Liberalizmin gölgesinde, realizmi andıran bir gülümsemeyle harcanan binlerce hayat ve yıkılmakta olan yüzbinlerce umut... Demokrasiden nasibini almamış çarpık bir sistemin doğurduğu sözde barışçıl anlayışıyla, İngiliz sömürge düzeninin bir başka modelini temsil eden çağdaş kolonileşme  düzenini kaygısızca uygulayan bir oluşum.

Türkiye; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti egemenliğini tanıdığını savunan tek ülke. Öyle bir  tanınmışlık ki Kıbrıs Rum Kesimi’nin bayrağını ve marşını gülümseyerek selamlayacak kadar cesur ama KKTC’nin isminin telafuzunu edemeyecek kadar da  ürkek.

Türkiye,  adaya müdahalesinin ardından geçen 40 yıllık dönemde, KKTC halkının Türkiye halkı ile olan bütünlüğüne ve burada inşa edilen devletin Türkiye Cumhuriyeti devletinin de bir parçası oluduğuna vurgu yapmıştır. Bu iyi niyet tablosunun ardındaki kara deliği Kuzey Kıbrıs halkı daha yeni yeni görmekte ve Pandora’nın Kutusu’ndan çıkanlara hayretler içinde bakmaktadır.

Kültür Soykırımı

Son dönemde Kuzey Kıbrıs’a boru hattıyla getirilecek olan su temin projesi oldukça gündemde ve gerek Türkiye gerekse Kuzey Kıbrıs basınında bu olayın asrın projesi olduğu ve Türkiye’nin, Kuzey Kıbrıs halkına yönelik yapacağı karşılıksıız bir iyilik olduğu manşete taşınmaktadır.

Uluslararası  ilişkilerde yapılan hiçbir  iyilik karşılıksız değildir. Hiç bir siyasi kuram en az bir tarafın faydasına olmayacak bir atılımı doğrulamaz ve bu doğrultuda atılan her adım, her zaman için ekonomik ve egemenlik olarak daha üstün olan tarafın faydasına yönelik gelişmektedir. Dolayısıyla su temin projesinin sözde yegane faydasının Kuzey Kıbrıs halkına yönelik olacağına inanmak mümkün değildir çünkü Kuzey Kıbrıs yerli nüfusunun, tam rakam bilinmemekle birlikte, neredeyse üç katı fazlasını TC uyruklu vatandaşlar oluşturmaktadır. Ayni şekilde TC tarafında yapılan ekonomik yardımlar, yollar, sosyal düzenlemeler, eğitim planlamaları, ticari işbirlikler ve benzeri diğer tüm sözde iyilikler, Kuzey Kıbrıs yerli halkına yönelik değil TC’den nüfus üstünlüğü sağlamak ve kültür soykırımı yapmak amaçlı getirilen vatandaşlaradır.

Görünen köy...

Gidişat hakikaten vahim. Bu gidişatın vahimiyetinden tek sorumlu olanlar yöneten veya yönetilenler değildir, nitekim kanlarına 40 yıllık bir süre zarfında aşılanmış olan “çalışmadan kazan; ye ve sus” politikasıyla sindirilmiş,  maddiyat körleri ordusu haline dönüşen sonradan görme tavırlar segileyin  biz Kıbrıslılarız.

Öyle bir toplum ki, ne desek önemsenmez olmuş , kime yakınsak sesimizi işittiremez olduk. Bu kimsenin suçu değil, BU BİZİM SUÇUMUZDUR!

Yaşanan bu kaotik günler, 1974 yılındaki kızgın savaş ateşini bize aratıyor olmuş ama biz hala bize bahşedilen pembe rüyalar dizisinde beyhude dolaşıyoruz... İyi seyirler Kuzey Kıbrıs...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31