde bastırıyor ve sıkıştırıyor.

Bir takım tabular şimdiden yıkıldı bile.

Türkiye, Türk vatandaşlarına uygulanan vize zorunluluğunun kaldırılmaması durumunda AB’yi yaptırım uygulamakla tehdit ediyor. Çok değil daha beş sene evvel böyle bir karşı koymayı duysam inanmazdım, ama şimdi bu bir gerçek.

Türkiye artık AB’yi, üyelik süreci müzakerelerini Kıbrıs sorunu yükünden kurtarmayı garanti altına alamazsa, AB ile olan bağlarını koparmakla tehdit etmekle de hiçbir sakınca görmüyor ve de üstelik ısrarcı da.

Kıbrıs Rum tarafı 24 Nisan 2004 referandumundan sonra “Müzakerelerde hakemliği ve takvimi” asla kabul etmeyeceğini, çoklu bir konferansa ise asla katılmayacağını ısrarla söylüyordu.

Bunlara da kulak asan yok artık.

Türkiye’nin baskısı ile BM, müzakereler ile ilgili bir takvim belirlemek ve bu takvimin sonunda da konferans düzenlemek zorunda kaldı.

BM’li diplomatlardan gelen bilgiler de bunu teyit ediyor. BM Kıbrıs sorununun çözümü sürecinde yılsonuna kadar tüm müzakere takvimini, araları ve dönüm noktalarını belirlemiş durumda.
Konferans tarihi de yaklaşık olarak ortaya çıkmış durumda. 2012 yazı, yeni bir Kıbrıs Konferansına ev sahipliği yapacak görünümünde.

Zaten hepsinin son tarihi Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin AB Başkanlık Konseyini devir alacağı 1 Temmuz 2012 günü.

Kıbrıs sorunu ya bu tarihe kadar çözülecek ya da BM çözümün mümkün olmadığını açıklayarak adadan çekilecek.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31