Tanju Müezzinoğlu başkanlığındaki Arasta esnafı hareketi Kumarcılar Hanı’nı yıkımdan kurtardı. TC Büyükelçiliğinden sağlanan finansmanla ve devletin devreye girmesiyle buradaki restorasyon çalışmaları da yakın geçmişte tetiklenmiş oldu. 

   Asıl güzel olan şu ki, Kumarcılar Hanı restorasyonunun tamamlanmasından ve bu tarihi mekânın da kültürel bağlamda devreye girmesinden sonra, Lefkoşa’nın altın üçgeni çok eski günlerde olduğu gibi başkentin en tarihsel bölgesinde yaşama geçmiş olacaktır. 

   Bu tarihi üçgeni oluşturan üç önemli mekândan biri Kumarcılar Hanı ise diğer ikisi de Büyük Han ile Bedesten’dir. Büyük Han ve Bedesten restorasyonları başarıyla tamamlanmış ve bu mekânlar otantik Lefkoşa kültürüne önemli turistik değerler olarak kazandırılmıştır.

   Sinesinde büyük bir kültürel zenginliği barındıran surlar içi Lefkoşa’nın daha el atılması gereken nice tarihi mekânı vardır. Ki bunların büyük bir bölümü zaman aşımının ve terk edilmişliğin tırpanı altında yıkılıp yok olma sürecindedirler.

   Bunların teker teker ele alınarak yeniden tarihi Lefkoşa dokusuna etkin biçimde kazandırılması kültürel mirasa olan borcumuzun gereğidir.

     *      *     *

   Örneğin İngiliz sömürge yönetiminin ilk önemli yapılarından biri olan Girne Caddesi’ndeki terk edilmiş eski Emniyet Genel Müdürlüğü binası, sinesinde barındırdığı büyük ekonomik ve turistik potansiyele ve de kulaklarımızda hâlâ çınlayan tarihsel çağrışımlarına karşın akıbeti meçhul yapılardan biri olarak orada durmaktadır. 

   Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ve Lefkoşa Polis Müdürlüğü’nün burayı boşaltarak Yenişehir bölgesindeki yeni ve modern binalarına taşınmalarının üzerinden uzun bir zaman geçti. Peki ne olacak bu önemli binanın akıbeti? 

   Çağdaş kentçilik anlayışı bu tür anlamlı ve değerli yapıların kent merkezinde atıl durumda yıllar boyu bekletilmesine izin vermez. Ama bu çevreci gerçeği bizim ülkemizde kim takar!.

Tanju Müezzinoğlu başkanlığındaki Arasta esnafı hareketi, bu devasa binanın da Lefkoşa’nın tarihsel dokusu içinde bir başka kimlikle etkin biçimde devreye girmesi mücadelesini uzun zamandan beri sürdürmektedir. Bu mücadele henüz sonucunu veremedi. Ortaya çıkan gerçek şu ki, devlet de bu binanın akıbeti konusunda kararsızlık içinde. Girişimlere ve telkinlere devletten doyurucu bir yanıt gelmiyor.

   Bir ara buranın başsavcılığa devredileceği söylentileri dolaştı. Lefkoşa’daki bir üniversitemizin hukuk fakültesine dönüştürülmesi bağlamındaki yoğun girişimler de gözden kaçmadı. Binanın otantik bir alış-veriş merkezine dönüştürülmesi düşüncesini savunanlara da tanık olundu. 

   Ama ortada hâlâ bu çok önemli tarihi binanın akıbeti konusunda elle tutulur bir çalışma yok. Ve bu kararsızlık içinde devasa tarihi yapı kaderine terk edilmişliğin yıpratıcı etkileri içinde orada çürüyüp durmakta, yavaş yavaş dökülmektedir. Hem de başkentin en işlek yerinde, herkesin gözleri önünde…

    *       *       *

   O bina İngiliz Sömürge Yönetimi tarafından Lefkoşa’nın dokusuna uygun bir mimariyle inşa edilmesinden sonra başkentimizin ortasında uzun yıllar devlet otoritesinin ve asayişin gösterişli simgesi olarak ülkeye hizmet verdi. Kimler geldi, kimler geçti o binanın içinden… Nice kriminal olaya ve kimliğe ev sahipliği yaptı bu bina. En ünlü mücrimlerin, idamlıkların tutuklandığı, sorgulandığı adliye mekânı oldu...

   Suçlar ve suçlularla olan ilişkisi yüzünden bir zamanlar çoğu kişi buraya “Allahın olmadığı yer” derdi. Nitekim karanlık ve ürkütücü koridorlarından birinde de uzun süre o tehditkâr yazının bulunduğu bir levha asılı durmuştu. Levhanın üzerinde iri harflerle “Burada Allah Yoktur” yazardı. İçeriye alınan suçlular ya da zanlılar o levhadaki yazıyı okudular mı kendilerine çekidüzen verirler, sorgulamalarda bülbül kesilirlerdi. 

   Ülkede ve özellikle Girne caddesi’nde yaşanan nice tarihi olaya tanıklık eden bu bina, Kıbrıs ortaklık cumhuriyeti döneminde, 1963 ve 1974 tarihi kesitlerinde, önemini artırarak sürdürdü. 60’lı yıllardaki toplumlararası çatışmalar sırasında bir ara TMT’nin en önemli karargâhı durumuna geldi. Yaşamsal operasyonlar oradan yönetildi.

   Diyeceğim o ki, bu bina aynı zamanda tarihi olayların ve unutulmaz Kıbrıslı insan manzaralarının yıllar boyunca geçit resmi yaptığı ülkemize dair bir müze… Eksiğimiz olan müze olarak da neden değerlendirilmesin?   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31