Güneş yeni, doğmuştu.

Beşparmaklardan denize doğru yürüdüm.

Uzaktan, ağaçların arasından iki elinde de baston olan bir adam belirdi.

Bana doğru yürüdü.

Çok yavaştı.

 Yanaştım.

“Günaydın” dedim.

Ayaküstü sohbet ettik.

Omorfo’da oturuyor.

Leymosun’dan gelmiş.

92 yaşında ve zor da olsa kendiişlerini yapabiliyor.

Bayram için Girne’de oturan kızına gelmiş.

Ayrılırken, “Attılar bizi buraya, napacayık, geçineceyik” dedi.

Arkasından baktım.

İki bastonla da olsa en azından yaşıyor.

Kızı bu bayramda da onunla idi…

Ertesi gün.

Templos Köyü’ne doğru yürüdüm.

Yolun başında, tam köşede bir ev vardı.

Evin havlısında, elinde çay bardağıyla kahvaltı yapan bir adam oturuyordu…

Yaklaştım.

“Günaydın” dedim.

Selam verdi.

95 yaşında…

Üç yıl önce de onu o bahçede görmüş fotoğrafını çekmiştim.

O zaman ayaktaydı.

Ayaküstü sohbetimiz olmuştu.

Arada göremediğim için merak etmiştim.

Bu arada durup dururken kalça kemiği kırılmış.

Zor da olsa kızı ile yaşıyordu.

Duvarda bastonu asılıydı…

Giderken baktım…

El salladı, “Napacayık, geçineceyik” dedi.

Kaç sene geçti üstünden.

Kaç yıl bekledik.

Hep umduk, hep ümitlendik.

Oradan kaçarken bir daha geri dönemeyeceğimizi düşünememiştik.

Sanki bir müddet ortalık duruncaya kadardı ayrılığımız.

“Napacayık geçineceyik” sözünü çok kişi söyledi burada.

Söylemeye de devam edecekler.

Ta ki iki nesil gidene kadar…

İki nesil gittikten sonra zaten unutulacaklar, unutturmaya çalışanların yolunu açmış olacak.

Ve geriye4 dönüşün olması gerektiğini kimse bilmeyecek.

Böyle düşüncelerle yürümeye devam ederken gördüm o tabelayı…

Bir yerde zeytin bahçesinin etrafını tellerle çevirmişilerdi.

Tabela oradaydı.

Tabelada “İnşaat alanı izinsiz girilmez” yazıyordu.

Bahçenin bir bölümünde kazı yapılmıştı bir bölümünde de kazıdan çıkan toprakla tepe.

Zeytinlik dedikleri Templos köyünün her tarafında zeytin bahçeleri vardı.

Girne’den uzaktı.

Şimdilerde yükselen apartmanlar Templos köyüne epeyce yaklaşmışken…

Gözlerde kesilecek yeni bahçeler var…

Ve gözler özlenecek sevilecek ülke yerine bir an evvel gitmeli dedirtecek yer inşa etme peşindeler…

Düşünürken…

Köyde yaşlıca başka birisi ile karşılaştım.

Yaşını sormadım.

Kahve içiyordu.

Ona zeytin bahçelerini sordum…

Yüzüme baktı.

“Napacayık, geçineceyik” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31